Yetki Paylaşımı Mı  Hak Gaspı Mı? 

Bilindiği üzere 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda öngörülen kurum idari kurulları Kurumda çalışan kamu görevlilerinin işyeri çalışma koşulları ve kanunların  kamu görevlilerine eşit uygulanması konusunda görüş bildirmek için kurulmuş resmi kurullardır

Türkiye - 28-12-2015 11:04

Bilindiği üzere 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda öngörülen kurum idari kurulları Kurumda çalışan kamu görevlilerinin işyeri çalışma koşulları ve kanunların  kamu görevlilerine eşit uygulanması konusunda görüş bildirmek için kurulmuş resmi kurullardır. Her sene Nisan ve Ekim aylarında olmak üzere Kamu işveren vekili tarafından tespit edilecek yer, gün ve saatte yılda iki kez toplanır.  Toplantı gündemi, sendika temsilcileri ile işveren vekili tarafından en geç toplantı tarihinden on beş gün önce tespit edilir. Toplantıda bir önceki görüşme raporunda yer alan hususlar değerlendirildikten sonra taraflar gündemde yer alan konuları sırasıyla görüşürler. Toplantı sonucunda ortaya çıkacak görüşler bir rapor haline getirilerek tutanağa bağlanır. Görüşme raporlarının bir örneği sendika temsilcisine, bir örneği kamu işveren vekiline verilir ve bir örneği de kurum ilan tahtasına asılır. Yukarıda kısaca özetlediğimi Kurum İdari Kurulları çalışanların sorunlarının tartışılabildiği ve kurum içindeki çalışma barışının düzenlenmesi için fikir alışverişinde bulunulan bir uygulamadır. Bizler Eğitimciler Birliği Sendikası Samsun 2 No’lu Şube yöneticileri olarak. Kurul toplantılarını üyelerimiz ve çalışanlarımız adına kazanımlara dönüştürmek için. Toplantı tarihinden önce çalışan sorunlarını ve isteklerini gerek elektronik ortamlar vasıtası ile ve gerekse bire bir görüşmelerle derleyerek toplantıya çalışmış olarak gideriz. Yetkili sendika olarak girdiğimiz bütün Kurum İdari Kurullarında ciddiyetle konuları Omü yönetiminin görevlendirdiği yöneticiler ( Rektör Yardımcısı ve Genel Sekreter ) ile tek bir madde dahi atlamadan üzerinde tartışarak istişare ettik.  2014 yılı ikinci KİK toplantısına kadar olan süreçte toplantı kararları Omü internet sitesinden bazen gecikmeli olsa da yayınlandı. 2014 Ekim KİK toplantısından itibaren yönetimin anlaşılmaz tavrı ve henüz alamadığımız cevabı neticesinde KİK kararları yayınlanmadı. Asıl gasp ise KİK toplantılarının kanunda belirtildiği gibi Nisan ve Ekim aylarında İdarenin daveti üzerine değil. Yetkili sendikanın ısrarı ile sonraki aylarda yapılması ile yaşandı.  Sendikayı kendilerinin yetkilerini paylaşmakla suçlayan yöneticilerin, kanun ve yönetmelikle belirlenmiş olan bir yetkinin gereğini yerine getirmeyerek. Çalışanların hakkının gasp ettikleri bilmem söylemeye gerek var mı? Sendika yöneticilerimiz olmak üzere hiçbir kanunsuzluğun yanında durmamaya çalıştığımız aşikârdır. Özellikle Üniversite içinde üyelerimizin sayısının artmaya başladığı süreç içinde diğer sendika yöneticilerinin ve bir kısım idarecilerin eski alışkanlıklarından vazgeçmeyerek sendikamıza üye olan çalışanlarımız üzerinde gerek maddi (mesai ücreti olan birimden mesai ücreti olmayan birime görevlendirme sağlayarak) ve gerekse manevi (işyerlerinde sendikaya üye olmadan önce tavırlarla sendikamıza üye olduktan sonra gösterilen soğuk davranışlar ve engelleyici tutumlar) baskılar yapıldığı zamanlar da dahi üyelerimize özellikle “çalışmıyor” gibi sendika üyesi olmadan önce hiç şikâyet konusu olmayan bahanelerle sendikamıza üye olmanın cezalandırılması yapılırken dahi duruşumuzda hiçbir haksız tavır oluşmasına müsaade etmedik. “Hak etmek” merkezli savunmalarımız, görüşmelerimiz zaman zaman idareciler tarafından “iki hizmetli için mi uğraşacağız bu kadar işin içinde” gibi anlamlandıramadığımız yaklaşımlarla karşılık buldu. Bazen üyemiz istifa etti sendikadan “siz benim hakkımı savunamıyorsunuz” diyerek. Bazen çalışanımız durumun farkına varmanın verdiği iç ezikliği ile “Allah ıslah etsin bunları benim umudum kalmadı emeklim doldu” diyerek dilekçesini vererek emekli olarak. Kırgın bir şekilde yıllarını verdikleri işyerlerinden ayrıldılar. Elbette vefa her çalışanın beklediği bir sonuçtur ömrünün en güzel günlerini verdiği, ekmeğini kazandığı, çocuklarını büyüttüğü, ailesini geçindirdiği, yarınları için hayaller kurdurduğu işyerinde hem çalışırken hem emekli olurken “küçücük bir vefa” beklemek bir hak olmasa da umuttur. Devlet kapısından içeri giren bütün çalışanların hedefi yükselmektir. Hizmetli olarak işe bizim vaktimizde ilk-ortaokul mezunu arkadaşlar olarak liseler bitirdik, üniversiteler okuduk. Bir kısım arkadaşımız eski zamanlarda öncelikli bitirdiği için kadro alarak yükseldiler. Bir kısım arkadaşlarımız geç bitirdiler okulları şu anda iki üniversite mezunu hizmetli arkadaşlar biliyorum. Yetkili olarak girdiğimiz ilk KİK toplantısında ilk başta görüştüğümüz konu idi. Bir kez yapılabildi “Unvan değişikliği sınavı” 2015 yılı içinde söz verildi yapılacaktı. 2015 bitti hala yapılacak. Unvan değişikliği sınavı sadece şeflik sınavı ile sınırlı kaldı. Diğer ünvanlı kadrolar için “Neden elimdeki yetkiyi bırakayım ki” yaklaşımı ve hülle ile müdür, müdür yardımcısı  atamaları, kendi adamını (torpillisini) mutlu etme güzelliği. Hani ne demişti adam “Kardeşim adam eşine dostuna bir kıyak yapmasın mı?” El Cevap “Bunları neden beyt-ül mal’den yapıyorsun, kıyağını yiğitsen kendi kesenden yapsana” Bunları konuştuğumuzda  “Yetkimizi mi paylaşacağız” diyenlerin. Çalışanların lehine olacak uygulamalarda çok cimri davranmaları “hak gaspı” değilmidir? Gerek görevde yükselme ve gerekse unvan değişikliği sınavları ulufe değildir. Çalışanların hakkıdır.  Artık bu konuda adil bir yönetim ve yaklaşım bekliyor çalışanlarımız. Eğer sizler üniversite içerisinde bu sınavları yapamıyorsanız ÖSYM ile anlaşırsınız. Düzenli olarak sınavlar yapılır. Sokaklarda eylemler, mahkemelerde duruşmalarla, meydanlarda kavgalarla kazandığımız hiçbir hakkımızı kimseye gasp ettirmeyeceğiz. Çalışanlardan üstün performans bekleyenlerin çalışanların en ufak bir hakkını dahi çiğnemelerine göz yumamayız. Bu beklenti içinde olan idareciler kendi arkadaşlarımız dahi olsa deşifre edeceğimi buradan beyan ediyorum. Emektar çalışanlarımıza karşı yeni yetme amirlerin saygısızca davranışlarını da görmemezlikten gelecek değiliz. Görevini yapan hiçbir çalışana saygısızca yaklaşmak hiçbir kimsenin haddi değildir. Devlet çalışanları devletin amir olarak görevlendirdiği kendini bilmez amirlerin kölesi değildir. İstediğiniz şekilde davranamazsınız. İnsan merkezli davranışlarınızla dünyanızı ve çevrenizi güzelleştirdiğinizi ballandıra ballandıra anlatacak yazılar yazdırabilmeniz dileklerimle. Yetkiniz sizin olsun biz HAKKIMIZI ALMASINI BİLİRİZ:
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı