Cahit KURBANOĞLU Daha Acayib Olan Birinci Yaratılışını Kabul Edip, Daha Kolay İkinci Yaratılışını Uzak Görüyor
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Daha Acayib Olan Birinci Yaratılışını Kabul Edip, Daha Kolay İkinci Yaratılışını Uzak Görüyor
Cahit KURBANOĞLU

Daha Acayib Olan Birinci Yaratılışını Kabul Edip, Daha Kolay İkinci Yaratılışını Uzak Görüyor

Mesnevi-i Nuriye’de öldükten sonra dirilmeye gözel misaller vererek ahiret inancına bakınız nasıl yaklaşımda bulunuyor:

 

İ'lem eyyühe'l-aziz! Bil ey aziz kardeşim!

Mesela:

اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا

Gökler ve yer bitişik iken Biz onları birbirinden koparıp ayırdık, âyet-i kerîmesi,(14/30)

 

beşerin, insanların birinci tabakasına şu manayı ifham, anlatıyor ve ifade ediyor:

Semavat; ayaz, bulutsuz, yağmuru yağdıracak bir kabiliyette olmadığı gibi

Arz, dünya da kupkuru, nebatatı yetiştirecek bir şekilde değildir.

Sonra ikisinin de yapışıklıklarını izale ve fetk ettik, ortadan kaldırıp ayırdık.

Birisinden sular inmeye,

ötekisinden nebatat çıkmaya başladı.

Mezkûr âyetin ifade ettiği şu manaya delâlet eden

“  وَ جَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ “

Her canlı şeyi sudan yarattık, âyet-i kerîmesidir.(14/30)

 

Çünkü hayvanî ve nebatî, bitkisel olan hayatları koruyan gıdalar ancak arz ile semanın izdivacından tevellüd edebilir, evlenmesinden meydana gelebilir.

Mezkûr, zikredilen  âyetin tabaka-i avama, halk tabakasına ait safhasının arkasında şöyle bir safha da vardır ki:

Nur-u Muhammediyeden (asm) yaratılan madde-i aciniyeden, hamur maddesinden,

Seyyarat, gezegenler ile şemsin, güneşin o nurun macun ve hamurundan infisal ettirilmesine, ayrılmasına işarettir.

Bu safhayı, delâletiyle teyid eden

 

اَوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ نُورِى

Cenab-ı Hak herşeyden önce benim nurumu yarattı, hadîs-i şeriftir. (15/1;203, 2;120)

 

İkinci misal:

اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِ بَلْ هُمْ ف۪ى لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ  olan âyet-i kerimenin, (16/ 50-15)

 

tabaka-i avama, halk tabakasına ait safhasında şu mana vardır:

 

"Onlar, daha acib olan birinci yaratılışlarını şehadetle ikrar ettikleri halde, daha ehven, daha kolay ikinci yaratılışlarını uzak görüyorlar."

 

Şu safhanın arkasında haşir ve neşrin pek kolay olduğunu tenvir eden, aydınlatan büyük bir bürhan, delil vardır.

Ey haşir ve neşri, dirilmeyi ve amel defterlerinin ortaya çıkarılasını inkâr eden kafasız!

Ömründe kaç defa cismini tebdil ediyorsun, değiştiriyorsun.

Sabah ve akşam elbiseni değiştirdiğin gibi her senede bir defa tamamıyla cismini tebdil ve tecdid ediyorsun, değiştirip ve yeniliyorsun,

haberin var mıdır?

Belki her senede, her günde cisminden bir kısım şeyler ölür, yerine emsali, benzetleri gelir.

Bunu hiç düşünemiyorsun.

Çünkü kafan boştur.

Eğer düşünebilseydin,

her vakit âlemde binlerce numuneleri meydana gelen haşir ve neşri inkâr etmezdin. Doktora git, kafanı tedavi ettir. (18/118)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER