Samsun’da belediyecilik üzerine konuşurken artık parti isimlerini bir kenara bırakıp daha temel bir soruyu sormanın zamanı geldi:
Bu şehir gerçekten yönetiliyor mu, yoksa sadece idare mi ediliyor?
Çünkü Samsun’un problemi belediye başkanlarının hangi partiden olduğundan daha büyük.
AK Parti de geldi.
CHP de geldi.
Merkez sağ da yönetti.
Yerel aktörler de söz sahibi oldu.
Başkanlar değişti.
Meclisler değişti.
Fakat Samsun’un temel meseleleri şaşırtıcı biçimde yerinde kaldı.
Ulaşım…
İmar…
Trafik…
Sahil…
Kentsel dönüşüm…
Tarihî miras…
Tarım arazileri…
Kent estetiği…
Gençlerin şehirden kopuşu…
Nitelikli istihdam…
Bunların hiçbiri beş yıllık seçim takvimine sığacak meseleler değil.
Fakat biz hâlâ Samsun’u beş yıllık dönemler üzerinden konuşuyoruz.
Sorun biraz da burada.
HALİT DOĞAN NEYİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, iktidar partisinin yerel yönetim anlayışını temsil ediyor.
Bu modelin güçlü tarafı belli:
Merkezî hükümetle uyum.
Yatırım imkânı.
Bürokratik erişim.
Büyük ölçekli projeleri gerçekleştirme kapasitesi.
Fakat bunun beraberinde getirdiği ciddi bir risk de var:
Güçlü merkezî ilişki, güçlü şehir vizyonunun yerine geçebilir.
Ankara’dan kaynak getirmek önemlidir.
Fakat Ankara’dan para getirmek Samsun’u yönetmek değildir.
Kaynak bulmak başka şeydir.
Kaynağı doğru yere yönlendirmek başka.
Samsun’un ihtiyacı yalnızca yatırım değildir.
Doğru yatırım hiyerarşisidir.
Bir şehrin bütün problemlerini aynı anda çözemezsiniz.
Fakat hangisinin önce geleceğine karar verebilirsiniz.
İşte siyasi liderlik burada başlar.
SERHAT TÜRKEL SINAVI FARKLI
Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel ise başka bir belediyecilik iddiasının temsilcisi.
CHP’li belediyelerin son yıllarda öne çıkardığı sosyal belediyecilik, kent hakkı, katılımcılık, kamusal alan anlayışı Atakum üzerinden Samsun’un önemli bir bölümünde sınanıyor.
Fakat burada da başka bir tehlike var:
Sosyal belediyecilik, ekonomik gerçeklerden koparsa belediyecilik romantizmine dönüşür.
Vatandaşa dokunmak elbette değerlidir.
Sosyal destek önemlidir.
Kültür etkinliği, festival, gençlere alan açmak önemlidir.
Kadınların, çocukların, yaşlıların şehir hayatına katılması önemlidir.
Fakat belediyenin asli görevi yalnızca sosyal etkinlik üretmek değildir.
Atakum’un geleceği;
sahilin korunması,
imar baskısının yönetilmesi,
ulaşımın çözülmesi,
kamu alanlarının korunması,
deprem riskinin azaltılması,
işçinin hakkının verilmesi, ekonomik hayatın güçlendirilmesi gibi daha ağır meselelerle ilgilidir.
Sosyal belediyecilik, şehircilik olmadan eksik kalır.
İktidar belediyeciliği de muhalefet belediyeciliği de aynı sınava giriyor
Burada Mıntıka’nın itirazı tam olarak şudur:
Samsun’u yönetme iddiasındaki hiç kimse “bizim modelimiz doğru, diğerleri yanlış” kolaycılığına sığınamaz.
Çünkü Samsun’un meselesi parti meselesi değildir.
İktidar belediyeciliğinin sorunu;
gücünü vizyona dönüştürememektir.
Muhalefet belediyeciliğinin sorunu ise;
itirazını yönetime dönüştürmekte zorlanmaktır.
Biri “kaynağımız var” diyebilir.
Diğeri “halkla beraberiz” diyebilir.
Fakat Samsunlunun sorusu çok daha basit:
Sonuç nerede?
Trafik neden hâlâ aynı?
Sahil neden hâlâ parçalı bir anlayışla ele alınıyor?
Şehrin tarihî merkezinin geleceğine ilişkin bütüncül bir plan nerede?
Samsun’un kuzeyiyle güneyi arasındaki ekonomik ve sosyal uçurum nasıl kapanacak?
Üniversite şehri olduğumuzu söylüyoruz.
Peki üniversiteyi şehir ekonomisinin gerçek aktörü hâline getirecek politika nerede?
Lojistik şehir olduğumuzu söylüyoruz.
Lojistik avantajı yüksek katma değerli üretime çevirecek şehir stratejisi nerede?
Turizm potansiyelimizden söz ediyoruz.
Peki turistin Samsun’da iki gün daha fazla kalmasını sağlayacak bütüncül destinasyon planı nerede?
İşte belediyecilik burada ölçülür.
Samsun’un kronik hastalığı: Her gelen sıfırdan başlıyor
Asıl problem başkanlarda değil.
Asıl problem sistemde.
Yeni başkan geliyor.
Yeni ekip geliyor.
Yeni slogan geliyor.
Yeni proje listesi geliyor.
Sonra önceki dönemin bazı işleri rafa kalkıyor.
Bir başka dönem geliyor.
Aynı döngü yeniden başlıyor.
Bu şehir böyle yönetilirse her başkan kendi döneminin belediye başkanı olur.
Oysa olması gereken:
Samsun’un belediye başkanıdır.
Başkanların üstünde Samsun’un ortak aklı bulunmalıdır.
Bir ulaşım ana planı yapılır.
Gelen başkan onu geliştirir.
Bir sahil politikası oluşturulur.
Gelen başkan onu günceller.
Bir tarihî miras programı hazırlanır.
Gelen başkan onu büyütür.
Bir kentsel dönüşüm stratejisi belirlenir.
Gelen başkan onu sürdürür.
Böylece şehir her seçimde yeniden kurulmaz.
Şehir birikerek büyür.
Biz hâlâ açılış siyasetindeyiz
Samsun’un belediyecilik anlayışındaki en büyük sorunlardan biri de “görünen iş” ile “gerekli iş” arasındaki farktır.
Görünen işin siyasi getirisi vardır.
Fotoğrafı vardır.
Açılışı vardır.
Konuşması vardır.
Haber değeri vardır.
Fakat kanalizasyon hattının siyasi fotoğrafı yoktur.
İmar disiplininin kurdelesi kesilmez.
Trafik optimizasyonunun açılışı yapılmaz.
Tarihî yapıların korunması bazen yıllar sürer.
Tarım toprağını korumak ise hiç alkış getirmez.
Ama şehircilik tam da budur.
Belediye başkanının görevi yalnızca alkışlanacak işleri yapmak değildir.
Bazen gelecekte başına bela olacak bir işe “hayır” diyebilmektir.
Bazen popüler olmayan kararı alabilmektir.
Bazen kendi dönemine siyasi kazanç sağlamayacak bir projeyi gelecek nesiller için başlatabilmektir.
SAMSUN ARTIK BAŞKAN DEĞİL, SİSTEM İSTİYOR
Halit Doğan’ın da Serhat Türkel’in de önünde aynı tarihî fırsat bulunuyor:
Samsun’u seçimden seçime yönetilen bir şehir olmaktan çıkarmak.
Bunun yolu da birbirleriyle yarışmaktan değil, şehir meselelerinde yarışmaktan geçiyor.
Kim daha iyi ulaşım planı yapacak?
Kim daha iyi kent estetiği oluşturacak?
Kim daha fazla tarihî yapı kurtaracak?
Kim gençleri şehirde tutacak?
Kim daha nitelikli istihdam üretecek?
Kim sahili rant baskısından daha iyi koruyacak?
Kim daha şeffaf olacak?
Kim belediye bütçesinin her kuruşunu daha iyi gerekçelendirecek?
Siyasi rekabetin seviyesi buraya yükselirse Samsun kazanır.
Yoksa biri diğerine laf yetiştirir.
Diğeri cevap verir.
Sosyal medya hareketlenir.
Partiler alkışlar.
Ertesi gün şehir yine aynı sorunla uyanır.
Mıntıka’dan son söz;
Samsun’un artık “hangi parti belediyeyi aldı?” tartışmasını aşması gerekiyor.
Asıl soru şudur:
Hangi belediyecilik anlayışı Samsun’u geleceğe taşıyacak?
İktidar belediyeciliği kaynak gücünü şehir aklıyla birleştirebilecek mi?
Muhalefet belediyeciliği sosyal belediyeciliği gerçek bir şehircilik programına dönüştürebilecek mi?
Yoksa her iki taraf da kendi siyasi konfor alanında kalıp Samsun’u beş yıllık dönemlere mi mahkûm edecek?
Mıntıka’nın cevabı açık:
Samsun’un artık başkanların projelerinden daha büyük bir şehir sözleşmesine ihtiyacı var.
Bir Samsun vizyonuna…
Bir ulaşım vizyonuna…
Bir sahil vizyonuna…
Bir imar ahlakına…
Bir kültür politikasına…
Bir ekonomik kalkınma stratejisine…
Bir de bütün bunları seçim takviminden bağımsız sürdürecek şehir aklına.
Çünkü Samsun’un problemi artık “kim yönetsin?” sorusu değildir.
Asıl mesele, yöneten kim olursa olsun şehrin nasıl yönetileceğidir.
Kıyıdan bakınca Mıntıka’nın gördüğü budur:
Samsun’un daha fazla belediye başkanına değil;
başkanlardan daha uzun yaşayacak bir şehir aklına ihtiyacı var.