Sessizce, sakince, diz çökerek kulak verelim. Bağışlayan O, Rahmeti ile yargılayacak, Cenneti ile mükafatlandıracak olan O. O’ndan istiyoruz, O’na yalvarıyoruz, O’nun azabından yine O’nun rahmetine ve mağfiretine sığınıyoruz.
Muhteşem bir sure ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Bu surede vurgulanan konuları pür dikkat dinliyor, öncesine de sonrasına da ilavelerde bulunmaktan haya ediyoruz. Çevreden devşirdiğimiz düşünceler ile ayetleri şekillendirmeye kalkışmıyoruz. Ne dediyse o, neyi vurguladıysa baş göz üstüne, benim bundan başka söyleyecek bir sözüm, ileri sürecek bir fikrim, bağlanacak bir kuralım yok, diyoruz. Her bir emre teslim olmaktan, her bir yasağa harfi harfine uymaktan başka bir çıkar yolumuz yok.