Zuhal GÜNDÜZ “Çocuklarınıza Sahip Çıkın! Sonra Bizim Başımıza Sıkıntı Oluyorlar!!!”
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
“Çocuklarınıza Sahip Çıkın! Sonra Bizim Başımıza Sıkıntı Oluyorlar!!!”
Zuhal GÜNDÜZ

“Çocuklarınıza Sahip Çıkın! Sonra Bizim Başımıza Sıkıntı Oluyorlar!!!”

“ Çocuklarınıza sahip çıkın! Sonra bizim başımıza  sıkıntı oluyorlar!”, Diye bağırıyordu Şahika abla camdan mahallenin çocuklarına. Oysa ki belliydi kime söylendiği bu lafın; Yan apartmanda ki herkesin tanıdığı babasının hakaret ve korkusuyla büyümüş Lütfiye’nin başı boş yaramazlıklarıyla tüm mahalleliyi canından bezdirmiş aslında huzurlu bir aile ortamında sevgiyle yetiştirilmiş olsa böyle davranışlar gerçekleştirmeyecek olan yüreği merhamet dolu,(nihayetinde çocuk) zeki, boncuk gözlü, güzeller güzeli kızı Zümra’ya.

 

Bilgisayarımın başında yarına yetiştirmem gereken dilekçe ile uğraşırken Şahika abla’nın biraz önce camdan mahallenin çocuklarına söylediği sözü düşündüm; “Çocuklarınıza sahip çıkın sonra bizim başımıza sıkıntı oluyorlar!” Bu çocuklar büyüdüğünde düşünürsek bu sözü acı ama ne kadar da doğruydu.(suç unsuru teşkil etmediği müddetçe çocukken yapılanların çocuktur yapar denilme lüksü var.) Huzursuz bir ailede, yanlış, merhametten uzak, sevgisiz, korku ve şiddetin içinde yetiştirilmiş her çocuk büyüdüğünde önce kendine, sonra her birimize, toplamda ülkemizin başına birer sıkıntı olup çıkıyordu. (Elbette ki genellemeden, istisnası da kaideyi bozmadan.)

 

Çocukken maalesef şiddetin her türü ile haşır neşir olmak zorunda bırakılmış, sevgiyi sadece bir insan adı olarak bilmiş, yalnızlığa terk edilip ne halin varsa görler ile büyümüş o küçük yüreklerin ruhlarında açılan derin yaralar büyüdüklerinde kapandı unuttum sanmalarına rağmen  kapanmıyor, unutulmuyor hafızalarınında ki ‘acı baş köşesinde’ ilk gün ki gibi diri bir şekilde duruyor. Bu tedavi edilmemiş kanamaya devam eden iç yaraları bazen isteyerek bazen istemeyerek çevrelerine öfke, ilerisi şiddet olarak yansıyor.

 

Sevgi gösterseler etraflarına kendilerini, geçmişlerini sevgi ile iyileştirmeye çalışsalar daha iyi değil mi diyenleriniz varsa, Evet iyi tabii ki lakin Sevgiyi hiç görmemişler tanımıyorlar ki onu başkalarına gösterebilsinler, sevgiyle kendilerini iyileştirebilsinler. Kişi bilmediğini görmediğini nasıl taşısın davranış çantasında  nasıl gösterebilsin bunu kendisine ya da bir başkasına.

 

Şiddetin (duygusal, psikolojik, maddi vs.) içinde büyümüş bu çocuklar okuyup, çalışıp, evlenip, çocuk sahibi olup vs. Hayata karışsalar da onarılmamış geçmişleri ( geçememişleriyle) nedeniyle etraflarında ki insanlar onlar için bir ilizyon’dan ibaret oluyor, yalnızlıkları depresyonları, değersizlik duyguları, özgüven eksiklikleri onları bir gölge gibi takip ediyor.

 

Herkesin gördüğü ön hayatları. Hiç kimsenin görmediği arka hayatları. Ön hayatta yaşadıkları arka hayatta yaşadıklarını tanımıyor, hiç karşılaşmıyorlar bile bunlar. İkisi de birbirinden bir haber. İstemiyorlar çünkü kabul etmeyip yok saydıklarında yok olacağını sanıyorlar. Oysa ki kabul etseler geçmemiş geçmişden gelen ruhlarında ki yaraları beyinleri bu kabulün sonunda çıkış için çözüm yollarını getirecek. Önlerinde ki dermanı gizleyen o perdeler bir bir açılacak. Ruhları tedavi olacak. Hayat onlar içinde onların çevresindekiler için de güzel, huzurlu yaşanılabilir olacak.

 

Olacak ama bu güzel ve iyi olma hali pek tabi yazıldığı gibi kolay olmayacak. Her güzele iyiye sahip oluştaki gibi ağrılı, sancılı olacak. Bu süreç de uzman birilerinin mutlaka onlara desteği gerekecek.

O uzmandan;

• Kendilerinin özel biricik olduğunu,

• İradeleri dışında gerçekleşen onarılmamış geçmişlerini yok saymanın önce kendilerine sonra başkalarına zarar verdiğini,

• Şiddetin şiddeti çağıracağını,  parçalanmış yaralar içindeki yüreklerinin yalnız ve yalnız sevgi ile iyileşeceğini,

• Ancak geçmişleriyle yüzleşip, onu tamir ettikten sonra sağlıklı bir yaşam sürebileceklerini,

• Kimsenin ailesini seçebilme imkanına sahip olmadığını yani bu benim babam olsun bunu beğenmedim bu benim annem olsun demelerinin mümkün olmadığını ama herkesin ‘İyi bir insan’ olmayı tercih edebilme imkanı olduğunu ve bu imkanı kullanmanın önce kendileri sonra toplum için acil ihtiyaç olduğunu,

Tüm bunları uygulayıp manevi ameliyatla ruhsal iyileşme yönünde fedakarane çabaya girdiklerinde bu çabanın Allah’ın (cc.)  izniyle olumlu sonuç vereceğini (daha önce ki tecrübeleriyle verdiğini)...

 

‘Manevi ameliyatları’ başarılı geçmiş, içsel iyileşmesini sağlamış (sağlanmış) çocukların komşu Şahika ablanın; ‘Çocuklarınıza sahip çıkın sonra bizim başımıza sıkıntı oluyorda ki çocuğun (onun gibi çocukların) büyüdüğünde (büyüdüklerin de ) Allah’ın izniyle önce kendine, sonra kimseye sıkıntı olmayacağı aksine Vatana,  Millete hayırlı evlatlar olup güzel iyi hizmetler vereceği inancı ve duasıyla yazımı sonlandırıyorum.

Saygılar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER