Toplumsal Demokrasi Versus İdeolojik Demokrasi
Kimileri, bu ülkede demokrasinin yeteri kadar işlemediğinden bahisle yakınıyor
Fikir - 13-06-2015 20:00
Kimileri, bu ülkede demokrasinin yeteri kadar işlemediğinden bahisle yakınıyor.
Acaba bu ülkede gerçek anlamıyla bir demokratik yönetim kurulabilir mi?
Bizim, şimdi söyleyeceğimiz argümanlar günümüzün koşulları dikkate alınarak ileri sürülmüş değil. Biz bu fikirleri yıllardır söylüyoruz. 90'lı yılların ilk yarısında bir dergide yazdığımız o yazılar gene o yıllarda bir kitap haline getirildi (Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti). Dolayısıyla konu güncel değil; ilkesel bir temelden bahsediyorum.
Demokrasi, temelde, sınıflı toplumlara özgü bir yönetim biçimidir. Farklı sınıfların kendi çıkarlarını koruma sadedinde kurdukları siyasal partiler marifetiyle millet meclisinde temsil hakkını ve yetkisini kullanma imkânını bahşeden bir yönetim biçimi...
Burada anahtar kelime sınıftır. Sınıf, salt servetle ya da etnik farklılıkla izah edilebilecek bir kavram değil. Belki bir yerde servet belirti kabul edilebilir. Fakat tek ölçü ve ölçüt değil... Nitekim bir işçi belki bir burjuvadan bireysel olarak zengin olabilir. Fakat işçi proletarya sınıfında yer alır, burjuva ise, kendi adını taşıyan sınıfta... Aristokrat kendi sınıfının üyesidir, din adamı kendi sınıfının... Bu sınıflara ait üyelerin (bunları bir derneğin kayıtlı üyeleri gibi düşünmeyin, oraya mensup bulunan kişiler olarak telakki edin) her biri kendi sınıfının mensubudur. Bunların hiçbiri durduk yerde bir başka sınıfın mensubu olarak iş görmez. Her biri kendi sınıfı ve kendi sınıfının partisi için çalışır; çünkü onun çıkarını ancak kendi partisi mecliste savunur... Dolayısıyla bir partinin milletvekili gülünç olmayı göze almadıkça başka bir partiye geçme talebinde bulunamaz. Veya destek sağlayamaz.
Oysa Türkiye'de olsun, koşulları Türkiye'ye benzeyen ülkelerin demokrasilerinde olsun bu tür teşebbüsler kolaylıkla yapılabilmektedir. Çünkü bu ülkelerin demokrasileri sınıf esası üzerine değil, ideolojik temel üzerine bina edilmiştir. İşte bu nedenle, ideolojik olarak birbirine muhalefet eden siyasal partiler işbirliğine gidebildiği gibi, parti üyeleri veya milletvekilleri bireysel olarak veya topluca bir partiden bir başka partiye geçebilmekte ve kimse de bu garabeti yadırgamamaktadır. Aslında parti değiştiren bir milletvekilinin ahlaken milletvekilliğinden de ayrılması beklenir. Ama öyle yapana rastlanmadı şimdiye kadar... Varsa da ben bilmiyorum.
Şimdi bu söylediğimiz tablo içinde siyasal partilerin birbirini çıkar temelinde denetlemesi de mümkün görünmüyor. Söz konusu denetleme de son tahlilde ideolojik dolayımda gerçekleştirildiğinden gerçekçi olamıyor ve hesaplaşma cihetine gidilemiyor.
İdeolojik demokrasinin temeli ancak etik değerler üzerinden yükselebilir. Fakat reel çıkarlar bu etik değerlere riayet etmeyi önlüyor. İdeolojik olarak birbirine muhalif olan siyasal partilerin, seçim zamanı yumurta kapıya geldiğinde dayanışma içine girmesi, daha baştan, bütün etik değerlerin altüst olduğunu gösterir, gösteriyor.
Olay sanki devenin özrünü haklı çıkarmaya teşne: boynunun eğriliğini işaret edenlere, nerem doğru ki, diyen devenin...
Not: bu yazı 7 Haziran seçiminden haftalar önce yazılmıştı; ancak yayımı bugüne denk geldi.
yenişafak
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı