Zehir zemberek yaşıyoruz...
Asıl söylemek istediklerimiz beynimizin tenhalarında turlar atarken, dilimizden dökülenler birkaç selamlaşma cümlesi
Köşe Yazıları - 28-12-2013 12:28
Asıl söylemek istediklerimiz beynimizin tenhalarında turlar atarken, dilimizden dökülenler birkaç selamlaşma cümlesi.
Erberlediklerimizden…
Nasılsın sorusuna, nasıl olursak olalım, iyiyim diye karşılık verip iyi olmayı uman ve fakat konuşmanın devamında gerçek halet-i ruhiyemizi ayan beyan olmasa da açık edip takındığımız maskemizi düşüren beşerleriz…
Bunu bazen biz yaparız bazen de bize yaparlar…
Bir dokunup bin âh işitiriz…
Günlerimiz, saatin zembereği ha bozuldu ha bozulacak tedirginliğiyle kayıyor avuçlarımızın arasından. Tutamıyor, zehir zemberek yaşıyoruz... Tam da yakaladım dediğimiz anda bir de bakıyoruz ki saat gece yarısını çoktan geçmiş. Ne balkabağına dönüşecek olan bir arabanın üzüntüsüdür bu ne de başka bir şey. Kaygımız giden zamanın bir daha geri dönemeyecek ve kırılan kalplerimizin onarılamayacak oluşundandır. Kontrolsüzce yitip gitmiş ve günlerimizden bir gün daha eksilmiştir. Çiziyoruz takvimimizden bir günü daha. İçini doldurabilmişsek ne ala…
Elde var bilinmezlik…
Kalem bizim kelam bizim ne de olsa diye düşünüyor, cümlelerimizi suya sabuna dokundurmadan söylüyor yahut yazıyoruz. Birilerine dokunur mu, birilerini kırar mıyız diye düşünmeden… Biz karşımızdakileri kırmamak için imtina ederken, aynı hassasiyeti görebilmeyi dahi beklemezken, kimileri böyle davranmaya çalışmamızı susmakla, sinmekle itham ediyor. İşte o birileri, aldırmadan geçip gidilecek olanlardır. Ve elbette verilecek cevaplarımız vardır lakin susmanın kalesine sığınıp Yakub peygamberinki gibi olmasa da ona yakın bir Sabrun Cemîl elbisesi bulup giyinmek istiyoruz. Bu sefer de elbisemizin rengi, modeli eleştiriliyor. İyisi mi duymaz ve görmez ve bilmez olalım onları…
Emek vermeden yemek umuyor, zahmet çekmeden rahmete talip oluyor ve aynadan bakınca kendimize kabullenmesek de çok da komik duruyoruz. Gülüyor ve fakat geçemiyoruz…
Yollarda kaybedilenler yollarda bulunurmuştan yola çıkarak atıyorum her bir adımımı. Ardından ardına düşüp merakımın yürüyorum gitmek istediğim yönün aksine…
Hay aksi varamadım, varılmıyor…
Bir akşam yürüyüşünde düşüyor aklıma tüm bunlar. Kış günlerinin nazlısı Güneş kendini çoktan gizlemişken, yağmur da hafif çiseliyorken, etraf tam da hüzün kokuyorken…
Biz istemediğimiz yollarda, asıl söylemek istediklerimiz de beynimizin tenhalarında…
İnsanın da bir şirazesi olsa kaldığı yeri hatırlatan.
Evet, nerde kalmıştık diye düşünürken biz, kaldığımız yeri gösteren…