Türkiye’de şirketlerin ticaret odalarına üyeliği, aidat yükümlülükleri ve odaların sunduğu hizmetler yeniden tartışma konusu oldu. Bir şirket sahibinin kaleme aldığı eleştirel değerlendirmede, zorunlu üyelik sistemi sorgulanırken ticaret odalarının işletmelere sağladığı faydanın daha açık biçimde ortaya konulması gerektiği vurgulandı.
“Okumadığım gazeteye para ödüyorum”
Ticaret odasından her ay kendisine gönderilen Ticaret Sicil Gazetesi’ni yaklaşık on yıldır açmadan geri dönüşüme attığını belirten şirket sahibi, bu yıl odaya 43 bin lira ödediğini ifade etti. Gazeteyi okumadığı hâlde bu yayın için yaptığı harcamayı sorgulayan şirket sahibi, zorunlu üyelik nedeniyle tercih etmediği bir hizmetin maliyetini üstlenmek durumunda kaldığını savundu.
Eleştiride, ticaret odalarına üyeliğin şirketler açısından isteğe bağlı olmadığını belirten yazar, aidatların ödenmemesi hâlinde gecikme zammı ve tahsilat süreçleriyle karşılaşılabildiğine dikkat çekti. Oda gelirlerinin yalnızca aidatlarla sınırlı olmadığını, mevzuat kapsamında farklı gelir kalemlerinin de bulunduğunu hatırlatarak sistemin bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Karşılığında hangi hizmeti alıyoruz?”
Ticaret odalarının temel işlevlerinin başında ticaret sicili işlemleri, şirketlere yönelik bilgilendirme, mesleki temsil ve iş dünyasının ortak sorunlarının ilgili kurumlara aktarılması geliyor. Ancak eleştiriye konu olan değerlendirmede, bu hizmetlerin işletmeler açısından ne ölçüde karşılık bulduğu sorgulandı.
Şirket sahibi, kendi tecrübesinden hareketle odadan düzenli olarak gönderilen gazete dışında yararlandığı somut bir hizmet bulunmadığını ileri sürdü. Oda faaliyetlerinin toplantılar, temsil organizasyonları ve yöneticilerin görünürlüğü etrafında yoğunlaşmasını eleştiren yazar, üyelerin ödediği paranın karşılığını daha açık biçimde görebilmesi gerektiğini savundu.
Zorunlu üyelik yerine gönüllü sistem önerisi
Değerlendirmede, ticaret sicili hizmetlerinin kamu idaresi tarafından yürütülmesinin mümkün olduğu belirtilerek mevcut yapının yeniden ele alınması önerildi. Ticaret odalarının işlevlerinin ve zorunlu üyelik sisteminin gerekliliğinin tartışılması gerektiğini kaydeden şirket sahibi, üyeliğin gönüllülük esasına dayandırılmasını istedi.
Öneriye göre, sunduğu hizmetlerle işletmelere katkı sağlayan odalar üyelerinin desteğini almaya devam edebilecek; üyeler açısından yeterli fayda üretmeyen kuruluşlar ise üyelik ve gelir kaybıyla karşılaşabilecek.
“Şirketler ekonomik baskılarla mücadele ediyor”
Şirketlerin enflasyon, yüksek finansman maliyetleri ve tahsilat sorunlarıyla mücadele ettiği bir dönemde zorunlu aidatların işletmeler üzerindeki yükünün de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Eleştiride, ticaret odalarının gönüllü üyelik esasına göre faaliyet gösterdiği ülkelere de atıfta bulunuldu. Ancak ülkelerin oda yapılanmaları ve ticaret sicili sistemleri birbirinden farklı olduğu için uluslararası örneklerin mevzuat ve kurumsal yapı bakımından karşılaştırmalı biçimde incelenmesi gerekiyor.
Tartışmanın merkezinde ise şu soru bulunuyor: Ticaret odaları, üyelerinden zorunlu olarak tahsil edilen aidatların karşılığında işletmelere hangi somut faydaları sağlıyor?
Şirket sahibinin çağrısı, ticaret odalarının hizmet kalitesinin, hesap verebilirliğinin ve üyeler açısından oluşturduğu ekonomik değerin yeniden değerlendirilmesi yönünde oldu.
“Değer üreten oda üyesini korur; üretmeyen kapanır.”