İstiklal Marşımızın Kabulünün 100.Yılı

Ergün DUR

12-03-2021 06:29

Vatan Şairimiz...

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u İstiklal Marşı mızın kabulünün 100. yılını kutladığımız şu zamanlarda biraz daha tanıyalım isterseniz…

Babası Tahir Bey, bugün Kosova topraklarında bulunan Şuşisa köyünde bir Arnavut ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş.

Tahir Bey’in babası onu ilim sahibi bir imam olması için İstanbul’a göndermiş. Bir daha geri dönmeyen Tahir Bey’in tek oğlu Mehmet Akif İstanbul’da dünyaya gelmiş.

Balkan göçmeni M. Akif ERSOY vefatının 82. Yılında dürüstlüğü, ilkeli ve tutarlı duruşuyla hep anıldı ve anılacak…

Kibirden, sunilikten hoşlanmayan M.Akif, vatan mücadelesinde çok önemli görevler almıştı. İhtiyaç içinde olmasına rağmen kendisine teklif edilen paraları da geri çevirmişti. Hayatı boyunca fakirlik çekmiş, çok sade yaşamış, buna rağmen kanaatkar olmuştur.

Dücane Cündioğlu ‘Akif’e Dair’ isimli kitabında Kur’an tercümesi için Atatürk tarafından teklif edilen 10bin lirayı, şairin “Bu fakir adama 4 bin lira bile çok fazla” diyerek nasıl reddettiğini anlatıyor. İdealist şair, ülkenin sıkıntılarının sebebini cehalete bağlar. Bu eksikliği gidermek için nasihatçi heyete katılarak Anadolu’nun yolunu tutar. Bu yolculuğa çıkarken Akif’in cebinde sadece 36 kuruş vardır. İnsan başkasından çok şey öğrenir. Fakat dehanın beşiği yalnızlıktır. Bu yalnızlıkların en fecisi kalabalıklar arasında olanıdır.

Bence Cumhuriyet’ten bu yana en yaygın kitap “Safahat”dır. Bu onun milletimizin şairi olduğunu gösterir. Bir sanatkârı halk iki sebepten benimser. ; biri anlaşılır bir lisanla yazması. diğeri ise milletinin dertlerini özlemlerini dile getirmesidir. Yani sevilmesi ve etkisi yaşantısıyla doğru orantılıdır. Bir insanın büyük olmasının en önemli özelliği inançlarına sarsılmaz bir şekilde bağlanmasıdır. Lekesiz bir hayatı olan M.Akif’in fikirlerinde gelişme görmek mümkündür; fakat sapma kesinlikle söz konusu değildir. Zaten bunun için en büyük şiirinin hayatı olduğu söylenmiştir. Kuvvetlilerin tavrına göre hayatını belirlemez, toplumun dalkavukluğunu kesinlikle yapmaz, devirlere göre değişmez, ortama uymaz ortamı kendine uydurmaya çalışır, mücadele eder. Şu dizeler onun ahlakının derecesini göstermez mi?!: ”Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem!” İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. İstiklal Marşımız, dağılmak üzere olan bir milletin, darmadağın edilmiş bir vatanın yeniden doğuşu, şahlanışı ve her dizesini hissederek, gözleri dolarak okuduğu bir bağımsızlık destanıdır Haksız yere ülkemize saldıran düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı Canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Milli Eğitim Bakanlığına iletildi. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.

 

HASAN BASRİ BEY’İN ANLATTIKLARI

Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor: Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman, elime bir kağıt parçası alarak, onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım. -Ne yazıyorsun? -Marş… İstiklal Marşı yazıyorum. -Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun? -Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi. -Ya, o halde yazalım. İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O Gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi. İstiklal Marşı’mızın kabul edilmesinin ardından bir kaç gün sonra Meclis Yetkilileri, ödül olarak belirlenen 500 Lira’yı Mehmet Akif Ersoy’a teslim etmek üzere kendisine baş vurmuşlardır.

Ancak Milli şairimiz bu para ödülünü almayı reddederek “Ben müsabakaya girmedim ki, ödülü alayım” diye karşılık vermiştir. “Bu para ne benim hakkımdır, ne de bana aittir” diye ilave etmiştir. Meclis yetkilileri ısrar etmiş, bu parayı sizin için getirdik, tekrar götürüp hazineye koyamayız diye tekrarlamışlardır. Bunun üzerine Mehmet Akif Ersoy, bu parayı alarak, bağımsızlık uğruna savaş cephelerinde gazi olan Kahraman Türk askerlerinin tedavisi için bağışlamıştır. Mehmet Akif Ersoy daha sonraki yıllarını, yokluk içinde geçirmiş ve yokluk içinde hayata veda etmiştir Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti.

Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu.

Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın. (Amin)

DİĞER YAZILARI ÖĞRETMEN 01-01-1970 03:00 BİR SOYKIRIM.... SREBRENİCA 01-01-1970 03:00 İstiklal Marşımızın Kabulü 01-01-1970 03:00 Bir Destan Sarıkamış 01-01-1970 03:00 Engel siz misiniz? 01-01-1970 03:00 Kuşak Çatışması! İlginç bir çağda yaşıyoruz… 01-01-1970 03:00 Vatan Sevgisi Kutsaldır 01-01-1970 03:00 Srebrenica Katlıamı! 01-01-1970 03:00 En İyi Narkotik Polisi Anne! 01-01-1970 03:00 Test İle Tost Arasında Dijital Bağımlı Bir Nesil! 01-01-1970 03:00 Vatan Şairimiz... 01-01-1970 03:00 Hocalı'yı Anarken 01-01-1970 03:00 Vatan Şairi... Mehmet Akif Ersoy 01-01-1970 03:00 Bir Destan... Sarıkamış 01-01-1970 03:00 Engeller Beyinlerdedir! 01-01-1970 03:00 Öğretmen Candır 01-01-1970 03:00 Alıya Izzetbegoviç 01-01-1970 03:00 Karabağ da Ne Olmuştu? Ne Oluyor! 01-01-1970 03:00 Yürek Burkan Bir Bayram Hikayesi 01-01-1970 03:00 Srebrenica.. Gözyaşı..kan.. 01-01-1970 03:00 1990 ve 2000 Neslini Kaybettik !... 01-01-1970 03:00 Korona..corona.. Covit 19.. 01-01-1970 03:00 Koronalaştıramadıklarımızdan mısınız! 01-01-1970 03:00 Kreş Eken Huzurevi Biçer! 01-01-1970 03:00 Zulmün Adı.. Hocalı Katliamı 01-01-1970 03:00 Bu Gidiş Nereye.. 01-01-1970 03:00 Geçmiş Olsun Türkiye’m 01-01-1970 03:00 Vatan şairi… garip öldü... O'nu an(la)mak… 01-01-1970 03:00 Kefensiz Kar Çiçekleri 01-01-1970 03:00 Engel sizsiniz! 01-01-1970 03:00 Sigara öldürür!.. 01-01-1970 03:00 O Bir Lider Aliya İzzetbegoviç 01-01-1970 03:00 Bayramlar bayram olsun! 01-01-1970 03:00 Ne çok şeyi öldürdük… Ne çok şeyi! 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Demokrasi Ve Birlik Günü 01-01-1970 03:00 Gözyaşı ve kanın adı "Srebrenica" 01-01-1970 03:00 Karne Günü 01-01-1970 03:00 İnsan işte! İnsan… 01-01-1970 03:00 İnsanlara alışmayın! 01-01-1970 03:00 Gittiler... Binlerle... Onbinlerle... yüzbinlerle… 01-01-1970 03:00
haber medya kadın