Cahit KURBANOĞLU Ölüm Ebedin Bir Başlangıcı
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ölüm Ebedin Bir Başlangıcı
Cahit KURBANOĞLU

Ölüm Ebedin Bir Başlangıcı

" Sol tarafına bakar ki; dağlar-misâl bâzı inkılâbat-ı berzahiye ve uhreviye, mezar hayatı ve ahirete ait değişiklikler, arkalarında Cennet'in bağlarındaki saadet saraylarında kurulmuş bir ziyafet-i Rahmaniye'yi, bütün varlıkların her türlü ihtiyaçlarını karşılayan Allah’ın CC ziyafetini,

o nur-u îman ile uzaktan uzağa farkeder.

Ve fırtına ve zelzele, tâun, veba gibi hadiseleri,

birer musahhar, emir altında olan memur bilir.

Bahar fırtınası ve yağmur gibi hâdisatı;

sureten haşîn, görünüş bakımından sert kırıcı,

mânen çok lâtif hikmetlere medar, manevi olarak güzel faydalara sebep görüyor.

Hattâ mevti, ölümü,

hayat-ı ebediyyenin mukaddimesi, başlangıcı ve

kabri, mezarı,

saadet-i ebediyenin, ebedi sonsuz mutluluğun kapısı görüyor.

Daha sair cihetleri sen kıyas eyle.

Hakikatı, temsile tatbik et, gerçeği benzetmelere uygula. (4/340)

 

DÜNYAYA GELDİĞİNDE HER ŞEYİ ÖĞRENMEYE MUHTAÇ

Dünyaya geldiğinde ölümüne kadar her an öğrenmeye muhtaç bir şekilde ve her an da birilerinin yardımı ile hayatını devam ettiriyorsun.

Bilim adamı olsan, hekim olsan da diğer insanların yardımı ile hayatını devam ettirdiğin bir gerçektir.

 

"İnsan ise, dünyaya gelişinde her şeyi öğrenmeye muhtaç ve

hayat kanunlarına câhil,

hattâ yirmi senede tamamen şerait-i hayatı, hayatın şartlarını öğrenemiyor.

Belki âhir-i ömrüne, ölünceye kadar öğrenmeye muhtaç,

hem gayet âciz ve zaif bir surette dünyaya gönderilip,

yaşaması için hava, su ve yiyeceği yapamıyor, mikroskobik mikroba mağlup oluyor,

bir iki senede ancak ayağa kalkabiliyor.

Onbeş senede ancak zarar ve menfaatı farkeder.

Hayat-ı beşeriyenin muâvenetiyle, insanların birbiri ile yardımlaşması ile,

ancak menfaatlerini celp, çıkarlarını ve zararlardan sakınabilir. " (4/342)

 

İNSAN NE YAPMALI

Elma ağacının yaratılışı ne diyor? Veya meyve ağacı ne için yetiştirilir? Elbette meyvesi için yetiştirilir. Meyve vermeyen ağaç kesilerek yakacak yapılarak enerjisinden ve bir yerde kullanılarak başka bir yönünden faydalanılır.

Tavuk ne için yetiştirilir? Yumurtası için yetiştirilir, beslenir. Yumurta vermeyen tavuk kesilerek etinden faydalanılır.

Koyun ne için beslenir? Sütü ve kuzusu için beslenir. Süt veya kuzusu olmayan koyun da kesilirek etinden, yününden ve başka özelliklerinden faydalanılır.

O halde yaratan insanı ne için yaratmış ve neden onu doyuruyor? İnsanın da asli bir görevi yok mudur?

 

Demek ki, insanın vazife-i fıtriyesi, yaratılış görevi;

taallümle tekemmüldür; ilimle yükselmedir;

bu ilim insana yaratanını tanıtmıyor ve Ona karşı şükrünü artırmıyorsa bilimdir, dünyada faydasını görmekte ve mükafatını da almaktadır;

dua ile ubûdiyettir.

Yâni: "Kimin merhametiyle böyle hâkimane, hikmetli olarak idare olunuyorum?

Kimin keremiyle, ikramı ve yardımı ile böyle müşfikane, şefkatli bir şekilde terbiye olunuyorum?" (4/342)

 

O halde insan bu kadar sorumluluk da taşımazsa, ağaçtan ve hayvandan daha aşağı olmaz mı? Ona insan denilir mi? Düşün bir kere ey kendini insan bilen insan!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER