Cahit KURBANOĞLU Bu Millet Bir Daha 27 Mayıs Yaşamıyacak
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bu Millet Bir Daha 27 Mayıs Yaşamıyacak
Cahit KURBANOĞLU

Bu Millet Bir Daha 27 Mayıs Yaşamıyacak

1960 yıllarında ilkokulun ilk sıralarındaydım ve ilkokul da evimizin hemen karşısındaydı.

O zaman ben, yapılmasına babamın vesile olduğu köy ilkokulundan Sivas Atatürk ilkokuluna yeni gelmiştim.

Sivas’ta mandıramız vardı, hem babamın yaptığı işlere bakıyordum, hayvanlarımıza bakan çobanlarımıza yardımcı oluyordum. Bunların başındayım ve nerede ise onları idare etmeye çalışıyordum.  Çocukluğumuzda babamız vasıtasıyla üstlenmiş olduğumuz görevler çok büyüktü.

Çok büyük sorumluluğu olan önemli görevler küçük yaşta üzerimizde idi.

 

O zaman 27 Mayıs 1960 ihtilali olmuş, dağda, taşta kurttan, kuştan korkmazken, eve gidip gelmeye korkuyordum.

Tabi babamda iyi bir demokrat.

Rahmetli Menderes’i  Demokrat Partinin ilk dönemlerinde Sivas’a gelirken rahmetli babam,  köylerden bir araya getirdiği 11 traktör İle karşılamaya gidiyor.

Rahmetli Menderes çok memnun oluyor ve dua ediyor Allah‘ım bana bugünleri de gösterdin sana sonsuz şükürler olsun.

 

Onun için de 27 Mayıs ihtilalinde babam adeta bir travma yaşıyor.

Bendeniz işin farkındayım ama yaşım küçük, bir de babama karşı sorumluluk alma ve muhatap olma yetkisini çok fazla kendimde görememem, yardımcı olmama engel oluyordu.

 

Neticede her ne ise babamın bir sözü üzerine kendisini tutuklayarak nezarete götürüyorlar. Sorguya alan savcı, askeri sıkıyönetim savcısı, babamı tanıdığı için; bu meczubu bırakın.  Bunun burada işi ne diyor.

Babam eve geliyor, uzun bir müddet bugünkü Coronanın bize uyguladığı gibi dışarlara çıkamadı, onu iyi hatırlıyorum.

 

Allah merhum Adnan Menderes’e  gani gani rahmet etsin.

Bu olayı hiç unutamam, ne yazık ki o zaman Türk Milletinin hiçbir müdahalesi olamamıştır. Çünki iyi tedbir alınmıştır.

Bu bende silinemeyen bir üzüntü kaynağıdır.

 

15 TEMMUZ’A GELİNCE

 

Neticede 27 Mayıstan 15 Temmuz’a olayı götürmek istiyorum. 15 Temmuz’da Çelgelköy ‘de çocuklarım ve yeğenim gelmiş hep birlikte evdeyiz.

Bu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın telefondan anonsunu işitiyoruz.

Meydanlara çıkın, sokakları boş bırakmayın. Bu harekata bu ihtilale karşı çıkın gibi o heyacanda tam da anlayamadığımız emir üzerine harekata geçtik.

 

27 Mayısta yapamadığım görevi yaklaşık 60 yıl sonra yerine getirecektim. Bir de bu ihtilale karşı direnin komutu ülkenin başından gelirse, vatan İçin ölürsen Şehit, kalırsan Gazi, Ya Allah, Ya Bismillah dedik.

 

İhtilale karşı duranlara destek için, arabamıza binerek yola koyulduk. O zamanın boğaz köprüsüne doğru yola  koyulduk. Nereden gidiyorsak, yollar kapalıydı.

Neticede Bağlarbaşı’na yakın bir yere arabayı park edip, köprüyü yürüyerek gittik. Çocuklar bir anda gözden kayboldular. Ben ancak 15 dakikada yürüyebildiğim yol boyunca, kapı önünde münferiden bekleyenlere  diyordum ki millet; toplu halde meydanları doldurun. Bizim birliğiniz karşı taraf İçin korkutucu ve caydırıcı bir güç olur.

Toparlanın bu milletin gücünü dayanışmasını ihtilalciler görsünler. Bu şekilde milleti organize ede ede köprüye kadar yürüdüm.

 

Köprüye vardık ki ne görelim köprünün ayaklarının üzerinden aşağıya yağmur gibi mermi yağıyor. Toplar, havanlar, bombalar... Ortalık kan çanağına dönmüş, şehit olanların,  yaralananların haddi hesabı yoktur.

 

Çok şükür ben de çocuk yaşta bulunduğum ve 27 Mayıs’ta yerine getiremediğim görevimi, yâni ülkeme karşı olan görevi, 15 Temmuz’da çocuklarımla beraber yerine getirmeyi Allah bana nasip etti.

 

İnşallah ülkemizin başına böyle bir daha bir sıkıntı gelmez. Ama bir yanlışlık yapılırsa, köprüde yanımda şehit olanları göre göre topa ve tanka karşı yürümelerden şunu anladım.

 

Bu millet her ferdi ile şehitliğe susamıştır. Vatan için canını feda etmekten hiçbir şekilde çekinmeyecektir.

 

Sakın bu milletin yaşayışına ve dışına bakarak, karar vermeyin. Çünkü ummadığınız insanların öyle cesaretleri var ki, tankların önüne yatıyor, namluya gövdesini siper yapıyor. Unutmayalım şehitlikte korku duygusu iptal oluyor. Korku müslümanlara uğramıyor. Bay bayan, örtülü açık, namaz kılan kılmayan ayrım olmaksızın, mermi yağmurlarının altında sabaha kadar nöbet tutmak...

 

Allah ülkemizi payıdar ve alemi İslam’a rehber etsin. Birlik ve beraberliğimizi bozmasın.

 

Ben 15 Temmuz’da önemli bir şeyi anladım.

Çanakkale zaferinde var olan ama yaşamadığımız ve göremediğimiz bir gerçektir.

 

Mevziler arasındaki mesafe ne kadar?

Çanakkale ruhu derdim ki; 3 metre 5 metre mesafede düşman ile nasıl savaşılır? Nasıl bir duygu?

Çanakkale’de de öyle olmuyor mu iftar vakti geliyor. Komutan emir veriyor ateşkes!

Peşinden akşam ezanı okunuyor. Tek taraflı ateşkeş altında bir matara su ile iftar yapıyorlar. İşte aradaki mesafe birkaç metre, söyleyiniz, bu nasıl bir iman, ölüme meydan okunuyor.

 

Bize bu ruhu yaşatan nedir? Onu kazanmak lazım, eğitimde bu ruh eğitimini vermemiz lazım.

 

15 Temmuz’da vatan savunmasında milletim, her türlü fedakarlığı ortaya koydu. Ne zaman anladım biliyor musunuz? Daha sonraları videoya çekmişler. Olay bana intikal ettirildi, seyrettiğim, zaman gözyaşlarıma hakim olamadım. Yarabbi sen kullarını nasıl  istersen öyle istihdam edersin dedim.

 

Bu millet bir daha 27 Mayıs 1960 olaylarına ve menfaatçilerine fırsat vermeyecek. Ancak bunu isteyenlere fırsat vermemek için de siyası menfaatleri geri plana bırakarak, ülke menfaatlerinde dayanışma içinde olmamız lazım. Aksi takdirde dış güçler ülkemizi çekemiyorlar.

Unutmayalım her şey Vatan içindir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER