Zuhal GÜNDÜZ Hicri Yılbaşı Hicretimiz Allah’a ve Resûlüne…
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Hicri Yılbaşı  Hicretimiz Allah’a ve Resûlüne…
Zuhal GÜNDÜZ

Hicri Yılbaşı Hicretimiz Allah’a ve Resûlüne…

Hicretin yıldönümü hicrî 1441 yılını yaşamaya başladık.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) ve ashabının Mekke'den Medine'ye hicreti, (622) İslam âleminde hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilir.

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının (4 haram aydan biri, Aşure günün yer aldığı ay)  1. Günü dinimiz için oldukça önemlidir. Bu tarihte Müslümanlar için yeni bir yıl başlar. (1)

Hicri takvim ve Miladi takvim arasındaki gün farkı nedeniyle bu yıl Hicri Yılbaşı; 31 Ağustos. Yeni yıl cümlemiz için tevbe ve şuura vesile olsun.

Peki, Yeni yılın başlangıcı kabul edilen Hicret kısaca nedir?

Sözlükte “terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek” anlamına gelen hecr (hicrân) masdarından isim olan hicret daha çok “bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır.

Terim olarak genelde gayri müslim ülkeden (darülharp) İslâm ülkesine göç etmeyi,

Özelde ise Hz. Peygamber’in ve Mekkeli Müslümanların Medine’ye göçünü ifade eder.”(2)

Mekke’de müşriklerin Peygamberimize ve müminlere zulm, baskı ve işkencesinin doruğa ulaştığı zamanda Allah (c.c) müminlere Peygamberimizle birlikte dinlerini özgürce yaşayıp, ibadetlerini kolayca yerine getirebilecekleri Medine’ye göç etme izni verdi. 

Çünkü İslâmiyet yalnız bir inanç sistemi değil aynı zamanda bir hayat tarzı ve bir dünya görüşü olduğundan Müslümanların İslâmî hüküm ve vecîbelerin rahatlıkla yerine getirilebildiği bir ortamda güvenlik içinde yaşamaları büyük önem taşımaktadır. (3)  

Şevâhid-ün Nübüvve Peygamberlik Müjdeleri kitabında, Hicret şöyle anlatılmaktadır: (4)

 

Resûlullaha (s.a.s) Mekke’den Medine’ye hicret etmesi bildirildiği zemân, bi’setin ondördüncü senesi idi.

Mekke’den ayrıldığı gece, Kureyş müşrikleri aralarında, Resûlullahı (s.a.s) öldürmek için anlaşdılar.

Gece uyku vakti gelince, Resûlullahın kapısının önünde toplanıp, uyusun da öldürelim diye beklemeğe başladılar. O gece Yâsîn sûresinin ilk âyetleri nâzil oldu.

Resûlullah (s.a.s) yerden bir avuç toprak aldı. Meâl-i şerîfi, (Önlerinden bir sed ve arkalarından bir sed çekdik de onları kapattık, artık göremezler.) olan Yâsîn sûresi 9.cu âyetini üzerlerine okuyarak ve elindeki toprağı da başlarına saçarak, aralarından geçip gidi. Hiç görmediler ve farkına varamadılar…

O gece Resûlullah (s.a.s)  hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a) ile birlik de Sevr dağında bir mağaranın önüne kadar gitdiler….

Resûlullah (s.a.s.) ile hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a) mağaranın içine girer girmez, o gece mağaranın kapısının önünde bir ağaç yeşerdi.

 İki yabânî güvercin o ağacın üzerine yuva yapıp yumurtladılar.

Bir örümcek de mağaranın ağzını ağıyla ördü. Resûlullahın (s.a.s)  Mekke’den ayrıldığını haber alan müşrikler ok ve yaylarını alıp, ta’kîbe çıktılar.

Mağaranın ikiyüz zrâ veyâ bir rivâyetde elli zrâ kadar yakınına geldiler. Aralarından birini mağaranın içine girip bakması için gönderdiler.

O kimse mağaranın önüne geldi ve geri dönüp gitti. Niçin döndün dediler.

Mağaranın kapısı örümcek ağıyla kaplı ve orada iki güvercin var. Anladım ki içerde kimse yok, dedi…

Resûlullah (s.a.s)  hicret sırasında Ümmü Ma’bedin çadırına ulaştığında, müşrikler ne tarafa gittiğini bilemediler...

Peygamber Efendimizin (s.a.s) ve ashabının Allah’ın rızasını kazanmak, ibadetlerini özgürce yapabilmek için sahip oldukları her şeyi arkalarında bırakarak çok zor ve meşakkatli bir yolculuk sonunda 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etmesiyle İslam tarihinin Miladı kabul edilen önemli bir dönem başlamış oldu.

Medine’ye göç eden Müslümanlara Muhâcir,

Resûl-i Ekrem’e ve Muhâcirlere yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensâr unvanı verilmiştir. (5)

Burada Ensarlar, Muhâcirlere cömertçe kucak açmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de muhacir ve ensar şöyle müjdelenir: 

 “İslâm'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır…” (Tevbe, 9/100.) (6)

Peygamberimiz (s.a.s.) hicretle ilgili;

“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir.

Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.” Demiştir.(Buhârî, Îmân, 4.) (7)

İslâm tarihinin bu şerefli yolculuğunda ki hicret ruhu tüm dünyaya insanlığın, yardımlaşmanın ve kardeşliğin ne olduğunu canlı olarak göstermiştir.

Bugün de ciddi sıkıntılara göğüs gererek, Hicret ruhu ile zalimlerin zulmünden kaçarak yurdunu, yuvasını terk etmek zorunda kalan muhacir kardeşlerimize Ensar olan Askerimiz, Polisimiz başta olmak üzere Yüce Türk Milletinden Tevbe suresinde (9/100) müjdelendiği gibi Allah (c.c) binlerce defa razı olsun.

Yeni yılımız tüm İslam âlemine hayırlar getirsin… Hicretimiz daima Allah’a ve Resûlüne olsun. Dua ile kalın…

Zuhal KURTYEMEZ

Kaynak:

(1) (https://islamansiklopedisi.org.tr/takvim)

(2), (5) (https://islamansiklopedisi.org.tr/hicret#1/Müellif: Ahmet Önkal)

(3)  (https://islamansiklopedisi.org.tr/hicret#2-fikih/Müellif: Ahmet Özel)

(4) (Hakîkat Kitâbevi Yayınları No:11 Şevâhid-ün Nübüvve Peygamberlik Müjdeleri, Mevlânâ Abdürrahmân Câmî, Hâzırlayan Hüseyn Hilmi Işık, Altmışikinci Baskı, Hakîkat Kitâbevi, Haziran-2017- sf:125, 126, 129)

(6) ( https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Tevbe-suresi/1335/100-ayet-tefsiri)

(7) (https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/11934/cuma-hutbesi-hicret)

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER