İbrahim anlaşmalarıymış!
Trump, “İran’la anlaşırım; ancak bölgedeki tüm Müslüman devletlerin İsrail ile İbrahim Anlaşmaları’nı imzalaması şartıyla” dedi.
Yani Ortadoğu’ya barış getirmek adı altında Filistin’in işgalini görmezden geleceksiniz!
Bölgede İsrail liderliğinde bir düzen kurulacak; patron İsrail olacak!
Adeta istediği yeri işgal edebilecek; Lübnan, Filistin, Suriye ve diğerleri...
Özetle, Ortadoğu’yu İsrail’e maraba yapmak istiyorlar.
Yani bölgedeki tüm devletlerin İsrail’le normalleşmesini istiyor ve bunu şart koşuyorlar. Tabii başta Türkiye ve Pakistan’ın neden razı edilmesi gerektiği sorusu ortaya çıkıyor. Neden?
Çünkü;
Türkiye, bölgenin en dinamik, en büyük askerî gücü ve en gelişmiş teknolojik kapasitesine sahip ülkelerinden biri. Aynı zamanda hem bölgenin hem de İslam âleminin lider ülkelerinden biri olarak görülüyor.
Dünyanın en cesur, en disiplinli ve en korkusuz ordularından birine sahip.
Pakistan ise İslam ülkeleri içerisinde nükleer silaha sahip tek ülke.
Bu iki ülke “Hayır” derse, Siyonizmin bölge üzerindeki “vaat edilmiş topraklar” projesi büyük ölçüde akamete uğrar.
Diğerleri “Evet” dese bile bunun fazla bir anlamı kalmaz. Çünkü onların anlayışına göre, diğer ülkelere her zaman istediklerini yaptırabileceklerini düşünüyorlar.
Kendilerine göre hesap güzel ve doğru. Çünkü geçmişte de benzer hesaplar yaptılar. 12 Eylül sonrasında, konunun stratejik önemini yeterince değerlendiremeyen Kenan Evren’e telefon açıp, “Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne karşı çıkmayın, evet deyin; iyi komşuluk ilişkileri açısından faydalı olur” şeklindeki söylemlerle Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünü sağladılar. Sonrasında Yunanistan daha iddialı bir politika izlemeye başladı.
Eğer bugün Türkiye’yi onların tercih ettiği kadrolar yönetseydi —Allah korusun— mevcut muhalefet anlayışı iktidarda olsaydı, bu taleplerini kolaylıkla kabul ettirebilirlerdi.
Daha iki yıl öncesine kadar Ermenistan, dünyanın dört bir yanında “Ermeni soykırımı” iddiaları üzerinden lobi faaliyetleri yürütüyor; bazı ülkelerin parlamentoları sözde soykırımı tanıyan kararlar alıyordu. Peki ne oldu?
Türk gücü Karabağ’da sahaya çıktı ve Ermenistan’ın bu propagandasına ağır bir darbe vurdu. Bugün o iddialar eskisi kadar yüksek sesle dillendirilmiyor.
Demek ki mesele güç ve kararlılık meselesidir.
Bu tür ayak oyunlarını, senaryoları ve sinsi hesapları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kolayca kabul etmeyeceğini düşünüyorum.
Bu planları ancak içeride kolayca etkilenebilen, yeterli donanıma sahip olmayan bazı çevreler üzerinden hayata geçirebilirsiniz.
Hesabınızı iyi yapın!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözü yalnızca bir cümle değildir; bölgede dengeleri etkileyen stratejik bir mesajdır. Bu sözün ardından bölgede birçok aktörün hesaplarını yeniden gözden geçirmek zorunda kaldığı açıktır.
Büyük projeler ve büyük planlar yapılabilir; ancak sahadaki gerçekler, çoğu zaman masa başında kurulan hesapları bozabilir.