Eğitim Sistemimize Dair Gerçekler!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Eğitim Sistemimize Dair Gerçekler!
09.06.2022 13:36:19

 

Eğitim Sistemimize Dair Gerçekler!

Kafa karışıklıklarını gidermek için ülkemizdeki eğitim sistemine dair bazı gerçekleri bilmemiz gerekiyor. Atalarımızın bir sözü vardır: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”. Son yirmi yıldır eğitimin başındakileri değerlendirmenin ölçüsü ortaya çıkan nesillerin ahlaki-insani-kültürel-bilimsel kalitesidir.

 

Eğitim sistemimizin kalitesine bakıldığında AB ülkeleri arasında sayısal derslerde son sıralarda yer aldığımız gibi sosyal-kültürel derslerde ve ahlaki değerlerde inanılmaz derecede yozlaşmış bir kitle ile karşı karşıyayız. Lisede okuduğu halde elifi görse mertek sanan, tarihini bilmeyen, coğrafyasını tanımayan, bırakın iki satırı adını bile doğru düzgün yazamayan bir nesilden bahsediyoruz. YKS istatistiklerine bakıldığında durum daha iyi anlaşılacaktır. (Örnek: YKS 2020’ye göre YKS 2021’de daha az aday barajı geçebildi. Buna göre, 2020 yılına göre 2021 yılında 160 bin daha fazla öğrenci ile gerçekleştirilen TYT oturumunda 1 milyona yakın öğrenci barajı geçemedi. YKS 2021’in sonuç raporu, eğitim sisteminin iflasının belgesi oldu. Sınavın ilk oturumuna giren adayların yüzde 32’si barajın altında kalırken 40 soruluk matematik testindeki doğru yanıt ortalaması 5’te kaldı.) Ülkemizdeki 20 milyon öğrencinin yalnızca %5’lik kesimi ailenin özel ilgisi ve özel yetenekleri sayesinde kendini kısmen yetiştirebildiği bir gerçeklikle baş başayız. Buradaki temel kıstas ise yaptığı net ve aldığı puan olarak belirmektedir. Dolayısıyla milli ve ahlaki değerler çocuklarımızın gelişiminin hiçbir evresinde bir ölçüt olarak kullanılmamaktadır. Gelin bu manzaranın sebeplerine birlikte bakalım:

1- Ülkemizdeki eğitim sistemi 1924’den itibaren Amerikan Dewey sistemine göre planlanmıştır. John Dewey ülkemize davet edilmiş ve hazırladığı rapor eğitim sistemimizin temelini oluşturmuştur. Köy Enstitüleri de aynı şahsın önerisi üzerine açılmıştır. Dewey daha sonra da ülkemize gelerek eğitim sistemimizi denetlemiştir. John Dewey'in Türkiye'de yaptığı çalışmalarda asistanlığını Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç yapmıştır. Ondan öncesinde ise Alman ve Fransız eğitim sistemleri taklit ediliyordu. Bu taklit işinin başlangıcı Tanzimat’a kadar uzanır.

2- “Sonuna kadar batılılaşma” anlayışı eğitim sistemimizin özünü oluşturuyor. Bu sebeple 1924’ten itibaren dini-manevi-geleneksel-yerli-milli olan tüm değerlerimizin perdelenmesi ve mümkün olduğu ölçüde unutturulması temel hedeftir. Sadece dini değerler değil sanat-edebiyat ve musiki alanında da yerli olan her şeye savaş açılmış, yerine de batılı kültür ögeleri zerk edilmiştir. İlginç olan ise bu politikanın dozu azalsa da bugün itibariyle de sürdürülüyor olmasıdır.

3- Bilinenin aksine ülkemizde “din eğitimi ve öğretimi” yoktur. Ülkemizde sadece dinin kültür boyutunun tüm dinleri kapsayacak şekilde verilmesi esas alınmıştır. Bu sebeple konulan Din Kültürü derslerinde sadece İslam dini değil Hıristiyanlık-Yahudilik-Budizm-Hinduizm-Taoizm gibi dinlere dair inanç esasları ve ibadetleri öğretilir. Hatta din dışı akımlar olan ateizm-deizm-agnostizm-materyalizm gibi akımlar da tüm ayrıntılarıyla öğretilir.(Bkz: 11 sınıf 4. Ünite)

4- İmam Hatip okullarının müfredatında daha önce %50 civarında olan dini derslerin ağırlığı 2010’dan sonra %25’e düşürülmüş, bu sebeple de eski İmam Hatiplerle günümüzdekiler arasında mezunlarının donanımı bakımından önemli farklar oluşmuştur. Kaldı ki eldeki %25’lik dini içerikli derslerin neredeyse yarısı “İslam Sanat-Bilim-Medeniyet-Kültür” içeriğine sahiptir. Tüm bu eksiklerine rağmen İmam Hatip okulları eldekilerin en iyisi hüviyetini korumaya devam etmektedir.

5- Eğitim sistemimizdeki asıl sorun öğretmen yetiştirme programlarıdır. Bu programlar tamamen batı tandanslı zihin yapısıyla öğretmen yetiştirmeye devam etmektedir. Son 20 yılda öğretmen yetiştirme programlarında her hangi bir yerli-milli katkı konması bir yana eskisinden daha batıcı bir hüviyete bürünmüştür.

6- Milli Eğitim sistemimizin 2010 sonrasında salgın misali yayılan sosyal medya bağımlılığı ile TikTok-İnstagram-Snapchat gibi uygulamalara karşı hiçbir hazırlığı olmadığı gibi bugün itibariyle de bu konuya dair en ufak bir çalışması bulunmamaktadır. Bu sebeple milyonlarca gencimiz okullardan daha çok ellerindeki cep telefonu ekranından ilham alarak karakter kazanmaktadır. Yaşanan son olayların tamamı bu mecralarda beğeni kazanma amacıyla çekilmiş videolardır. Bu videonun benzeri milyonlarca ahlaksızlık sel gibi akmaya, önüne gelen her şeyi yıkmaya devam etmektedir. Tüm bunlar yaşanırken bakanlık halen seyretmeye devam etmektedir.

7- Komünist Çin yönetimi bile geleneksel Konfüçyüs değerlerine dönmüşken ülkemizdeki sözde “milli” eğitim sistemimiz, “uygulamalı din öğretimi”, “ahlak öğretimi”, ”tarih şuuru dersleri”, “milli bilinç dersleri” verilmesine mesafeli durmaktadır. 25 Milyon gencimizin çok az bir kısmı TRT dizilerinden Kuruluş-Kurtuluş-Osmanlı-Selçuklu-İslam mirasını yarım yamalak öğrenmeye çalışmaktadır.

8- Ülkemiz eğitim sisteminde AB standartları doğrultusunda “toplumsal cinsiyet eşitliği”, “mesleki eğitimde kalitenin artırılması”, “karma eğitimin yaygınlaştırılması”, “seküler insan profili oluşturma çabaları” öne çıkmaktadır. “Önce ahlak ve maneviyat” diyen geleneksel eğitim çağrıları 20 yıldır duymazlıktan gelindiği gibi eğitimin üst yönetimine olabildiğince “batıcı”, “çağdaş”, “seküler” isimlerin getirilmesine özen gösterilmektedir.

9- Her yıl ücretsiz dağıtılan 250 milyon ders kitabında “modern bilim” adı altında “evrim teorisi” esaslı tarihlendirme öğretilmeye devam etmektedir. İslam Bilim tarihine dair bilgiler seçmeli dersler şeklinde isteyen öğrencilere verilirken batılı modern bilimler zorunlu derslerin kitaplarında tüm ayrıntılarıyla ele alınmaktadır. İlk yıllarda büyük ilgi gören seçmeli Kuran ve Siyer dersleri ise bugün itibariyle çok az bir kesim tarafından seçilmektedir.

10- Bakanlık üst kadrolarına atanan isimlere dikkat edildiğinde Avrupa Birliği ve ABD Fulbright eğitimleri alanların; liberal eğitim sistemi felsefesine inananların; marjinal sol derneklerle(Rotary-Kalder-ÇYDD-TEMA vs) ortak projeler üretenlerin tercih edildiği görülecektir. Kripto FETÖ militanları da cabası. Dolayısıyla iktidarda “İslamcı” geçmişi olan bir liderin bulunması bile eğitim sistemimizdeki körü körüne batılılaşmanın önüne geçememiştir. Son 10 yıldaki ahlaki çöküşün arkasında bu kadroların sistemli çalışmaları yer almaktadır. Cumhurbaşkanının “eğitimde başarılı olamadık” sözünün sebebi de perde arkasından kendi ajandasını uygulayan derin MEB bürokrasisidir.

Kısacası Türk Milli Eğitimi yerli ve milli isimler tarafından yönetilmediği gibi az buçuk dindar/muhafazakâr isimlerin olabildiğince etkisizleştirildiği ve pasifize edildiği süreç tüm hızıyla devam etmektedir. İslamcı/muhafazakâr kesim ise gözüne ışık tutulmuş tavşan misali açılan üç beş proje okulunun büyüsüyle ortadaki genel manzarayı görememektedir. Körler sağırlar birbirini ağırlar sözü bu kesim için en ideal durum tanımlaması kabul edilebilir. Lakin gelecek yıllarda derin uykularından uyandıklarında manzaranın bütününü kavramaya başlayacaklardır. Daha bu iyi günlerimiz. Gelecek yarım asır çok daha derin çatlaklara yol açacaktır. Zararın neresinden dönülse kardır. Lakin böyle bir iradenin de ortalarda görünmediğini üzülerek belirtmek durumundayız. Konu çok derin ve bu konuda yazmaya kalksak kitaplar dolusu hakikat ortaya çıkacaktır. Lakin bu kadarı da meseleyi anlamamıza yardımcı olur kanaatindeyiz.

Yunus Emre ALTUNTAŞ

Eğitim Sistemimize Dair Gerçekler!
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Web Tasarım