SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU

MUSTAFA GÜLTEKİN

04-05-2026 18:44

Bir sanatkârın elinde sanat işçiliği olan tecahül-i arif sanatının, sırra sır katarak ilerleyen evliya elinde daha sıkı yapılması tabîi bir hak... Tecahül-i Arif, en çok da Arif-i Billah olan seçkinlere yakışan...

Tuluat halinde gördüğüm, fasîh bir açıklamanın olmamasının sebebi; bu meselenin açılma şeklinin ümmet tarafından gerçekleştirilmesine dair sırri bir İlahi hitap içermesinden kaynaklanmaktadır. Allah’ın herkesin kendi zuhurunu göstererek bilmesi, herkesin araştırmaya tabî tutularak kendi anlaması ve özümsemesi, herkesin kendisinin farkına varması için imtihan mevzusu oluşunda...

Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, mücadelesinin; "nakşî sırrı" olduğunu söylediğine göre nakşî olanların bildiği bir sır bu...

NAKŞİ OLANLARIN BİLDİĞİ!...

Kaldı ki Mütefekkir Mirzabeyoğlu, eserlerinin bir çok yerinde çeşitli büyüklerin isimlerini vererek ve kendi ulvî yaşayışlarını göstererek zaten bu sırrı peyderpey dışarıyla paylaşıyor.

Tilki Günlüğü başta olmak üzere İBDA Külliyatı’nın her yerinde;  ‘’O MANA, O KOKU!’’

a) İBDA Fikriyatı ve Zevken İdrak

   ‘’Makamdan Sızan Sır’’

İBDA Külliyatında, Hz. Ebubekir tarafından buyrulan; "idrakın aczini-meseleleri sonuna kadar kuşatamayacak halde oluşunu, idrak edebilmek bir ilimdir" hikmetli sözü üzerine, Mütefekkir’in geliştirdiği bir formül olan; "Zevken İdrak Formülü’’yle, Batın büyüklerinden bir büyük olan "gavs hazretleri’’nin üzerindeki sırrî hale İbdacı şuur ile yanaşacağız…

Tasavvuf menkîbeleriyle nakledilen sıhhatli bir olaydır ki; ‘’gavslık makamı’’ sahibinin üzerine yağmur yağmaz...

Yağmur... Hadîste bildirildiği üzere; "Allah'la alakası yepyeni" olan...

Allah’la alakası yepyeni olan yağmur, övülmüş bir varlık olsa da, ruh sahibi bir mahluk değil; ruhun tekamülünü gösteren maddî aheng...

Öyleyse yağmur, yenilenmesi gereken eksik kalbe yağar.

Yağmur, buluttan aşağı doğru düşer; dünya insanlarını yenileme gayretiyle…

Öyle ya; buluttan yukarı, nasıl yağar yağmur?

b) İBDA Fikriyatı ve Esrar Kaçakçılığı

          ‘’İştikak Denemesi’’

Bir yakınım Abdülbaki Hazretleri’ni; ‘’Ben MOR rengi çok severim’’ derken duymuş. Benim İştikak çalışmaları yaptığımı bildiği için, -karpuzu kesip bir an önce yemek isteyen çocuktan daha hevesli bir şekilde- rengin içini açmamı istedi.

İhale büyüklerden… İslam Evliyası; ‘’ben mor rengi çok severim’’ diyorsa bir hikmeti vardır. Evliya ağzından hikmetsiz cümle çıkmaz!

- Mor’un arapçası; ‘’benefsecî’’…

‘’b harfi’’; harfi cerr...

‘’nef’’ kelimesi; tarlayı ekmek...

‘’secca’’ kelimesi ise; ölüyü kefenlemek...

‘’Benefseci’’ kelimesinden çıkan parça manayı bütünleyelim;

-  ‘’Bana gelen kalbî ölüleri kefenleyerek toprağa gömen ve kalbimin suları ile orayı sulayarak, topraktan islamın bütününü ihlâslı bir şekilde yaşamaları için hasat eden bir çiftçiyim.’’

O, hayatını verdiği siret üzerinde giderken, ağzından çıkan söz de sîretine uyumlu bir şekilde çıkmakta... Ölü kalpleri kefenleyip sulamak üzere tarlasına ekme fikri; O’nda.

Bir diğer açı;

Morun karşılığı: Ercüvan…

Er: Erkek…

Civani: İçle alakalı, Batıni…

Bütünlediğimizde; ‘’Ben Batın Erlerini çok severim’’ manası… Mübarek hallerine ne kadar uygun!...

Ve bir başka açı;

‘’be harfi’’; harf-i cerr…

Nefs: insan nefsi…

Ciyyeh: bataklık…

Buradaki manada ise ‘’ben bataklıkta olan insan nefsini çok severim’’ anlamı…  Öyle ya… Kendi kendisini toparlayamayan şu kadar insan karşısında onları nefsi bataklıklardan çekip çıkarmak, içinde bulunduğu kalbi kuvvet için o kadar da basit!... Temel işçiliği, hep yapa geldiği, ustalığı, varlık sebebi; O…

İslam Mütefekkiri’nin İnsan ve Toplum meselelerini halledici büyük akıl ve feraseti yanında, İslam Evliyasının Ruh ve Kalp meselelerini halledici büyük nazar ve tesiri…

Görüldüğü üzere, İBDA Fikriyatı’nın yeniden canlandırdığı ‘’İştikak ilmi’’ ile sadece eski tasavvuf büyüklerinin hikayelerini ve kıssalarını dinlemekle değil, bugün capcanlı olarak yaşayan ‘’Batın Büyükleri’’nin sözlerinin sırrîliğine adım atabilmenin şuuru da alınabiliyor.

Hayat akışkandır. Bu sebeple irfan-ruh yerine bilgiyi elde tutmak yeni şeyleri bulmamızı da engelliyor. İBDA Mimarı’nın ‘’Dil Şuurumuz’’ içerisinde, olması gereken diye işaretlediği iştikak ilmi; ruhî oluşları sezebilmemiz ve fikri buluş yapmamıza imkan tanıyan önemli bir özellik olarak kültür hayatımızı tekrar canlandırıyor.

NOT: Percy Jackson isimli fantastik-mitolojik filmin Percy'nin okula başlangıç sahnesinde, ormanın ortasındaki okulun girişinde beklemesi... Okul tabelasındaki yunan harflerinin yer değiştirmesi ve bunları yalnızca Percy'nin görebilmesi... Bu noktada Percy; İbda Müştatikleri'nin zihnindeki iştikak faaliyetini göstermek açısından güzel bir örnek...

Bu film kesiti, İştikak çalışmalarının nasıl olduğuna dair bir başlangıç zevkidir.

Mütefekkir Salih MİRZABEYOĞLU’nun İBDA Külliyatı için tavsiyem:

Gözlem payına başlangıç için; ‘’İstikbal İslamındır’’ ve ‘’Yaşamayı Deneme’’ isimli eserleri...

Duygu payına başlangıç için; ‘’Münşeat’’ ve ‘’Müjdelerin Müjdesi’’ isimli eserleri...

Fikir Payına başlangıç için; ‘’İBDA Diyalektiği’’ ve ‘’Büyük Muztaripler -I-/Düşünce Tarihine Bakış’’ isimli eserleri...

DİĞER YAZILARI Tek Yumurta İkizleri 01-01-1970 03:00 NAZAR VE NAZARİYE 01-01-1970 03:00 İslami İşler Bütünlüğü Nazar Ve Nazariye 01-01-1970 03:00 Elektrik, Ruha Denk Düşmez 01-01-1970 03:00 Din’in Kan Hakkı 01-01-1970 03:00 Kumandan’ın Üç Geni 01-01-1970 03:00 İslam Evliyası ve Siyasi Yön -I- DİPÇİK 01-01-1970 03:00 Yedi Büyük Yanlış 01-01-1970 03:00 Malabadi Köprüsü’nün Hikayesi 01-01-1970 03:00 Hal - Şiir - Sadat-I Kiram - Necip Fazıl 01-01-1970 03:00
haber medya kadın