Cahit KURBANOĞLU Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 3
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 3
Cahit KURBANOĞLU

Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 3

Molla Said Hiçbir Şekilde Zekat Almıyor

Şarkî Anadolu'da medrese müessesesi oldukça yaygındır. Bu kadar çok medrese açılmasını yöre halkı devletten beklemez. Bilakis icazet almış bir âlim, istediği köyde hasbetenlillah (maddi menfaat beklemeden) bir medrese açmasını kendisine görev addetmektedir. Bu uygulama ile eğitime verilen önemin önceliğini ve özellikle şakın dini eğitim ile ayakta kalacağını ortaya koymaktadır. Hoca ise Allah rızası için, meccanen (ücretsiz) ders vermektedir. Talebelerin iaşe ve levazımatını yani yiyecek, giyecek, barınma ihtiyaçlarını halk karşılamaktadır.

“Bunların içinde yalnız Molla Said, hiçbir suretle zekât almıyordu. Zekât ve başkasının eser-i minneti olan bir parayı kat'iyen kabul etmiyordu.” (1/32)

İlkokul çağlarında (11 yaşında) doğduğu şehri terk ederek, yakın şehirlerde düşüncesine hizmet edebilmek için fırsatlar arayan bir adamdır, Bedîüzzaman. 

Yaşı çocuk yaşı ama davası kamil ve bir tecrübelinin davası olduğunu görüyor.

Mütefekkir, alim, yazar Ali Ulvi Kurucu; kedilerini tanımayı Allah CC bize nasip etti ve Bediüzzaman hakkında yazmış olduğu önsözün nasıl yazıldığını sorma imkanı buldum.

Kendilerinin verdiği cevap karşısında, bütün yazdıklarımın, haddimi zorlama olduğu idrakinde, çekinerek bu yazıyı yazıyorum. Onun için de okuyanlarımın her türlü tenkit ve tamamlayıcı tavsiyelerini şimdiden kabul ediyorum.

Merhum Kurucu böyle bir önsözü önce kabul etmemişlerdir. Israrlar üzerine kabul etmiş, ancak şu şartı ortaya koymuş ve demişler ki; eserlerini ve hayatını okuduktan sonra size cevap vereceğim.

Üstadımızın hayatını okuduktan sonra da tekrar yapılan teklifi geri döndürmek zorunda kalıyor.

Diyor ki bu zat hakkında ben kendimi Tarihçe-i Hayat’a önsöz yazabilecek biri olarak görmüyorum. Böyle bir eser ve böyle bir zat hakkında önsöz yazmak benim haddimi çok aşar.

Merhum mütefekkir böyle dedikten sonra, Bediüzzaman’ı herhangi bir şekilde tanıyan, eserlerini okumamış, hizmetinde bulunmamış veya bulunanlardan bilgi toplamamış birinin cesaret göstererek hakkında fikir yürütmesini de okurların takdirine sunuyorum.

Mütefekkir ve Muharrir Ali Ulvi Kurucu Anlatıyor

Ali Ulvi Kurucu yazısında böyle bir zatın Allah’ın bize bir lütfu olduğuna dikkat çekerek diyor ki;

“Ben bu büyük zatı, eserlerini ve talebelerini inceden inceye tetkik edip de o nur âleminde hissen, fikren ve ruhen yaşadıktan sonra, büyük ve eski bir Arap şairinin bir beytiyle, çok derin bir hakikati ifade ettiğini öğrendim:

Bütün âlemi bir şahsiyette toplamak,

Cenab-ı Hakk’a zor gelmez.” (1/6)

Cumhuriyetle idare şekline geçişte henüz ülke hazır olmadığı gibi, o zaman toplumunun yapısının da kaldıramayacağı ve bünyesine uygun olmayan büyük bir tebeddülatlarla (değişiklikler) karşı karşıya kaldığı bir dönem.

Öyle ki tarih boyunca ülkemizde kullana gelinen kıyafetlerin değiştirildiği, ibadetlere müdahale edildiği, hanımların dini ve geleneksel kıyafetlerinin zorla çıkartıldığı, bin yıllık tarihimizi aksettiren harflerin ve alfabelerin yasaklandığı bir dönem yaşanıyor.

Hatta zamanın idarecilerinin ısrarlı baskılarıyla, o güne kadar geleneksel örf ve ananeler küçümsenen bir tavır içerisinde, değişikliğe uğratılan bir memlekette, Bediüzzaman gibi bir zatın memleketin meselesini kendine dava edinmesini ve onun için yanıp tutuşmasını ifade etmeye kelimeler yetersiz kalır.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER