Advert
Erol AYDIN Korona Günlerinde Mutfak
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Korona Günlerinde Mutfak
Erol AYDIN

Korona Günlerinde Mutfak

            Korona hayatımızın her safhasına tesir ederek birçok alışkanlık ve davranışlarımızı da değiştirmiş durumdadır. Uzun süre evde kalınca en azından erkekler olarak mutfağı keşfederek onun hayatımızda ki önemine vakıf olduk. Bu işlerin empati kurmakla anlaşılmayacağını bizzat yaşayarak daha iyi anlamış olduk.

            En azından ev hanımlarının ne kadar uzun süre mutfakta kaldıklarını gördük. Daha sonrada bu kadar zamanın geçirildiği mekânın aslında fonksiyonel olarak çok yetersiz olduğunu da yine deneyimleyerek öğrenmiş olduk. Mimari açıdan bakılınca, mutfaklar adeta odalar arasına sıkıştırılmış sandviç pozisyonundalar. Yeterli büyüklükte olmamaları, yeterince aydınlık olmamaları, rahat, geniş ve ferah olmamaları ile evin cazibe merkezi olmaktan çok uzaklar. Oysaki salon konforunda olması, burada bütün zamanını heba eden hanımların hayatını kolaylaştırmış olacaktır. Hatta salon kadar geniş olmalı, oturma gurubu ve televizyonu ile diğer bireylerinde zevkle zaman geçirmeleri açısından kaçınılmazdır. Bütün ev halkını bu şekilde mutfakta topladığınızda hem evin hanımı sıkılmamış olacak hem de gerekli olduğunda işin ucundan tutacak bir yardımcıyı her an yanında bulmuş olacaktır. Çünkü normalde hanımın dışındakiler için mutfak transit geçilen bir mekân olmaktadır.

            Yemek hazırlamanın dışında işten bile sayılmayan öyle aktiviteler var ki bunlar hanımlar için ömür törpüsü niteliğindedir. Mesela her yemek için önceden hazırlanması gereken soğan kavurma işi sanıldığının aksine hem çok zaman almakta hem de kıvamını tutturmak adına adeta onunla pişmeniz gerekmektir. Soğanın pembeleşmesi diye tabir edilen kıvamı tuttururken aynı zamanda başka işleri de yapmak zorunda olduğunuzdan sonuç her zaman mükemmel olmayabilir. Bunun dışında ocakta süt kaynatmakta büyük bir marifet isteyen fakat detay olarak görüldüğü için kimsenin gündeminde değildir. Sütü taşırmadan kaynatmak sinirlerinizi törpüleyen başlıca stres kaynağıdır. Taşmasın diye saatlerce başında beklersiniz dibine adeta taş düşmüş gibi bir türlü kaynamaz. Fakat başka bir meşgale için arkanızı bir an döndüğünüzde süt taşmıştır. İçine kepçe, kaşık ve süt taşı da koysanız sonuç değişmeyecektir. Taşan sütün giden yağına mı yanarsınız, ocağın ve tencerenin nasıl temizleneceğine mi yanarsınız neticede bütün sigortalarınız atmıştır.

            Sonuç olarak; bazı kazak erkekler farkında olmasa da mutfakta hanımlar elindeki sekiz çubuğu dokuz kapıya sallarken aynı zamanda yemeğe sevgilerini katmaktan da geri durmazlar. Yine bazı malak erkeklerde; “O kadar zamandır ne yapıyor sun? Veya yemek daha hazır değil mi?” diye söylenerek meseleye tüy dikmekte sakınca görmezler. Bu salgın günlerinde erkekler olarak mutfakta teşriki mesaimiz arttığı için hanımları daha iyi anlamış olduk, bu da az şey değildir.

Esenlik dileklerimle,

Erol Aydın

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER