Klasik Ehl-i Sünnet anlayışına göre Kur’an-ı Kerim, lafzı ve manası Allah’a ait olan "Vahy-i Metlüv" olarak kabul edilirken, sünnet ise ilahi yönlendirmeye dayanan "Vahy-i Gayr-i Metlüv" kapsamında değerlendiriliyor.
Okunan ve Tilaveti İbadet Sayılan Vahiy
Arapça kökenli bir terim olan "Vahy-i Metlüv", "okunan vahiy" anlamına geliyor. İslam alimleri bu kavramı doğrudan Kur’an-ı Kerim için kullanıyor.
Bu anlayışa göre Kur’an’ın hem lafzı hem de manası Allah tarafından vahyedildi. Kur’an’ın namazlarda okunması, tilavetinin başlı başına ibadet kabul edilmesi ve hiçbir beşer müdahalesine açık olmaması, onu diğer dini metinlerden ayıran temel özellikler arasında yer alıyor.
Sünnet İçin Kullanılan Kavram
Klasik İslam usulünde Hz. Muhammed’in sünneti ve hadisleri de vahiy tartışmalarının merkezinde bulunuyor. Ehl-i Sünnet alimleri, sünnetin önemli bir bölümünü "Vahy-i Gayr-i Metlüv" olarak tanımlıyor.
Bu görüşe göre sünnette yer alan hükümlerin kaynağı ilahi yönlendirmeye dayanırken, sözlerin lafzı Hz. Peygamber’e ait kabul ediliyor. Bu nedenle hadisler Kur’an yerine namazda okunmuyor ve tilaveti Kur’an’daki anlamıyla ibadet sayılmıyor.
Necm Suresi Delil Gösteriliyor
Sünnetin vahiy kaynaklı olduğunu savunan alimler, Necm Suresi’nin 3 ve 4. ayetlerini temel deliller arasında gösteriyor.
Ayetlerde şöyle buyruluyor:
"O, hevâsından konuşmaz. O (bildirdikleri) kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir."
Bu ayetlerin, Hz. Peygamber’in dini konulardaki beyanlarının ilahi kontrol altında bulunduğunu ortaya koyduğu ifade ediliyor.
Haşr Suresi de Tartışmanın Merkezinde
Konuya ilişkin sıkça atıfta bulunulan bir diğer ayet ise Haşr Suresi’nin 7. ayeti.
Ayette:
"Peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının."
buyruluyor.
Ehl-i Sünnet alimleri, bu ayetin sünnetin bağlayıcılığına işaret ettiğini belirtirken, sünnetin İslam hukukunun temel kaynaklarından biri olduğunu vurguluyor.
Farklı Yaklaşımlar Bulunuyor
Öte yandan Kur’an merkezli bazı düşünce ekolleri, vahyin yalnızca Kur’an’dan ibaret olduğunu savunuyor. Bu görüşü benimseyenler, "Vahy-i Gayr-i Metlüv" kavramının Kur’an’da açık bir terim olarak yer almadığını ileri sürerek sünnetin vahiy olarak değerlendirilmesine itiraz ediyor.
Bu nedenle vahyin kapsamı, sünnetin konumu ve dini hükümlerin kaynakları meselesi, İslam düşünce tarihinde güncelliğini koruyan önemli tartışma başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.
Klasik İslam Usulündeki Yaygın Kabul
İslam ilim geleneğinde yaygın kabul gören görüşe göre Kur’an "Vahy-i Metlüv", sünnet ise "Vahy-i Gayr-i Metlüv" niteliği taşıyor.
Bu ayrım, asırlardır tefsir, hadis, fıkıh ve usul literatüründe temel kavramlardan biri olarak kullanılmaya devam ediyor.