Mehmet Nuri BİNGÖL “İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
“İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı
Mehmet Nuri BİNGÖL

“İstiklâlden İstikbâle” Deneme Eseriyle “Efendi Bey” Romanı

“Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde sadece alçak ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmadı. O menfûr gecede, ‘İslam’ın  son kalesi’ kabul edilen ülkemizin, istiklâl ve istikbali de fütûrsuzca tehlikeye atılıyordu. Emperyalist Batı’nın oyuncağı ve kuklası olan kirli bir örgüt, bize düşman sömürgeci ülkelerden aldığı desteğe rağmen başarılı olamadı. Yarım asırdır beslediği hain emellerine kavuşamadı.

     Büyük oyunu farkeden aziz milletimiz yollara düştü, meydanlara indi ve güzel vatanımızın ihanet örgütlerine ve düşman devletlere peşkeş çekilmesine izin vermedi. İstiklâl Harbi’nde nasıl zafer kazanıldıysa 15 Temmuz’da da aynı şanlı ecdadın kahraman torunları, kiralanmış askerlerin kara tanklarına karşı tarihi direniş gösterdiler.”

     Bu yıl neşredilen Mehmet Nuri YARDIM imzalı “İstiklâlden İstikbâle” başlıklı deneme ağırlıklı eserin arka kapağındaki ifadeler bunlar. Kitaptaki deneme ve sohbetler, o kapkaranlık zifiri gün ve gecelere düşürülmüş tarihi ve bilgilendirici notlar.

     Tarihçi, yazar ve edipler olarak bu yazı, intiba, duygu ve düşüncelerden yola çıkarak, daha önce pekçok destan yazmış büyük bir “millet”in uyanış, diriliş, direniş ve şahlanışını yeni nesillere anlatacağız.

     Yazar Mehmet Nuri YARDIM’la 1978’den beri ülfetim var. O zaman “ulusal” bir gazetedeydi, bir yandan da üniversite imtihanlarına çalışıyordu. Lise’den sonra bir yıl beklemiş, ikinci senede İ.Ü. Edebiyat Fakültesini kazanmıştı. Ben bir yıl öndeydim ama fakültede ders aralarında sık sık görüşüyor ve sohbet ediyorduk. Fakülte üçten sonra gönüllü olarak editörlüğünü yaptığım bir dergide edebi ve irfanla alakalı incelemelerine yer vermenin gurunu -hamdederek- yaşıyorum.

     Kısmet; mezuniyetten sonra “ulusal” bir gazetedeki beş aylık bir deneme müddetinin  ardından, ruhumun kamuya daha uygun olduğu önkabulüyle Anadolu’ya Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak tâyinimi istedim, bir yıllık beklemenin ardından da Kütahya, Gediz, Şaphâne beldesine tâyin oldum. Tefrika edilenlerin dışındaki birinci romanım  “Sürgündeki Çeçenya” kitabımın ilk taslağını orada kaleme almıştım. “Yokuşta” tefrika romanı ise tamamıyla… Velud bir mahaldi; her zaviyeden elbet.

*

     “İstiklalden İstikbale” eserinde en beğendiğim sohbetler, genç nesillere millî irfan ve birliğimizi nasıl nakledebiliriz sualine verilen cevapların bulunduğu yazılar. 15 Temmuz direnişiyle alâkalı hikâye, deneme ve müşahedeler ise, kapkara bir sema perdesi kıpırdanınca parıldayan kutup yıldızları gibi... “Sürgündeki Çeçenya”nın devamı mahiyetindeki roman dosyasını teslime gittiğimde, yanımda bulunan kızıma da imzaladığı eseri, genç neslin mutlaka okuması gerektiği kanaatındayım.

*

    “Efendi Bey” romanı da aynı yayınevi tarafından neşredilmiş. Damla Yayın Grubu’nun tescilli markası olan Mihrabad Yayınları’nca…

     Roman’a adını veren Efendi Bey, aslında eserdeki temel entrikayı teşkil eden ailenin toparlayıcı babası.  

     Kendi intibaımı belirterek şunu diyeceğim: Mezkûr aile içinde geçen çoğu talihsiz hâdiseler zinciri, epizotlar hâlinde ve başarılı diyaloglarla verilirken; bana sorulursa, asıl vâkıa Tuna’nın başına gelenler ve merkezinde bulunduğu “vatanî görev”…

     Roman çok akıcı. Kurgulanan entrika insanı acayip şekilde cezbediyor. Kitabı elime aldıktan dört gün sonra bitirdim. Zayıf bir yanını gördüm yalnız. Mekân tasvirleriyle portre “betimlemeleri” beklediğim gibi kuvvetli değildi. Eser dizi ya da filme çekilirse, bu zaafı da senarist tarafından giderileceği kanaatındayım.

     Romancıyı şifahi olarak değil gıyaben tanıyorum. İstanbul’da kaldığım bir hafta dahilinde eve kapanıp romanı okurken,  Mihrabad Yayınları’na gelmiş veya telefon etmiş… Görüşemedik, kısmet değilmiş.

 

          Kitabın son sayfasına alınmış kısa bir biyografisinden yazarın teknikle alâkalı idareci olduğunu öğrenince sevindim. Büyük yazarlar -umumiyetle- fenci ya da diğer meslek gruplarından çıkar. Namını hak ederek kazanmış edîpler içinde edebiyat ilmini almış olanları pek fazla değildir; veya mürekkebini yalayanlar...

    “Mesut Turan, daha ortaokul yıllarından itibaren edebiyata özel ilgi duydu. Düzenli ve sürekli biçimde okumaya başladı. Daha sonra bu okumaların ardından  yazı çalışmalarına başladı. Özellikle ilk gençlik yıllarında, şiir üzerine çalışmaları oldu. Hâli hazırda yazılmış ancak yayımlanmamış birçok şiiri bulunuyor. İlk kitabı, ‘Tablodaki Sır’ 2015 yılında Damla Yayınevi’nden çıktı. Evli ve iki çocuk babasıdır.”

    1969 doğumlu olan yazarın, daha işin başında olduğunu görünce, ilk kitabımı kaleme alırken çektiğim sıkıntıları hatırladım, tekrar tekrar yazmaları, mekân tasvirleriyle portre eklemelerimi… Nur Üstad genellikle daha önce yayımlanan denemeler olduğundan pek fazla uğraşmamıştım. Yalnız hatırlatayım ki bütün o uğraşlar da ayrı bir haz verir insana.

     Edebiyat’ı genç kuşaklara yaklaşık on beş eseriyle Mehmet Nuri Yardım’dan da daha nice eserler beklediğimizi belirterek sohbetime nihayet vermek istiyorum.

     Selamların en güzeliyle… Okuyucularının Üç Aylarını tebrik ediyorum..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER