Şimdi bakıyoruz, aynı SAMTER yani Samsun'daki Termeliler Derneği, Samsun'da İlkadım Belediyesi Derebahçe sosyal tesislerinde bir gece yapıyor. “Geleneksel Büyük Termeliler Buluşması” diye davetiyesini gönderiyor her tarafa.
Davetiyede bir de ne görelim?
Thermedon Çayı Amazon Efsanesi heykeli.
İşte tam da burada durup tefekkür etmek lazım. Zira bir kavmin istikameti, sembollerinden belli olur. Kime yaslanırsan onunla anılırsın.
AMAZON HEYKELİ’NİN NE ALAKASI VAR TERME’YLE
Tarihçi Heredot ve bir kısım yine eski tarihçiler, Amazonların yaşadığı yer olarak Terme’yi işaret etmişmiş. Peki bununla ilgili herhangi bir belge, anıt, işaret var mıdır? Yoktur. Kimsenin böyle bir derdi yok ki zaten. Efsane böyledir, biz de Terme adına bundan istifade edelim mantığı.
Bu, köksüz ve hikmetsiz bir tarihçilik, öksüz bir aidiyet gayretidir.
Hakikat, rivayete kurban edilemez.
Peki bu Amazonlar Müslüman mıdır? Türk müdür? Ya da medeni bir topluluk ya da millet midir? Kimsenin haberi yok, kimsenin böyle bir derdi de yok.
Peki, Amazon efsanesindeki kahramana dönüştürülen ve Terme adına sahiplenilen kadınların özellikleri nedir bilindiği kadarıyla?
Kadın savaşçıdırlar.
Bir göğüslerini daha iyi ok atmak için kestirmişler ve en büyük düşmanları ise erkekler olmuştur. Ve erkeklerin Amazon kadınlar için tek değeri üremek için kullanmaktan başka bir şey değildir.
HANGİ AKILLA, HANGİ HAKLA, HANGİ VİCDANLA
Şimdi sorarım size ey vicdan sahipleri: Fıtrata savaş açmış, erkeği düşman bellemiş, nesli ifsat eden bir mitolojiyi, Anadolu’nun bağrında, ezanların göğe yükseldiği Terme’ye mal etmek, hangi akla, hangi vicdana sığar?
Terme'de yaşadıkları tamamen efsane ve bizce de hiçbir inandırıcı belgeye dayanmadığı için safsata olan Amazon efsanesine sahip çıkmak Terme'ye ne kazandıracaktır?
2000 yılında da Amazon Festivali düzenlenmişti Terme'de ve Amazon Güzeli seçilmişti. Neyse ki sonradan vazgeçildi bu festivalden. Ama şimdi bakıyoruz o günleri özleyenler var ve Amazon safsatasını yine ısıtılıp Termelilerin önüne koyuyorlar.
Unutmayalım, batıl ısrarla tekrar edilirse hak gibi görünür. Lakin hak, tekrarla değil, fıtratla kaimdir.
TERME MÜSLÜMAN DİYARIDIR
Türk’ün yurdudur. Camileri, türbeleri ve üzerindeki Müslüman Türk boylarıyla İslam’a, bu topraklara hizmet etmiş çok nezih bir ilçemizdir.
Çok güzel insanlar yetiştirmiş bir yöremizken Terme'ye uyduruk efsane, uyduruk Amazon heykelleriyle tanıtmak, anlatmak çok büyük yanlıştır.
Bütünşehir Dergisi yazarlarımızdan Ahmet Sezgin'in daha önce yayınladığımız yazısı Terme'nin gerçek değerlerini çok net bir şekilde anlatmaktadır zaten.
Terme; edebiyat, sanat, ilim alanında kıymetli eserler vermiş değerli kültür, sanat ve bilim adamlarıyla da bilinip ilgi çekmeli ve sevilmeli. Çünkü bir şehir, kendisinin yetiştirdiği şair, yazar, sanatçı, ilim ve fikir adamı oranında güçlü ve zengindir.
Termelilerle çok kıymetli şahsiyetler arasında bir ünsiyet, bir aynileşme gerçekleşmeli. Yazar, şair, sanatçı ve ilim adamlarımız yeni nesillere ilham kaynağı olmalı; empatiyle birlikte kültür, edebiyat ve ilim sahasında bir sinerji, bir özgüven meydana gelmeli.
İşte o isimler: Terme’de yaşamış Hababam Sınıfı roman ve filminin yazarı Rıfat Ilgaz, Cumhuriyet döneminin en önemli şairlerinden Turgut Uyar ve Hilmi Yavuz ile Termeli Baha Rahmi Özen, Senai Demirci, Ziya Behlül (Servetifünun dergisi şair ve yazarı) ve Metin Kökten gibi tanınmış çok kıymetli yazar ve şairlerimize, ünlü sinema sanatçımız Mehmet Aslantuğ ile devlet sanatçısı müzisyenimiz Ertuğrul Sevindik’e; Prof. Dr. Seyfullah Çevik, Prof. Dr. Mehmet Beşirli, Prof. Dr. Ömer Aydın, Prof. Dr. Halil Başar, Prof. Dr. Muharrem Dinçer gibi Termeli birçok değerli ilim adamına, şehitlerimize bir vefa örneği olarak Samsun ve Terme Belediyesi tarafından sokak, cadde, park, köprü, üstgeçit, kültür merkezi ve okul gibi yerlere isimlerinin verilmesini teklif ediyorum.
Bu noktada Terme’nin çok kıymetli yazarlarından Yazar-Şair Zeki Ordu Hocam, bu konu hakkında köşesinde çok önemli bir yazı yazmıştı: “O kadar köprü varsa ve onlara bir isim verilmesi isabetli olmaz mı? Şöyle Terme’ye has bir isim. Her yanıyla Terme kokan bir isim. Yer ismi mi olur, kişi ismi mi olur bilmem. Ancak her köprünün bir ismi olursa her adres tarifinde Terme’nin bir tarafı daha söylenir. (…) Mesela ‘Ziya Behlül Köprüsü’ nasıl olur. Terme’nin kanaat önderlerinden birinin ismi olabilir. Turgut Uyar, Hilmi Yavuz ve daha nice kültür ve sanat ehlinin isimleri olabilir. Hatta ‘Cüneyd-i Bağdadi’ köprüsü dahi olabilir. Mesele anlamlandırmak. Bir yönüyle Terme kültürünü halka yaymak. Yoksa orada duruyorlar kendi başlarına ve kimseye de bir zararı yok.” (Bilgi Gazetesi, 25 Haziran 2014)
TEKLİFLER SOMUTLAŞTIRILMALI
90 yıl önce Terme’de ilkokulu bitirmiş olan Hababam Sınıfı roman ve filminin yazarı Rıfat Ilgaz’ın ismi, “Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi” olarak yaşatılabilir. Babasının mezarı, Yeni Camii’nin altında kaldığı için o taraflarda bir köprü veya sokağa da ismi verilebilir.
Dünyaca ünlü Şair-Yazar Turgut Uyar, bir dönem Terme Askerlik Şubesi’nde subay olarak görev yaptığı için orada bulunan parka “Turgut Uyar Parkı”, yahut Terme’nin en eski köprüsüyle ilgili şiiri olduğu için “Turgut Uyar Köprüsü” ismi çok münasip olur.
Ünlü şair-yazar-gazeteci Hilmi Yavuz, Terme Cumhuriyet Meydanı’ndaki saat kulesinin yerinde bulunan Terme İlkokulu’ndan mezun olduğu için saat kulesine veya meydana “Hilmi Yavuz” isminin verilmesi çok şık olur. Terme Halk Kütüphanesi’ne de ismi verilebilir.
Ahmetbey Köyü’ne adını veren kişinin oğlu olan ve o köyde doğan (mezarı Ünye’de bulunan) Servetifünun Dergisi şair-yazarı Ziya Behlül’ün adının oradaki bir okul, cadde ve sokağa veya Terme Lisesi’nin arkasındaki köprüye verilmesi, güzel bir vefa örneği olur.
Altmıştan fazla esere imza atan, Çanakkale, Hekimoğlu Efsanesi, Debreli Hasan eserleriyle bilinen meşhur yazarımız Baha Rahmi Özen’in ismi, bir yere yaşarken verilmelidir.
Onlarca esere imza atan, televizyon programcısı Dr. Senai Demirci ile sinema sanatçımız Mehmet Aslantuğ’un ismi, mezun olduğu Terme Ortaokulu veya Terme Lisesi’nin yanında bir yerde, en azından bir kütüphanede olmalıdır.
TERMELİ ŞEHİTLER UNUTULMAMALI
Terme’de karayolu üzerinde yapılan üstgeçitlere de Ordu ve Giresun’da örnek bir şekilde olduğu gibi, isimleri bir yere verilmemiş Termeli şehitlerimizin veya evliyaların adlarının verilmesi, çok hayırlı ve takdire şayan bir davranış olur.
“Amazon”, “Fenk” gibi yabancı kültürleri çağrıştıran isimlerle değil; kıymetli şair, yazar, sanatçı ve akademisyenlerimizle şehitlerimize vereceğimiz büyük değer sayesinde yeni nesillerde bir “Termelilik bilinci” ve ruhu; doğduğu veya yaşadığı coğrafyaya daha fazla değer verme, doğup büyüdüğü yerle ilgili “aidiyet duygusu” oluşturma, “coğrafyadan vatana” ulaşma şuuru oluşacaktır.
Zira medeniyet, taşla değil, insanla kurulur. Şehirler, heykellerle değil, şahsiyetlerle anılır. Terme’yi Amazon’a değil, ezana, irfana, vefaya nispet edelim. Çünkü biz, kökü mazide olan atiyiz.