Velilerin Tasarrufu Vefatından Sonra Devam Eder Mi!

Tasavvufta bu mesele genellikle "tasarruf ba'de'l-vefât" - vefattan sonra tasarruf, "irşâd-ı rûhânî", "üveysî terbiye", "himmet-i evliyâ", "berzahî velâyet" ve bazı tarikatlarda "kabirden irşad" gibi kavramlarla ifade edilir.

Fikir - 22-06-2026 20:31

Tasavvuf geleneğinde sıkça gündeme gelen "Evliyaların vefatlarından sonra tasarrufları devam eder mi?" sorusuna İslam âlimleri eserlerinde geniş yer veriyor.

Kaynaklarda yer alan değerlendirmelere göre, Allah dostlarının keramet ve manevi tesirlerinin ölümle sona ermediği, bazı durumlarda daha da belirgin hâle geldiği ifade ediliyor.

Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Şâzeliyye ve bazı Halvetiyye kollarında bu anlayış oldukça gelişmiştir.

Buna karşılık bazı kelâmcılar ve Selefî çevreler bunu reddeder veya ciddi biçimde sınırlar.

Tasavvufa göre veli; Dolayısıyla ölüm, velinin yok olması değil, cismanî kayıtlarından kurtulmasıdır.

Bu yüzden birçok sûfî, demiştir. Bunun dayandığı temel ilkeler şunlardır: ruh ölmez, berzah şuurlu bir âlemdir, Allah'ın dostlarının ruhları ilâhî izne bağlı olarak tasarrufta bulunabilir.

VELİ ÖLDÜĞÜNDE TESİRİ AZALMAZ; AKSİNE GENİŞLER

Tasavvuf kaynaklarında aktarılan bilgilere göre Ebu Abdullah el-Kureşi, kabirlerinde de kerametleri ve tasarrufları devam eden evliyalardan dördünü gördüğünü belirterek; Maruf-i Kerhi, Abdülkadir-i Geylani, Ukayl-i Münbeci ve Hayat bin Kays el-Harrani hazretlerini örnek gösterir.

Âlimler, bu isimlerin zikredilmesinin yalnızca onların tasarruf sahibi olduğu anlamına gelmediğini, diğer evliyaların da Allah'ın izniyle keramet gösterebileceğini ifade ediyor.

"Veli Ölünce Kınından Çıkan Kılıç Gibi Olur"

Tasavvuf kaynaklarından Berika'da yer alan değerlendirmede, "Veli dünyada iken kınındaki kılıç gibidir. Ölünce kınından çıkan kılıç gibi olup tesiri kuvvetlenir" ifadelerine yer veriliyor.

Kaynaklarda, insanın ölümüyle ruhun yok olmadığı, Kur'an-ı Kerim ve hadislerde ruhun varlığını sürdürdüğünün bildirildiği aktarılıyor. Evliyaullahın ruhlarının da Allah'a manevi yakınlıklarının devam ettiği vurgulanıyor.

"KERAMETİ YARATAN ALLAH'TIR"

Mişkat adlı eserde ise kerametlerin doğrudan evliyalar tarafından değil, Allah'ın kudretiyle meydana geldiği belirtiliyor. Tasavvuf âlimleri, evliyaların diri ya da vefat etmiş olmalarının bu hakikati değiştirmediğini, onların yalnızca ilahi kudretin tecellisine vesile olduklarını ifade ediyor.

"VEFAT EDEN EVLİYA DAHA FAZLA FEYZ VEREBİLİR"

Tasavvuf âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî'nin eserlerinde yer alan değerlendirmelerde, vefat eden evliyanın bazı durumlarda yaşayanlardan daha fazla manevi feyz ve yardımda bulunabileceği ifade ediliyor.

Bu görüşü destekleyen menkıbeler arasında, Kore Savaşı sırasında yaşandığı aktarılan olaylar da yer alıyor. Hatıratlarda, bir askerin vefat etmiş hocasından yardım istemesinin ardından yaşanan olağanüstü gelişmeler anlatılıyor.

AKŞEMSEDDİN'DEN DİKKAT ÇEKEN BEYİTLER

Fatih Sultan Mehmed'in hocası olarak bilinen Akşemseddin Hazretleri de evliyanın ruhunun iki cihanda tasarruf sahibi olduğunu ifade eden şu beyitleriyle konuya dikkat çekiyor:

"Tasarruf ehlidir ruh-u veli dü cihanda,

Deme bu ölüdür nasıl derde derman ola.

Ruh şimşir-i Huda'dır ten kılıf olmuş ona,

Dahi alâ kâr eder bir tığ ki üryan ola."

Tasavvuf geleneğinde bu ifadeler, Allah dostlarının manevi tesirlerinin ölümle sona ermediği yönündeki anlayışın önemli dayanakları arasında gösteriliyor.

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı