Zuhal GÜNDÜZ Kişisel gelişim mi istiyorsunuz, müslüman yaşayın!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kişisel gelişim mi istiyorsunuz, müslüman yaşayın!
Zuhal GÜNDÜZ

Kişisel gelişim mi istiyorsunuz, müslüman yaşayın!

Kişisel gelişiyorum derken…

Kişisel uyutulanlardan bir demet…                                                           

O gün yine mutsuz, ezik uyandı Lütfiye. Köyden İstanbul’a üniversite okumaya geldiği günden beri durum böyleydi.

Köyden geldiği kişisel gelişemediği için arkadaşları arasında her fırsatta dışlanan Lütfiye artık buna bir dur demek istiyordu.

O da kişisel gelişmeliydi ondan değil miydi hep eksiği.

Canbay, Mira, Berkay…

Ve daha birçok arkadaşı nasılda kişisel gelişmişlerdi. Hatta üniversiteye yakın bir kursta sabah akşam gelişmeye devam ediyorlardı.

Kahvaltı yapacak hali yoktu. Elini yüzünü yıkayıp aceleyle çıktı evden.

Kursun kapısına gittiğinde kapının duvar olduğunu gördü.

Daha kimse gelmemişti. Anlaşılan kişisel gelişenler erken kalkmayı çok umursamıyorlardı.

Babaannesi hep sabah erken kalkanın yol alacağını, günün bereketinden istifade edeceğini söylerdi aslında.

Olsun bir bildikleri vardır sonuç da gelişmiş insanlar diyerek yanda ki pastane de beklemeye başladı.

Yaklaşık iki saat sonra sallana sallana bayağı süslü bir hanımın kursun kapısını açtığını gördü.

Hemen peşinden o da girdi.

Daha ceketini askıya asmamış olan kadın şaşırmış gayet isteksiz bir şekilde;

“Buyurun nasıl yardımcı olabilirim”, dedi.

Lütfiye heyecanla kişisel gelişmek istediğini söyledi.

Kadın önce güler gibi oldu sonra bu müşterinin diğerlerinden de saf olduğunu elinden kaçırmaması gerektiğini anlayıp toparlanarak “Tabii ki tam yerindesiniz”, dedi.

Hemen Lütfiye’nin eline bir dizi eğitim listesi verdi ve listeyi ikna eder cümleleriyle sağlamlaştırmaya başladı.

Bu eğitimi bununla birlikte alırsanız daha verimli olur sizin için bunu da alırsanız tam olur şuna da alırsanız tamın da tamı olur diyerek devam etti…

Kapıdan çıktığında bir düzine eğitime kayıt yaptırıp öğrenim harcı dâhil son kuruşuna kadar kadına vermiş olan Lütfiye ay sonuna kadar ne yapacağının kaygısındayken…

İçini rahatlatan tek şey kişisel gelişeceğiydi.

Onu rahatlatan bu duyguya sarılıp evin yolunu tuttu.

Ertesi gün kendisine söylenen saatte gitti kursa…

Selam verip sınıfa giren hoca kısaca deyip gayet uzun bir şekilde aldığı eğitimleri ve bunları onlarında alması gerektiğini söyledikten sonra,

Bugün ki derse Meditasyonla başlayacaklarını ekledi.

Ve herkes hocanın anlattığı şekilde gözlerini kapadı.

Odaklanıp rahatla, gevşe, iyileş diye tekrarlamaya başladılar içlerinden…

Garipliğe bakın ki bu derin düşünme köyde babaannesinin yaptığı ‘Rabıta’ya ne kadar da benziyordu.

Söyleyecek oldu tam… Meditasyondaydı sustu.

Meditasyonun sonlandığını bildiren hocasının sesi ile kendine geldi.

Peşinden hocasının hadi şimdi hep beraber evrene olumlu mesaj gönderelim arkadaşlar cümlesi geldi.

Bu cümle Dua edelim, demenin çevrilmiş hali değildi de neydi?

Ki evrene de değildi o yaratıcıya edilirdi dua.

“Teslim olun evrene” dedi hoca devamında…

Teslim olun evrene değildi o, teslim olun yaratanaydı ve o teslimiyetin adına da tefekkür denildi babaannesi demişti.

Dayanamadı hocasına söyledi bunları.

Hocası hiç oralı olmadı, ısrar edince tesadüf olabilir diye geçiştirdi.

Oysaki Lütfiye’nin köyde babaannesinden öğrendiği her olanın tesadüf değil, tevafuk olduğuydu.

Sustu Lütfiye.

Nihayetinde okumuş, kültürlü, şehirli kişisel geliştiren hocası mı daha iyi bilecekti köyde okuma yazmayı dahi bilmeyen babaannesi mi?

Ertesi gün oldu.

Bugün ki konumuz; “The secret”, dedi hocası.

Çok esrarengiz bir şey söylemenin verdiği o hak edilir hava ile durdu ve sınıfı gözlemledi.

Bu gözlemleme anında ki süre merakları daha da kabarttı.

Devam etti hoca “The secret” sır ve evrenin çekim yasasıdır.  Yani evrende ne düşünürsek, neyi istersek onu kendimize çekiyor olmamızdır.

Düşüncelerin frekansları bu frekansların açtığı kanallardan dönüşleri vardır. Söylediğiniz evrene yansır, dilek olur ve döner dolaşır sizi bulur.

Dayanamayan Lütfiye yine konuştu.

-A bu bizim yaptığımız ‘Dua’ değil mi hocam?

Bir de babaannem hep der bela okuma döner dolaşır sana gelir diye.

Vay be babaannem de biliyordu demek düşüncenin, sözlerin frekansları olduğunu.

Hoca yine duymazdan geldi,” Bilimsel şeylerden bahsediyoruz burada” diyerek, devam etti…

Dua dedim mi ben şimdi! “The secret” diyorum lütfen dersi bölmeyin dinleyin diyerek susturdu Lütfiye’yi.

Susturulmuş Lütfiye sonrasında derse devam…

Ertesi gün yoga…

Evet, arkadaşlar yoga fiziksel, zihinsel, disiplinel hareketler…

Vücutta ki enerji merkezlerini aktifleştirmek için geliştirilmiş pozisyonlar…

Lütfiye bakar aa bu hareketler tam da “Namaz” da yapılan hareketler.

Secdeye kapanıldığında kan akışı, enerji geçişi, disiplin içinde herkesin aynısını yapması…

Hocam Namazda da böyle diyecek…

Dün susturulmuş olduğunu hatırlayıp bu sefer hocanın iradesinden önce kendisi susar.

Ertesi gün hayata teşekkür ediyoruz bugün de bizleri buluşturduğu için diye başlalar hocası söze.

Hay da! Aklı, fikri olmayan hayata teşekkür de neyin nesiydi?

Yaratana şükredilir derdi babaannesi hâlbuki…

Diyecek oldu sustu ondan önce ki gün susturulmuş Lütfiye.

Ertesi gün hoca yine afilli bir cümle ile başlardı derse.

“ Mindfulness” herkes bakmakta birbirine çok esrarengiz bir şey öğrenecekler çünkü birazdan ve hoca o engin bilgisi ile anlatmaya başladı.

Anın içinde ki duygulara, düşüncelere bilinçli bir şekilde odaklanıp, dikkatle değerlendirebilme yeteneği diyebiliriz kısaca.

Tabii ki bu tanım şuan için eksik ve yetersiz ilerleyen günlerde bunu açacağız derken hoca,

Lütfiye artık şaşkınlıktan ne yapacağını da bilmiyordu.

Çünkü hocanın bu anlattığı da babaannesinin yaptığı Murakabeye ne çok benziyordu.

Bu kadarı yeterdi… Salt benzerlik değildi bütün bunlar. Hocası onu her seferinde susturmaya çalışsa da anlamıştı durumu.

Günlerdir geldiği tonla para döktüğü bu kurs köyde ki babaannesinin ona yıllar önce söylediklerinin adlarını değiştirmekten başka bir şey yapmıyordu.

Ve burada insanlar kişisel gelişiyoruz, farkındalığımız artıyor diye bunlara tonlarca para ödüyordu.

Ne yazık ki o insanların içindeydi kendisi de.

Verdiği paradan çok kendisini boşu boşuna ezik hissetmenin ezikliğini hissetti.

Belli ki bu bedeli ödemesi gerekiyordu bu farkındalığı kazanmak için.

Olan da olan hayrı düşün diyen babaannesi geldi yine aklına…

Günün sonunda sayısız kişisel gelişim eğitimi almış biri olan Lütfiye’den sizlere (bizlere) kısa ve net;

Kişisel gelişim mi istiyorsunuz;

Müslüman yaşayın!

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
iş güvenliği malzemeleri
tanıtım yazısı