Sayın Dr. Mehmet Muş…
Samsun’un ekonomik kaderine el attınız.
Bu hakkınızı teslim etmek gerekir.
Yıllardır kendi potansiyelinin altında yaşayan Samsun’un sanayi, üretim, yatırım, istihdam ekseninde yeniden konuşulmasını sağladınız. Şehrin önüne büyük hedefler koydunuz:
Türkiye’nin ilk on sanayi şehri…
Karadeniz’in üretim üssü…
Kuzeyin ekonomik merkezi…
Bunlar küçümsenecek hedefler değildir.
Yollar yapıldı.
Hastaneler yenilendi.
Havalimanı sil baştan…
Şehirlerin çehresi değişti.
Fakat…
Tam da burada asıl soruyu sormamız gerekiyor:
Maddi dönüşüm bu kadar büyükken insanımız ne kadar dönüştü?
Şehirlerimiz ne kadar olgunlaştı?
Kent kültürümüz ne kadar gelişti?
Gençlerimize nasıl bir gelecek, nasıl bir istikamet bırakıyoruz?
İşte bugün Samsun açısından konuşmamız gereken asıl mesele budur.
Çünkü şehirleri yöneten zihniyet değişmeden yalnızca şehirlerin görüntüsü değişir.
Sayın Muş…
Siz Samsun’u ekonomik olarak büyütmek istiyorsunuz.
Ben de diyorum ki:
Samsun’un artık ikinci bir kalkınma hamlesine ihtiyacı var.
İlk hamle üretimdi.
Şimdi sıra insanda.
Çünkü şehir yalnız fabrikadan, yoldan, binadan ibaret değildir.
Bir şehrin gerçek zenginliği insan yetiştirme kabiliyetidir.
Gençlerine istikamet verebilmesi, kültür üretebilmesi, tarih şuurunu diri tutabilmesi, sanat ve edebiyatı besleyebilmesi, aileyi koruyabilmesi, manevi iklimini yaşatabilmesidir.
Samsun burada hâlâ ciddi biçimde geridedir.
Beton büyürken şehir neden küçülüyor?
Atakum sahiline bakınız;
Yıkılan mescitler…
Yükselen kiliseler…
Mahkeme kararları…
Ruhsat tartışmaları…
İmar problemleri…
Neden 17 kilometrelik Atakum sahilinde insanların ibadet ihtiyacı şehir planlamasının doğal bir parçası haline getirilemedi?
Neden şehir ihtiyaçları önceden öngörülmek yerine sürekli şikâyet, dava, yıkım döngüsü içerisinde tartışılıyor?
Şehir yönetmek, yalnız ruhsat vermek değil, ruh vermektir aynı zamanda…
Şehir yönetmek, şehrin ihtiyacını önceden görmektir.
Bir başka örnek Samsun Kalesi…
Konya’da ortaya çıkan Selçuklu kale kalıntıları şehir turizmine müze otel şeklinde kazandırılırken Samsun’un tarihî kale kalıntıları bir iş merkezinin bodrumunda, otoparkın gölgesinde kaderine terk edilebiliyor.
Sonra gençlerden şehir şuuru bekliyoruz.
Hangi şehir şuurundan söz ediyoruz?
Tarihini göstermediğiniz, hafızasını korumadığınız, kültürel mirasını görünmez hale getirdiğiniz şehirde gençlere aidiyet duygusu veremezsiniz.
Şehir sevgisi nutukla değil, şehrin hafızasına sahip çıkarak inşa edilir.
Samsun’un gençlik meselesi yalnız istihdam meselesi değildir.
Genç insan iş kadar anlam da arar.
Aidiyet arar.
Kültür arar.
Medeniyet arar.
Kendisine “Ben kimim, hangi şehre, hangi medeniyete, hangi geleceğe aidim?” sorularının cevabını verecek bir çevre arar.
Samsun bugün gençlerine bunu yeterince sunamıyor.
Kültür hayatımız dönemsel etkinliklerin sınırında, yozlaştırıcı kültür yolu festivallerinin arasında sıkışıp kalıyor.
Tarihî miras yeterince görünür değil.
Edebiyat ve sanat hayatı şehir ölçeğinde yeterli ağırlığa sahip değil.
Mahalle kültürü zayıflıyor.
Şehir, genç insanın ruhunu besleyen bir medeniyet çevresi olmaktan uzaklaşıyor.
Sonra gençlerin Samsun’dan gitmesinden yakınıyoruz.
Genç, yalnız iş bulamadığı şehirden değil; kendisine anlam sunmayan şehirden de gider.
Ekonomik imar kadar manevi imar
Sayın Muş…
Samsun’un geleceği yalnız teknoloji, savunma sanayii, yatırım ve ekonomik büyümeyle kurulamaz.
Maddi kalkınma insanı merkeze almıyorsa, bir süre sonra kendi başarısının altında ezilmeye başlar.
Alt yapı elbette gereklidir.
Fakat üst yapı insanın yönünü tayin eder.
Mesele insanı yeniden merkeze almaktır; alt yapı üst yapıyı değil; üst yapı alt yapıları belirlemelidir;
Akıl…
Ahlak…
Adalet…
Adap…
Liyakat…
Ehliyet…
Merhamet…
Aile…
Gençlik…
Aidiyet…
Şehir şuuru…
Bunlar kalkınma planlarının kenarına iliştirilecek süs başlıkları değildir.
Bunlar medeniyetin kendisidir.
Sanayi bölgeleri kurulsun.
Teknoloji merkezleri yükselsin.
Yeni yollar açılsın.
Yatırımlar gelsin.
Fakat aynı zamanda gençlerin ruhunu besleyecek kültür merkezleri, kütüphaneler, sanat mekânları, gençlik yapıları çoğalsın.
Şehrin tarihine giden yollar açılsın.
Mahalle kültürü yeniden güçlendirilsin.
Samsun’un çocuklarına Samsun yeniden sevdirilsin.
Çünkü kalkınma yalnızca kişi başına düşen gelir değildir.
Kalkınma, insanın başına düşen anlamdır.
Sayın Mehmet Muş…
Samsun’u Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri yapmak büyük hedeftir.
Şimdi bunun yanına daha büyük bir hedef koymanın zamanıdır:
Üreten Samsun’dan, insan yetiştiren Samsun’a…
Ekonomik olarak büyüyen;
kültürel olarak derinleşen;
sosyal olarak bütünleşen;
manevî olarak güçlenen;
gençlerine istikamet veren bir Samsun…
İşte o zaman yalnız şehir büyümüş olmayacak.
Samsun gerçekten kalkınmış olacaktır.
Çünkü fabrika kurmak şehri büyütür.
İnsan yetiştirmek ise şehri yaşatır.
Samsun’un şimdi tam da buna ihtiyacı var:
Ruhunu yeniden bulmaya…