TEŞVİK SİSTEMATİĞİNİ yeniden kurguladık

Ekonomi Bakanı Çağlayan, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması için Ar-Ge, inovasyon ve markalaşmaya daha çok yatırım yapması gerektiğini belirterek, "Teşvik sistematiğini bu alanları destekleyecek şekilde kurguladık"

Fikir - 25-05-2013 11:03

Çağlayan, bazı manipülasyonlarla Türkiye'nin eksenin kaydığı yönünde söylemlerin ortaya atıldığını ve Türkiye'nin suçlandığını ifade ederek, "Ben de bu eleştiriler için 'Türkiye'nin ekseninin kaydığını düşünenler kendi eksenine baksın. Asıl onların ekseni kaymış' dedim. Çünkü dünyada bir eksen kayması var. Geçmişle gelecek aynı olmayacak" diye konuştu.
 
Bakan Çağlayan, Türkiye bir eksen kaymasına girmeseydi toplam 43 milyar dolar ihracat yapamayacağını ifade ederek, pazar çeşitliliğini artıran Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihracatının yüzde 60'lardan yüzde 40'lara geldiğini kaydetti.
 
Sadece Avrupa'ya ihracat yapan Türkiye'nin ihracat rekorunu kıramayacağını vurgulayan Çağlayan, bu ihracat olmazsa Türkiye'nin de yüzde 2,2 büyüyemeyeceğini belirtti.
 
Çağlayan ihracattaki başarının Türkiye'nin geleceği iyi okumasından kaynaklandığını ifade ederek, mal ve sermayenin yön değiştirdiği dönemde Türkiye'nin dünyanın 141 ülkesine ihracat yaptığını kaydetti.
   
Ar-Ge, inovasyon ve markalaşmaya daha çok yatırım gerekiyor"
   
Çağlayan, Türkiye'nin 2023'teki 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşması için Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmaya daha çok yatırım yapması gerektiğini, teşvik sistematiğini bu alanları destekleyecek şekilde kurguladıklarını ifade etti.
 
Çağlayan, Turquality kapsamındaki firmaların markalı ihracatlarındaki birim fiyatlarının yükseldiğini vurgulayarak, "Bu bize şunu gösteriyor, markalaşmaya devam, markalaşmayı desteklemeye sonuna kadar devam" dedi.
   
"Türkiye bir makas değişikliği yaşıyor"
   
Çağlayan, Türkiye'nin kredi notunun yükseltilmesine vurgu yaparak, söyle konuştu:
 
"Gördüğünüz gibi not artışları arka arkaya geliyor. Türkiye'nin not artışına ihtiyacı yok. Onlar kendi itibarını kurtarıyor. Türkiye'nin not artışı çok daha yüksek olmalı. Son artış da Kanada'dan geldi. Türkiye'de artık bir günde dünyanın en büyük ihaleleri yapılıyor."
 
Zafer Çağlayan, yeni teşvik sistemine de değinerek, "Artık ne olursan ol gel yok. Yüksek teknoloji ve katma değerli ürün istiyoruz. Bunu başaranlara çok yüksek teşvikler vereceğimizi söyledik. Şimdi Türkiye bir makas değişikliği yaşıyor. Gelişmiş ülkelerin geçmişte yaptıklarını biz şimdi yapıyoruz" diye konuştu.
   
"İnovasyon tersine işlemeye başladı"
   
Çağlayan, uluslararası firmaların yeni ürünleri ve inovatif faaliyetleri, yüksek gelirli ülkelerde ortaya koyduktan sonra bu ürünleri düşük gelirli ülkelerde satışa sunduklarını hatırlatarak, "Buna geleneksel inovasyon deniyor. Ters inovasyon ise bunun tam karşıtı. Yani inovasyonun düşük gelirli ülkelerde gerçekleştirilmesinden sonra yüksek gelirli ülkelerde satışa sunulduğu durumları tarif ediyor. Artık dünyada gelişmekte olan ülkelerin yıldızı yükseliyor" diye konuştu.
 
İlk kez 2012'de gelişmekte olan ülkelerin dünya GSYİH'sının yarısına ulaştığını vurgulayan Çağlayan, gelinen noktada gelişmekte olan ülkelerin dünyanın yükünü çektiğini ve dünya ekonomisine yön verdiğini söyledi.
 
Çağlayan, bu sebeple inovasyonun tersine işlemeye başladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Türkiye'de de başarılı inovasyon örnekleri var. Pazar çeşitlendirmemiz buna iyi bir örnek. Firma bazında baktığımızda ise aklıma gelen ilk örnekler Simit Sarayı ve Koton. 10 yıl önce simit sadece tezgahlarda satılırken, simit fırınları bugün yemek yenen yerlere dönüştü. Simit Sarayı bu başarılı inovasyon örneğini şimdi yurt dışına taşıyor."
 
Türkiye'nin geçmiş dönemlerde fiyat avantajı ile rekabet gücünü koruyabildiğini anlatan Çağlayan, "Artık bu sektörlerdeki varlığımızı, rekabet avantajımızı sürdürülebilir hale getirmek için inovasyon, tasarım ve markalaşma konusunda hızlı bir gelişim göstermek zorundayız" dedi.
   
"Katma değerli ürün ihracatımızı artırmamız şart"
   
Çağlayan, ihracat birim fiyatında sürekli bir artış olduğunu ancak fiziki olarak ihracatına ağırlık verilen ürünlerdeki gelirin son derece zayıf olduğunu belirterek, bu alanda harcanan emeğin fiyatların ya da katma değerin yüksek olduğu ürünlerin üretimine kaydırılması gerektiğini söyledi.
 
Çağlayan, katma değeri yüksek ürünlerde "Üretimi nasıl artırırız, ihracatımızı nasıl artırırız?" buna bakılması gerektiğini ifade ederek, "Bunun için Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmaya daha çok yatırım yapmamız lazım" dedi.
   
"Teşvik yetmez, kamuoyu oluşturmamız gerekiyor"
   
Çağlayan, Türkiye'nin 2023 ihracat hedefine özgün tasarımlı, yenilikçi ve markalı ürünler ihraç ederek gerçekleştirebileceğini belirterek, şöyle konuştu:
 
"Bu kapsamda öncelikle Ar-Ge yatırımlarını artıracak tedbirler alarak, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Ar-Ge harcamalarının GSYİH'ye oranını aşamalı olarak artıracak ve 2023'te yüzde 3'e çıkaracağız. Yatırım-üretim-ihracat değer zincirinin tüm halkalarına yönelik oluşturduğumuz teşvik sistematiğimizi, Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşmayı özendirecek şekilde kurguladık ve uyguluyoruz"
 
Çağlayan, sadece teşvik etmenin yetmediğine vurgu yaparak, Türkiye'de bu konularda kamuoyu oluşturmak, farkındalığı artırmanın da çok önemli olduğunu dile getirerek, "Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri" ve "Turquality Vizyon Semineri" gibi etkinliklerin bu farkındalığı oluşturmak için atılan önemli adımlar olduğunu kaydetti.
 
Çağlayan, moda ve endüstriyel ürün tasarımı alanlarında faaliyet gösteren firmalara yurt dışı tanıtım, pazarlama, kira gibi geniş bir yelpazede destekler sunduklarını vurgulayarak, "Türkiye son yıllarda tasarım konusunda önemli işler yapıyor. Bunun sonucunda da son birkaç yılda endüstriyel tasarım tescil başvurularında Avrupa'nın en çok başvuru yapılan ülkeleri arasına girdik" dedi.
 
Zafer Çağlayan, "2011'de Ar-Ge harcamaları 6,7 milyar dolara ulaştığını ve GSYİH'nin binde 8,6'sına yükseldiğini, hedeflerinin 2023'te yüzde 3'e çıkarmak olduğunu dile getirdi.
 
Katma değerli ürünün aynı zamanda belirli bir marka değeri olan ürün anlamına geldiğini vurgulayan Bakan Çağlayan, şöyle konuştu:
 
"Türkiye'nin de markalaşması olarak gördüğümüz bu yolculukta Bakanlığımızın markalaşmaya verdiği önemi ve destekleri hepiniz biliyorsunuz. Turquality bugün itibariyle 90 firmamız 102 markası ile kapsama dahil oldu. Birçok markamız ise programa girmek için yoğun çaba gösteriyor."
 
Bakan Çağlayan, Turquality Programı'nda yer alan firmaların 2012'de sadece destek kapsamındaki markalarıyla yaptıkları ihracatın birim fiyatının 3,28 dolar olduğunu, bunun markalı mal satmış olmanın ortaya koyduğu katma değerden kaynaklandığını belirtti.
 
Bölgesel anlamda lider markaların oluşmaya başladığını vurgulayan Çağlayan, "Kazandırdığımız vizyon ile bu hedefe er veya geç ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Çünkü marka olmak ve markalaşmak uzun vadeli, sabır isteyen bir yatırımdır. Biz de Bakanlık olarak her zaman sizin yanınızda olacağız, bu yolculukta size her türlü desteği vereceğiz" diye konuşu.
 
Çağlayan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Türkiye'nin bundan 40- 50 yıl önce yıl önce montajla bu işe başladığını, ancak şu anda bir otomobilin yüzde 85'ini yapabilecek bir yan sanayi kabiliyetine sahip olduğunu anlatan Çağlayan, "Otomobil yapmak için de yüzde 100'ünü yapmanız gerekmiyor. Gelmiş olduğumuz ortamda o marka denildiği zaman Türkiye'yi akla getirecek bir şey yapalım" ifadelerini kullandı.
 
Otomotiv sektörüne çok önemli destekler verdiklerini dile getiren Çağlayan, en fazla açık verdikleri motor ve aktarma organı ile ilgili yeni bir sistemi ortaya koyduklarını anlattı.
 
Çağlayan, geçen yıl toplam 19,2 milyar dolar otomotiv sanayinde ihracat yaptıklarını ve bunun 18,3 milyar dolarının yan sanayinden elde edildiğini ifade ederek, ana sanayinin sahip olduğu 11 milyar dolar ihracatlın, 6 milyar dolarını motor ve aktarma organı ithal ederek gerçekleştirdikleri için bunun sürdürülebilir olmadığını söyledi.
 
Zafer Çağlayan, "Biz motor ve aktarma organı yapabilecek zekaya onlardan çok daha fazla sahibiz. Ancak bugün Türkiye'deki otomotiv sektörü dışarda kendisine lisansı vermiş olan firmaların güdümü ve tekeli altında" diye konuştu.
 
Yatırım yapmak isteyenin, istediği ortamı dile getirmesi halinde, oturup bu konuyu kendileriyle görüşebileceklerini belirten Çağlayan, gerekirse bir çok ülkenin yaptığı gibi bu işi yapacak olan ve yanında devleti de görmek isteyen firmaya, kamu olarak da böyle bir işin içine girebileceklerini söyledi.
 
Çağlayan, bir soru üzerine şunları söyledi:
 
"Bizim derdimiz bir sedan bir binek otomobil yapmak değil. Hafif bir ticari araç yapalım. Elektrikli bir araç yapalım veya elektrikli aracın dışında alternatif enerji yapacak bir araç yapalım ama yapalım ve tüm dünyaya Türk markası olarak, Türkiye'de üretilmiş bir ürün olarak bunu verelim."
 
Çağlayan, bu anlamda Karsan'a daha önce Amerika projesinde destek vermek için Cenevre'ye gittiklerini anımsatarak, sürekli temas halinde olduklarını, kapılarının sonuna kadar açık olduğunu söyledi.
 
Türkiye'nin geldiği noktada kendi otomobilini yapabileceğine işaret eden Çağlayan, şunları kaydetti:
 
"Biz bunu yapmak istiyoruz ama yapacak kimse yok. Türkiye'nin sonu değil, Türkiye, bir araç yapmazsa 2023 hedefini yakalayamaz diye bir kaide yok. Ama bu olursa iyi olur. Bu bize başka ufuklar açar, arkasından yerli uçağımız yerli otomobilimiz ortaya çıkar."
 
Konuşmanın ardından, Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, Zafer Çağlayan'a, bir saat hediye etti. Çağlayan saati basın mensuplarına göstererek, saatin özeliklerini anlattı.
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın