Bayramlar bayram olsun!

Ergün DUR

15-08-2019 10:50

Müslümanların iki bayramı vardır. Birisi ramazan orucunun hemen bitiminde, kameri aylardan Şevval ayının birinci günü başlayıp üçüncü günü biten Ramazan bayramıdır. Diğeri, yine kameri aylardan, aynı zamanda hac ayı da olan Zilhicce aynının onuncu günü, yani Kurban Bayramı. Ramazan
Bayramı’nda fakirleri koruyup kollamak, yedirmek, içirmek, giydirmek ve kuşatmak hedef olduğu gibi, Kurban Bayramı’nda da, bunların yanı sıra, kurban etleri dağıtılarak adeta et yeme imkânı olmayanlara et ziyafetleri çekmek, böylece küçük büyük ve zengin fakir arasında tam bir kaynaşma sağlamaktır.

 Cemiyetlerin temeli ailedir” veya “cemiyetler ailelerden teşekkül eder”.. Bu sözler ailenin önemini oldukça güzel anlatıyor. Bayramlar bu duyguların pekişmesine hizmet etmektedir. İçinde bulunduğumuz ayda Kurban Bayramını bir tatil olarak görme gafletine düşmeden inancımızın gereğine göre kutlamalıyız… Bayramlar¸ sevineceğimiz¸ birbirimizle kaynaşacağımız¸ millet olarak varlığımızı sürdürebilmek için güç alacağımız mutlu ve kutlu günlerimizdir. Ama bugün¸ her bayramdan bir evvelkine nazaran¸ büyük bir yoğunlukla bayramın mana ve ehemmiyetinden uzaklaşıyoruz, birer tatil günü olarak görüyoruz.. Bu hâlin çok ciddi mahzurları olduğunu zaman geçtikçe daha iyi göreceğiz. Aileler milleti meydana getiren üniteler olduğundan, birbirleriyle yakından ve candan ilgilenmek, acılarına, sevinçlerine ortak olmak, yardımlaşmak; birbirlerine¸ örf ve âdetin¸ din ve nezâketin gerektirdiği şekilde muamele etmek durumundadır. Aileler arasındaki münasebetler çocuklarla birlikte sürdürüldüğü için¸ çocuklar da nasıl görürler ise öyle alışırlar. Kurban Bayramının temeli paylaşmaktır. Yıl boyunca etin belki de hiç girmediği evlere bu vesileyle girmesidir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da TV ve internet ortamlarında kurban etlerinin nasıl saklanacağı ile ilgili haberler gözümüze çarpıyor. Oysa kurban etleri saklanmaz dağıtılır prensibi akıldan çıkarılmamalıdır.

Şimdi bakıyoruz¸ herkes kendi âleminde ve sâdece kendini düşünmekte… Akraba¸ eş-dost ziyaretleri ortadan kalkmış¸ yapılabilenler de nerede ise birlikte televizyon seyretmek için bir araya gelme hâline dönüşmüş¸ ziyaret görevini yerine getirmek için elde sadece iki bayram (Kurban ve Ramazan) vesilesi kalmış…

Birbirinden habersiz¸ irtibatsız ve ilgisiz; birbirlerinin dertleri ile dertlenmeyen¸ sevinçlerine ortak olmayan aileler¸ bir milleti değil¸ sadece bir   topluluğu meydana getirebilirler. Millet ile topluluğu birbirinden ayırt etmek ve aralarındaki farkları fark edebilmek gerekir. Topluluklarda hâkim düşünceler menfaat ve nemelazımcılıktır. Bunları meşhur tabirlerimizle ifade etmek istersek: “gemisini kurtaran kaptan”¸ “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”… şeklindedir.

Böylece topluluklardaki aileler¸ artık “sevinçte ve tasada ortak” değildirler. Konu-komşu¸ akraba dindaş¸ Vatan-Millet… hakkı¸ onları ilgilendiren konular olmaktan çıkmıştır. Cemil Meriç “Bir milletin tahakkümü altına girmek, arazisini değil adet ve an’anesini kaybetmek demektir” der.
Bunun yanında milletimizi bir araya getiren unsurlardan diğeri de Milli Bayramlarımızdır. İçinde bulunduğumuz ayda 30 Ağustos Zafer Bayramını kutlayacağız. Dilerseniz bu milli bayramımızı kısaca tanıtalım. Kurtuluş Savaşı'nın sonucunu belirleyen Büyük Taarruz'un son günü yapılan
Başkumandanlık Meydan Savaşı'nın (30 Ağustos 1922) yıldönümlerinde kutlanan milli bayramdır.

30 Ağustos Zaferi ilk olarak 30 Ağustos 1923'te Ankara Afyon ve İzmir'de şenlikler düzenlenerek kutlandı. İzleyen yıllarda ülke genelinde kutlanmaya başladı ve Mayıs 1935'te 2739 sayılı yasayla Zafer Bayramı olarak kabul edildi. Zafer Bayramı'nda yapılacak törenler 1981'de çıkarılan 3456 ve 4400 sayılı iki bakanlar kurulu kararnamesi ve ekli bir yönetmelikle yeniden belirlendi.  

Bu vesileyle Vatanın kurtuluşu için verdiğimiz şehitlerimizi Rahmet ve Minnetle anıyor ve kardeşliğimizi daha da güçlendiren bu bayram coşkusunun ülkemize, milletimize, İslam aleminin gönüllerine ferahlık, barış, huzur, evlerine mutluluk, ülkemize aydınlık getirmesi dileğiyle kurban bayramınızı kutluyorum.
Ergun DUR

DİĞER YAZILARI ÖĞRETMEN 01-01-1970 03:00 BİR SOYKIRIM.... SREBRENİCA 01-01-1970 03:00 İstiklal Marşımızın Kabulü 01-01-1970 03:00 Bir Destan Sarıkamış 01-01-1970 03:00 Engel siz misiniz? 01-01-1970 03:00 Kuşak Çatışması! İlginç bir çağda yaşıyoruz… 01-01-1970 03:00 Vatan Sevgisi Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Srebrenica Katlıamı! 01-01-1970 03:00 En İyi Narkotik Polisi Anne! 01-01-1970 03:00 Test İle Tost Arasında Dijital Bağımlı Bir Nesil! 01-01-1970 03:00 Vatan Şairimiz... 01-01-1970 03:00 İstiklal Marşımızın Kabulünün 100.Yılı 01-01-1970 03:00 Hocalı'yı Anarken 01-01-1970 03:00 Vatan Şairi... Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Bir Destan... Sarıkamış 01-01-1970 03:00 Engeller Beyinlerdedir! 01-01-1970 03:00 Öğretmen Candır 01-01-1970 03:00 Alıya Izzetbegoviç 01-01-1970 03:00 Karabağ da Ne Olmuştu? Ne Oluyor! 01-01-1970 03:00 Yürek Burkan Bir Bayram Hikayesi 01-01-1970 03:00 Srebrenica.. Gözyaşı..kan.. 01-01-1970 03:00 1990 ve 2000 Neslini Kaybettik !... 01-01-1970 03:00 Korona..corona.. Covit 19.. 01-01-1970 03:00 Koronalaştıramadıklarımızdan mısınız! 01-01-1970 03:00 Kreş Eken Huzurevi Biçer! 01-01-1970 03:00 Zulmün Adı.. Hocalı Katliamı 01-01-1970 03:00 Bu Gidiş Nereye.. 01-01-1970 03:00 Geçmiş Olsun Türkiye’m 01-01-1970 03:00 Vatan şairi… garip öldü... O'nu an(la)mak… 01-01-1970 03:00 Kefensiz Kar Çiçekleri 01-01-1970 03:00 Engel sizsiniz! 01-01-1970 03:00 Sigara öldürür!.. 01-01-1970 03:00 O Bir Lider Aliya İzzetbegoviç 01-01-1970 03:00 Ne çok şeyi öldürdük… Ne çok şeyi! 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Demokrasi Ve Birlik Günü 01-01-1970 03:00 Gözyaşı ve kanın adı "Srebrenica" 01-01-1970 03:00 Karne Günü 01-01-1970 03:00 İnsan işte! İnsan… 01-01-1970 03:00 İnsanlara alışmayın! 01-01-1970 03:00 Gittiler... Binlerle... Onbinlerle... yüzbinlerle… 01-01-1970 03:00
haber medya kadın