Diyarbakır’ı/Diyarbekir’liyi Kayapınar’ın çok katlı binalarında aramayın, eğer birkaç yerlisi kalmışsa o da Sur’da yaşayanlardır, Sur’un tarihi evlerinin tapusunu elinde tutanlardır.
Evet Sur içi terörle telef oldu, ama o günkü yerel devlet yönetiminin olup bitenlerden de haberi vardı.
Defalarca zamanın valisine “Terör Sur içini silahla doldurdu” denilmesine rağmen “Fazla abartıyorsunuz, haberimiz var” gibi cevaplarla geçiştirildi.
Birkaç defa Sivil Toplum, Devlet ve terör arasında aracı oldu, hatta seçim öncesi Sur terörden boşaltıldı bile, ama ne çare ki bir daha geldiler, gelmelerine göz yumuldu.
Nice babayiğitler orada şahadet şerbetini içti, nereden geldiğini bilmediğimiz nice canlar orada kayıp oldu?
O sırada 18 Mart Çanakkale Zaferi münasebetiyle GAP Radyoya konuk olmuştum. Söyleşinin sonuna doğru sunucu Sur içindeki hadiselerin durumunu da bana sordu, ben de dedim ki, “Kardeşim Mehmetçiğin kanı sahabe kanı ile karıştı, iş büyüdü gayretüllaha dokundu, kısa zamanda bu beladan kurtulacağız inşallah.” Çünkü artık çekilmez bir hal almıştı.