SÜREÇ TAKİBİMİZ ALTINDA

Başbakan Yardımcısı Arınç, "Süreç takibimiz altındadır ve bizim için sonuç önemlidir. Bu sonuca yaklaştığımızı hissediyoruz."

Kültür - 09-05-2013 10:38

Arınç, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı organizasyonu ile Türkiye'de bulunan, Arap ülkelerinden gelen gazeteciler heyetini Başbakanlık Merkez Bina'da kabul etti.
 
Mısır, İngiltere, Ürdün, Fas, Bahreyn gibi ülkelerde yayın yapan çok önemli gazete, dergi ve televizyonların temsilcilerinden oluşan heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Arınç, çalışmalarının verimli olmasını diledi.
 
Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı'nın bu tür organizasyonları bir süredir gerçekleştirdiğini belirten Arınç, Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu'dan pek çok gazetecinin Türkiye'yi ziyaret ettiğini söyledi.
 
Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ve AA'nın Türkiye'nin en prestijli kurumlarından olduğunu ifade eden Arınç, her iki kurumun da 93 yıl önce kurulduğunu anlattı.
   
"AA bugünlerde çok önemli çalışmalar yapıyor"
   
Arınç, "Basın Yayın enformasyon konusunda bir devlet kurumu olarak genel müdürlüğümüz, haber üretmek ve bu haberi farklı dillerde bütün dünyaya yayma konusunda AA bugünlerde çok önemli çalışmalar yapıyor" dedi.
 
Medyadan sorumlu başbakan yardımcısı olarak bütün iletişim kurumlarının başka ülkelerdeki medya kuruluşlarıyla bir araya gelmesi ve işbirliği konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Arınç, yapılan bazı çalışmalardan örnekler verdi.
 
Arınç, şunları söyledi:
 
"Türkiye'de medya çok etkili. Binlerce gazete çıkıyor, yüzlerce yerel, bölgesel, ulusal televizyon kanallarımız var. İnternet fevkalade erişim noktasında güçlü. Medya Türkiye'de her konuda hakim durumda. Biz bunların şüphesiz özgür olmasını ve gazetecilik faaliyetlerinde tamamen serbest olmalarını şüphesiz yasalar ve insan hakları sözleşmesi çerçevesinde sınırları çizilmiş bir özgürlüğün fevkalade kullanılmasından yanayız."
 
Kabulde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, terör örgütünün bugün sınır dışına çıkacağı yönündeki bazı açıklamalar hatırlatılarak bu konuda somut veri olup olmadığının sorulması üzerine, süreçten beklentilerinin, terör örgütünün eylem yapmaması, ülke dışına çıkması ve silahları tamamen bırakması olduğunu söyledi.
 
Birinci aşamanın gerçekleştiğini, şimdi silahlı unsurların yurt dışına çıkmasının söz konusu olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:
 
"Bu konuda Kandil'in kendi takvimi, belirlediği tarihler olabilir. Biz Milli İstihbarat Teşkilatımız aracılığıyla bunun gerçekleşip gerçekleşmediğini, ne gün hangi saat başladığını takip ediyoruz. Ancak 'bu başladı, işte görüntüler' diye bilgi sunmam mümkün değil. Tabii ki takip altındadır ve bunun elbette arzu ettiğimiz istikamette sonuçlanması bizim hedefimizdir. Mesele sonuçlandığında herhalde bunu ifade edecek Sayın Başbakanımızı veya bizi karşınızda bulacaksınız. Süreç takibimiz altındadır ve bizim için sonuç önemlidir. Bu sonuca yaklaştığımızı hissediyoruz. Ama şu gün, şu saat, şu görüntü itibarıyla bu yapılıyor diyecek noktada değiliz."
 
Arınç, bir gazetecinin, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmalarıyla ilgili sorusu üzerine, "Bu soruyu bana eski Meclis Başkanı sıfatıyla soruyorsun herhalde ama Meclisin yeni bir başkanı var, ikinci yılını doldurmak üzere. Adı da Sayın Cemil Çiçek. Bu sorunun tam adresi, iadeli taahhütlü Sayın Cemil Çiçek'tir" ifadesini kullandı.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, terör örgütünün sınır dışına çıkmasına ilişkin sözlerinin hatırlatılmasına karşılık da Arınç, "Değerlendirmeye gerek yok. Bunlar yeni şeyler değil, bayatlamış ifadelerdir. Biz, neyi, nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz, Sayın Bahçeli'den çok daha fazlasını" diye konuştu.
   
Milletvekilleriyle ilgili teklif
   
Milletvekilleriyle ilgili teklif üzerinde TBMM'deki tüm partilerin uzlaşmasının eleştirilere neden olduğunun söylenmesi üzerine Arınç, şu andaki veya önceki dönem milletvekillerinin kendilerine ait özel bir kanunları bulunmasının doğal olduğunu söyledi.
 
AB ülkelerinde milletvekillerinin özlük hakları ve sosyal konumlarıyla ilgili konularda düzenlemeler bulunduğuna dikkati çeken Arınç, "TBMM üyelerinin de kendilerine has bir kanunla bu yetkilerinin, sorumluluklarının, özel halleri ve durumlarının tespit edilmesinde fayda vardır" değerlendirmesinde bulundu.
 
Milletvekilleri için geçmişte çıkarılan kanunun defalarca değişikliğe uğrayarak tanınmaz hale geldiğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:
 
"Eğer milletvekillerine has özel bir kanun çıkacak ve özel bir düzenleme yapılacaksa bunu uygun görmek lazım ancak bu kanun içerisinde neler geliyor, neler getiriliyor bunu elbette kamuoyu da tartışır, Meclis Genel Kurulu da tartışır. Yani bir kısmı 'yok bu kadar da olmaz' diyebilir, bir kısmı 'ne kadar doğru haklı' diyebilir. Nihayet Meclis Genel Kurulu gündemine hakimdir, peşinen suçlama yapmaya da gerek yoktur. Unutmayın ki bundan 5-6 ay önce yine Meclis'te bütün partiler arasında bir konsensüs oluşmuş, milletvekillerinin maaşları ve sağlıkla ilgili konular Sosyal Güvenlik Kanununun bir maddesinde değişiklik yapılarak gerçekleştirilmişti. İşin içerisinde CHP, MHP, AK Parti ve BDP 'evet' dediğine göre Meclis'te böyle bir uylaşmanın, oydaşmanın meydana gelmiş olması herhalde önemlidir. Bakınız o gün yapılanlardan bugün bir tek eleştiri bile kalmadı, bugün getirilmek istenen de bugün eleştiriliyorsa yarın unutulacak demektir."
 
Aslolanın doğru bir düzenlemenin yapılması ve milletvekillerinin görevlerini yapmalarıyla ilgili usul ve esasların yeniden belirlenmesi olduğunu dile getiren Arınç, işin ikinci boyutunun ise çok daha önemli olduğuna dikkati çekti.
 
Parlamentodaki 4 siyasi partinin daha önce belirli konularda olduğu gibi böyle bir konuda birleşebildiğine işaret eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Peki bunlar yapılıyor da niçin Anayasa Uzlaşma Komisyonu kendi görev alanıyla ilgili olarak yeni bir anayasa yapımı konusunda bir araya gelmiyor veya oydaşmıyor veya diyelim ki bu çözüm süreciyle ilgili gelişmeler konusunda bütün siyasi partiler Türkiye'nin gerçeklerini çok iyi bildiklerine göre niye fikir birliği beraberliği yapmıyorlar da iktidarı alabildiğine eleştiriyorlar- Yani ben milletvekilleriyle ilgili 4 partinin iştirakiyle getirilen teklifin, Türkiye'nin temel konularıyla ilgili de bir beraberliğe dönüşmesini arzu ederim. Burada bunu yapıp da diğer konularda yapmamak biraz garip kaçabilir."
   
İsrail ile tazminat görüşmeleri
   
Arınç, İsrail'in, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür dilemesinin ardından başlatılan tazminat görüşmelerine ilişkin sorular üzerine, İsrail'den dönen heyetle bugün görüşeceğini belirterek, heyetin, görüşmelerin olumlu geçtiğini, bazı mutabakatların sağlandığını ancak henüz sonuçlanmadığını ifade ettiklerini anlattı.
 
Arınç, "İsrail ile tazminat konusundaki çalışmalarımız henüz sonuçlanmış değildir. Önemli birkaç noktada karşılıklı mutabakat henüz hasıl olmamıştır. Bunun, toplantı yapmaya gerek duyularak mı, gerek duyulmadan mı biteceği konusunda ben heyetle görüştükten sonra sizlere ayrıca bilgilendirme yaparım" diye konuştu.
 
Arap gazetecilerin soruları
 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "İran'da nükleer enerji, yani barış yoluyla enerji sağlanacaksa, bu her ülkenin halkı için geçerlidir. Bu, İran'ı bir şekilde bahane bularak vurmak için bir sebep teşkil etmemelidir" dedi.
 
Arınç, Başbakanlık Merkez Bina'da kabul ettiği, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Anadolu Ajansı organizasyonuyla Arap ülkelerinden gelen gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Bir gazetecinin, İslam medeniyetini oluşturan Arap ve Türklerin yeniden yakınlaşması gerektiğini, bu kapsamda AA'nın Arapça yayını ve TRT Arapça kanalını desteklediklerini belirterek, "Türkiye, İsrail'in İran'a olası saldırısı durumunda tarafsız konumunu koruyabilir mi" şeklindeki sorusu üzerine Arınç, İsrail ile Türkiye ilişkilerinin bugüne kadar hep dürüst ve sağlam zeminlerde yürüdüğünü belirtti.
 
Türkiye'nin dışarıda farklı görünüp içeride farklı işler yapan ülkelere benzemediğini dile getiren Arınç, "Her ülke kendine bakarak bu konuda bir karar verebilir. Ağzımızdan ne çıkıyorsa yaptığımız iş de odur. Biz 3 yıl evvel büyükelçimizi, büyükelçilik personelimizi geri çekerken aynı zamanda İsrail ile aramızdaki tüm ilişkileri de sıfır noktasına indirdik. Bu askeri bakımdan da böyledir, ekonomik ve siyasi ilişkiler bakımından böyledir. Bunlardan henüz canlandırılmış olanı da yoktur. Şüphesiz Türkiye hem bölgenin barışı itibariyle hem de başka uluslararası ölçekteki Türkiye'yi ilgilendiren, dünyayı ilgilendiren konularda İsrail ile bazı konuları bundan sonra normalleşme sürecine alacaksa bu yine dürüst, açık, şeffaf bir dış politikayla olur. Saklımız gizlimiz yok. Esasen biz güvenilir bir ülke olarak dış politikamızda başarılıyız hamdolsun."
 
İran'ın nükleer tesislerinin hedef olması konusunu değerlendiren Arınç, şöyle devam etti:
 
"İran'ı bugüne kadar hem Birleşmiş Milletler'de hem uluslararası platformda savunan tek ülke Türkiye'dir. Bunun karşılığını ne kadar aldık onu sizin takdirlerinize bırakıyorum. İran, Türkiye'nin verdiği bu desteğin karşılığını şu ana kadar vermemiştir, verememiştir. Hatta bazı konularda bizi üzecek davranışların da içindedir ama biz gönülden inanıyoruz ki İran'da nükleer enerji, yani barış yoluyla enerji sağlanacaksa bu her ülkenin halkı için geçerlidir. Bu, İran'ı bir şekilde bahane bularak vurmak için bir sebep teşkil etmemelidir. Nükleer silah konusunda İran eleştirilecekse buna İsrail'den başlanabilir, belki başka ülkelerden de başlanabilir. Başka ülkelerin nükleer silahı olmasına göz yumup İran'ı bunun dışında tutacaksanız bu da ikili bir standart olur, Türkiye bunu kabul etmez. İyi ama bu söylediklerimi sadece Türkiye söyledi. Bunun dışında hiçbir ülke İran ile ilgili bir konuda Amerika'ya karşı Birleşmiş Milletler'e karşı, İsrail'e karşı sesini yükseltmedi. Şu anda şu olacakmış, bu olacakmış bizim tavırlarımız değişmez. Biz Türkiye olarak komşularımıza herhangi bir saldırı olmasını, müdahale olmasını arzu etmeyiz."
   
"Dış müdahaleye karşıyız"
   
Türkiye'nin Suriye'ye dış müdahaleye karşı olduğunu, bugün de bu noktada durduğunu ifade eden Arınç, "Ama hiçbir yaptırım olmadığı zaman Esed'in neler yapabileceğini fazlasıyla gördük. Dolayısıyla uluslararası karar mekanizmasının Suriye'deki bu trajediyi sona erdirecek bazı girişimlerde bulunması da gerekir. Bazı İslam ülkelerinin, Arap ülkelerinin de Suriye'ye karşı tavrını belli bir noktada netleştirmesi gerekir" ifadesini kullandı.
 
TRT'nin bir kanalının 24 saat Arapça yayın yaptığını, bunun dışında Arapça'nın bütün okullarda seçmeli ders haline geldiğini anlatan Arınç, bugün orta okullarda isteyen öğrencilerin Arapça, Farsça öğrenebildiklerini söyledi.
 
Açılan pek çok kursta da Arapça'ya yoğun ilgi olduğunu belirten Arınç, "Çünkü Arapça çok zengin bir dil, dünyada konuşuluyor. Bizim, Türkiye ile ülkeler arasındaki ilişkilerimizde 'bir lisan bir insan' Peygamberimizin hadisidir. Mutlaka o insanların, o ülkenin lisanını bilme mecburiyetimiz var" şeklinde konuştu. Arapça bazı sözler kullanan Arınç, şakayla, "Ben bile bir şeyler öğrendim, daha ne diyelim. Daha güzelini de öğreneceğiz. Siz de biraz gayret edin bakalım Türkçe'ye yaklaşın. Türkçe'yi de öğrenin. Türkçe de güzel bir dil" diye konuştu.
 
Türkiye'den Arapça öğrenmek isteyenlerin geçmişte Suriye'ye gittiğini, bugün daha çok Ürdün, Mısır gibi başka ülkelerin tercih edildiğini dile getiren Arınç, "3 aylık, 6 aylık programlarda dil öğrenmek için gidiyorlardı. Hatta Başbakanımızın kızı Sümeyye de zannediyorum bir ülkeye gidip böyle 3 aylığına, Arapçasını ilerletmek istedi" görüşünü dile getirdi.
   
"Bugün bir insan ölmezse Suriye'de bizim için başarıdır"
   
Türkiye'de eleştiri tonunun arttığını, ABD'nin Rusya ile görüştüğünü hatırlatan bir gazetecinin Suriye'de yaşananlarla ilgili "Türkiye ne diyecek" sorusuna Arınç, "Türkiye ne diyecek diye sorma. Türkiye her gün bu konuda ne diyeceğini ifade ediyor" karşılığını verdi.
 
Türkiye'nin her gün Suriye'de ne olduğunu, ne olması gerektiğini, düşüncelerini çok güzel ifade ettiğini aktaran Arınç, "Önemli olan başkalarının ne dediği. Onlara da artık birazcık Rabbim gayret versin" dedi.
 
Arınç, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Son aldığımız haber, Cenevre süreciyle ilgili bir gelişmenin olduğu şeklinde. ABD ve Rusya muhaliflerle Esed yanlılarını bir araya getirmek suretiyle bir geçiş döneminin Suriye'de yaşanabileceğinin işaretini verdi zannediyorum dün veya bugünkü açıklamalarla. Bu konuda güçlü ve söz sahibi ülkelerin Rusya'nın bir noktada buraya gelmesi önemli. ABD ve ilgili ülkelerle, Türkiye de bunun içinde şüphesiz olacaktır, en azından silahın ve şiddetin durmasını temin edebilirlerse bugün bir insan ölmezse Suriye'de bu bizim için başarıdır. Ama bütün bunları yaptıktan sonra meşhur bir söz var, Basra harap olduktan sonra bu yapılanın kıymeti nedir. Onu da bugüne kadar bu katliamlara göz yumanlardan Rabbim hesabını fazlasıyla soracaktır."
   
Başbakan Erdoğan'ın görevi bırakması
   
Arap dünyasında da sembol isim olan Başbakan Erdoğan'ın görevi bırakmasından sonra AK Parti'nin gerilemeye girip girmeyeceği yönündeki soruya karşılık Arınç, AK Parti'nin kurucu kadrolarının tüzüğündeki bir madde sebebiyle 2015 seçiminden sonra ara vermek zorunda olduklarını söyledi. Arınç, bu düzenlemeyi bilerek yaptıklarını çünkü AK Parti'nin kurumsal olarak yapılanmasını fazlasıyla tamamladığını vurguladı.
 
AK Parti'nin şu anda 8,5 milyon kayıtlı üyesi bulunduğunu, zengin bir kadroya sahip olduğunu dile getiren Arınç, şöyle konuştu:
 
"Bugün parlamento içerisinden gerekse 10 tane ayrı hükümet çıkarabiliriz. Çok başarılı insanlarımız, kaliteli insanlarımız var. Şüphesiz bunların hiçbirisi bir Tayyip Erdoğan kadar karizmatik, başarılı, halk kahramanı haline gelmiş insan değil. Ama her biri kendi alanında işini iyi yapan, ahlaklı, temiz, dürüst, çalışkan, inançlı insanlar. Bir eksiğimiz yok. Diğer partilerden farkımız o. Onlarda ikinci isim yok, üçüncü isim yok, dördüncü isim yok. Bir kahtı rical yaşıyorlar ama bizde hamdolsun sağına dönsen 50 tane, soluna dönsen 50 tane insan buluyorsun. Rabbimize şükür. Allah verdikçe vermiş. Dolayısıyla şu giderse, bu giderse ne olacak diye merak etmiyoruz. Çünkü sandığa gidecek seçmenlere yönelik bir teşkilatlanmamız var. AK Parti'de kim genel başkan, kim aday olacaksa çok büyük hatalar yapmadığımız takdirde bizden kaynaklanan, biz önümüzdeki seçimleri de kazanırız inşallah. Tabii bir tehlike sezmiş olursak yani partide bir zafiyet oluşacağını hissedersek bunun da tedbirlerini alırız. Biz kendi içindeki bir dönüşümün sağlıklı yapılmasını arzu ediyoruz."
 
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı