Zuhal GÜNDÜZ Aldırmazlık Maskesini Çıkarın Artık! Her Koyun Kendi Bacağından Asılmaz!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Aldırmazlık Maskesini Çıkarın Artık! Her Koyun Kendi Bacağından Asılmaz!
Zuhal GÜNDÜZ

Aldırmazlık Maskesini Çıkarın Artık! Her Koyun Kendi Bacağından Asılmaz!

 “ Allah (cc.) iyi ki varlığını bizden gizlemedi yoksa bizler bu geriden gelen zekamızla onu bulana kadar ölmüş gitmiş olurduk!”

 “Her koyun kendi bacağından asılır.” Kendi bacağınızı kurtardıysanız sorun yok. Tamam çözdüm işi dağılabilirsiniz.

Arkalardan  bir ses gelmekte;

- “Dur dur gitme bu kadar mı?

- Evet bu kadar tabii bu kadara eklemek istediğiniz bir o kadar daha mı var yoksa?

-Ya bize öğretilen bu söz koca bir yalan ise ya toplumca sahiplendiğimiz bu koca yalanla cehennemimize koşuyorsak ya herkes ve her şey için sorumluysak hiç düşündünüz mü?

“ Herkes ve her şey için sorumlu olmak.” Kabul edilesi gelmedi pek bana yine de  açarsanız biraz.

-Yaptıklarımız kadar yapmadıklarımızdan da sorumlu isek? Ortada bir kötülük varsa onu yapandan, yapana göz yumandan, yapıldığından haberi dahi olmadan evinde uyuyana kadar...

Hepimiz hepimizden sorumlu yine hepimiz en az hepimiz kadar suçlu isek?

Düşünmeyi unutturulan ihtilal çocukları hadi gelin bu tarafa hele de ne olup bitmede biraz düşünelim mi?

Başkalarını suçlayarak masumlaştığımızı sanma yanılgısına kapıldığımız günden beri iflah olmadık! Yaratana inandığımızı söylerken bile dildeydi tüm söylenenler yüreğe hiç inmedi. İç hiç bir zaman bu söylenenlere eşlik etmedi.

Kendimizi dört dörtlük gören kibirimizi de takdir etmeli felaketimiz de en büyük destekçilerimizden oldu sağ olsun. Bizler ise bunu görebilmeden çok çok uzak yerlerde...

Kişisel menfaatleri tüm insanlığın barış ve huzuruna değiştirip, “Her koyun kendi bacağından asılır.” saçmalığına sarılıp uyudukça uyuduk. Uyku güzel geldi hepimize de uyanasımız gelmedi.

Kişisel gelişim adı altında damarlarımıza enjekte edilen dünya hırsı ile başkalarını ezip amaca giden her yolu mübah görmenin adı başarı koyuldu Koyulmakla kalmadı buna herkes inandırıldı. Hayatın amacı yıkıp dökmek pahasına yükselmek daha da yükselmek oldu. Ruh da beliren hayatın anlamına dair sorular sonsuza kadar susturuldu.  Bizi övsünler diye övdüklerimiz, yandaşlığımız belli olmasın diye arada sert çıktıklarımızın çelişkisinde huzura hasret ruhlar.

Ruhumuzu kat ve kat demir parmaklıkların arkasına kitleyip anahtarını alanlar yine o anahtarı verme vaadiyle binlerce kelli felli kitap yazıp piyasaya sürdü. Yardımseverlerdi doğrusu.  Bizler ne  yaptık soru mu bu elbet koşup aldık hepsinden. Böylece bizi bunalım mezarına sürükleyen faydasızları önemli sayıp gururlarına gurur, paralarına para katmalarını sağladık. (Bunu en iyi yapanlardan biri olarak alkışı hak ediyorum.) Okuduk okuduk gereksiz ne var ise doldurduk gerilerden gelen zekamızı sonunda tam da onların istediği gibi onların kelimeleri kelimeleriz düşünceleri düşüncelerimiz oldu. Hepimiz tek tip dışardan ayarlı emperyalizim uşağı makam, mevki, para pul dünya aşkı ile donandık.

Gelişecektik KİŞİSEL! Oysa gelişim denilen kişiSEL sele kapılıp giden değil, ToplumSAL salın içine herkesi alandı. Zaman ve mekan ötesi varoluş amacımızın gizli olduğu en büyük gelişim kitabı uzakda da değildi oysa sarılıp sarmalayıp evde en üste koyup saygımızı toptan gösterdikten sonra üzerinden el çektiğimiz Rabbin lütfu Kuran-ı Kerimdi. Fani hayatta gerçek ve baki olanı varoluş amacımızı ruhumuzun ilacını gösteren.Görmedik, göremedik ya da görmek istemedik!

Çocukluğumuzda bize anlatılan din öğretilerinin hayatla bağını koparıp onları yaşlılığa ayırdık. Yoğun desteğimizle bencil arzularını sürdüren kişisel gelişim papazları (tüm için iyilik benimseyen saygıdeğerler olanlarda var elbet onlar hariç) kendilerini haklı çıkaran kutsallıkları da yine kendileri üretti. Kutsallık üretilir miydi kutsal kitapları okumayıp bilmeyenler için en kolayıydı bu.  Öylesine acınacak korkunç hallerdi ki bunlar inanın idrak edenin yerin dibine girmeyi her saniye dileyeceği türden. Kendimizden kayıtsız bu halleri yıllardır yaşayıp idrakın “i”sini bilmeyen bizler. 

Gelmedi mi zamanı aymazlıktan aymanın, her koyun kendi bacağından asılır bırak başkalarının derdini dert edinmeyi önemli olan tek sensin yalanına inanmayı sonlandırmanın!

Sahi gelmedi mi artık “Aldırmazlık maskesini” çıkarmanın zamanı?

(Not; Sağlığımızı korumak için taktığımız maskeleri takmaya devam ediyor, zorunlu olmadıkça evden çıkmıyoruz tabii ki.)

“Yaşayanlar için umut hep var.”

Eyleme geçmiş umutlar duası...

Hakkın hatırı üzerine başka hatır tanımayanlara Selam Olsun...

Zuhal Kurtyemez

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER