Sizi Ne İle Korkuttuğuna Bakın!
Yunanistan Başbakanı Miçotakis bildiğiniz aklıyla Türkiyeye güya gözdağı vermeye çalışıyor,,
Düşmanımın düşmanı dostumdur klişesi.
Bu yol kolaydır, ucuzdur, düşünmeyi keser. Dostu seçmezsiniz; düşmanı seçersiniz, sonra da onun düşmanına yaslanırsınız.
Yaslanılan yer tesadüf değil. 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de bu yüzden Aşil Kalkanı masaya geldi. Üç milyar avro. David's Sling, Barak MX, radar, komuta. İsrail'in en büyük KERİZ müşteri satışlarından biri.
Ne var ki aynı İsrail aklı sıra Türkiye ye düşman olan bir kafaya Atina tam o anda aklındaki düşmanlığı kullanarak yunan a yanaşıyor. Ve poh poh luyor bak..!!! HAAA..!!!
HALİYLE,,"Özgürlüğümüz buna bağlı" diyen Yunan bakanın cümlesi ittifaktan çok telaş kokuyor. Varufakis'in "utanç" demesi de oradan geliyor. İçeride bölünmüş bir ülke, dışarıda daralan bir ortağa evini teslim ediyor.
Ankara ise kapıyı kapatmıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Gereğini yaparız, yanlış yoldan dönün, gayri askeri adaları silahlandırmayın" diye uyarıyor. MİT Başkanı Kalın da tören olmadan Atina'ya iniyor; istihbarat kanalını açık tutuyor. Çizgi yerinde duruyor.
Atina ise hâlâ o çizgiyi silahla aşacağını sanıyor.!!!
Oysa Aşil Kalkanı adı büyük, karşılığı küçük. Türkiye'nin son on yılda kurduğu savunmayı (İHA ve SİHA ağı, elektronik harp, millî füze katmanları, gemi ve hava platformları, yerli mühimmat) ada hattına İsrail sistemi yerleştirerek dengelemek zor. Hatta imkansız bunu Netanyahu bizzat kendisi söyledi şuan dünyada alçaktan uçan siha ve dronlara müdahale edecek savunma YOK..diye
Yani diyorki Türkiyenin sivrisinekleri bile dron sürüsü halinde gelirse Demir kubbeymiş Aşil kalkanıymış hepsi hikaye alayının İÇİNDEN GEÇERLER..
Ortada otomatik savaş hükmü de yok. Tel Aviv Ege'de nöbet tutmaz. Satış yapar.
İşin asıl kârı Yunan güvenliği değil; İsrail'in ihracatı, Avrupa'ya giriş kapısı, Türkiye'ye karşı bir ileri hat arayışı. Atina öder. Tel Aviv büyür.
Asıl kayıp burada başlıyor. Türkiye ile Yunanistan yalnızca turizmle kazanan iki komşu değil.
Bu yaz yalnız Sakız, Midilli ve Sisam'a 260 bini aşkın Türk gitti; kapıda vizeyle adalara akan kalabalık milyonları buldu. Feribot dönüyor, otel doluyor, taverna işliyor.
Aynı Atina bir eliyle bu akışı keseye koyuyor, öteki eliyle komşuyu "tehdit" diye paketleyip Tel Aviv'e sipariş yazıyor. Oysa sınırlar karşılıklı güvenceye bağlansa tablo değişir. Deniz yetki alanı konuşulur, enerji hatları ve araştırma alanları açılır, kriz masaya iner, silah bütçesi gevşer. İki NATO ülkesinin birbirine kilitlediği para hastaneye, okula, yeşil dönüşüme, depreme, üretime gider. Güvenlik enerjisi Ege'de tükenmez; ticarete, teknolojiye, dışarıya akar. Komşuluk o zaman turist rakamı olmaktan çıkar. Ülke kapasitesi olur. Sınırı kilitleyen iki ülke yerinde sayar. Sınırı yöneten iki ülke uçar.
Atina bunu görmüyor. Bu formül kısa vadede oy getirir; uzun vadede ada ekonomisini, savunma bağımsızlığını ve komşu fırsatını birlikte aşındırır.
Kaldı ki her ittifakın bir komşusu var. Ege'de komşu İsrail değil; karşı kıyı. TÜRKİYE,,
AKLINI KULLANMAYAN DURUMU İYİ ANALİZ EDEMEYENİN ELİNE ENİNDE SONUNDA KARŞI KOMŞUNUN KUCAĞINDA AŞİL İN ELEĞİ OLUR..