Bülent ERTEKİN İstanbul Sözleşmesi İnsanlığa Saldırıdır.
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İstanbul Sözleşmesi İnsanlığa Saldırıdır.
Bülent ERTEKİN

İstanbul Sözleşmesi İnsanlığa Saldırıdır.

Kadriye Hanım Anlatıyor:

Kocam tecavüz suçlamasıyla iki yıldır cezaevinde. Tabii ki böyle bir şey yok. Zerre kadar şüphem olsa zaten bir kadın olarak, anne olarak, eş olarak bir adım dahi arkasında durmam. Deliller, ispatlar, raporlar masum olduğunu gösteriyor.

Eşim, Çocuk Esirgeme Kurumu'na bağlı Çocuk Yuvası’nda şoför olarak çalışıyordu. Yurtta kalan 13 yaşında bir kız çocuğu eşime kafayı takmıştı. Araca bindiğinde öne şoför koltuğunun yanına oturuyor, eşime mektuplar yazıyor, kalp resimleri yapıyor vs... eşimin baş harfini kendi baş harfine koyuyor. Eşim bu mektupları yuvadaki hocalara gösteriyor. “Bu kız çocuğu bana böyle mektuplar yazıyor.” diyor. Onlar da “Bunları kızlar hep yapar, önemsiz, öyle dikkate alınacak bir şey değil.” diyorlar. Fakat belli ki çocuğu da bu konuda uyarmışlar. Çünkü çocuk eşimden açıkça intikam aldı. Olay şöyle gelişti:

Bir pazar günü eşim işe gitmişti. Çocukların aktiviteleri vardı; onları getirdi, götürdü. Sonra eve gelmek için yola çıktığında yarım saat sonra eşimi kurumdan güvenlik görevlisi arıyor:

“Serkan Bey kalorifer bozuldu, bugün pazar, usta bulamadık, gelip bir bakabilir misin?” diyor. Eşim her işten anlayan biri, elektrik, su, tamir işi gelir elinden. Ocak ayıydı, dışarıda kar vardı. Eşim çocuklar üşümesin diye yoldan geri dönüp kuruma gidiyor. Güvenlik görevlisi ile konuşup kalorifer dairesine iniyor. Su bittiği için kaloriferin yanmadığını görüp su ekliyor. Çıkışta güvenlik görevlisine durumu anlatıp yaptığını söyleyip çıkıyor kurumdan. Aşağı inip çıkması toplam 8 dakika sürüyor, kamera kayıtları var.

Bu olaydan 6 gün sonra o kız “Serkan abi o gün kalorifer dairesinde bana tecavüz etti.” diyor. Meğer kız o gün eşime kumpas kurmuş. Kamera kayıtlarında var, güvenlik görevlisi eşimi kalorifere baksın diye çağırırken kız da güvenliğin orada duruyor. Eşimin kaloriferi yapmaya geleceğini duyunca kalorifer dairesine girip saklanmış. Eşim orada onu görmüyor.

Eşim kalorifer dairesinden çıktıktan sonra o da kalorifer dairesinden çıkıyor ve güvenlik görevlisinin yanına gelip: “Serkan abi nerede?! diye soruyor. O da “Gitti.” deyip “Hayırdır neden sordun?” diye de soruyor. “Eşine selam gönderecektim.” diyor. Yani her şey normal. Aşağıda tecavüze uğramış olsaydı bu kadar normal hareket edebilir miydi?

Kız o gün "Tecavüze uğradım.” deyince hemen kurumun hemşiresi, doktoru, psikologu muayene ediyorlar, konuşuyorlar.  Hiçbir şey yok; fiziksel, ruhsal. Bir hastaneye  götürüyorlar. Oradaki doktor da “Hiçbir şey yok.” diyor.

Eşim bu olayı duyunca “Ben böyle bir suçlamayı kabul etmiyorum, yasal işlem başlatılmasını istiyorum.” diyor. İşlem başlıyor ve bu çocuğun ifadesi alınıyor. Bir günde 7 farklı ifade veriyor.

Psikolog diyor ki: “Bir çocuk neyi yaşarsa onu anlatır, değişik değişik anlatması mümkün değil bu yalan söylüyor.”

Eşimden kan alınıyor, kilosu tartılıyor. Eşim 100 kilo. Hani 100 kiloluk bir adam bir çocuğa tecavüz ederse ne olur, nasıl olur diye. Kız bakire ve vücudunda bir çizik bile yok.

Kurumdaki bütün hocalar, hemşire, psikolog, doktor, müdür, temizlik elemanları, yani kurumda çalışan herkes ifade veriyor. Tecavüz iddiasından sonra çocuğun normal halinden farklı bir değişiklik olmadığını söylüyorlar.

Bu arada kalorifer dairesine polis heyeti gidiyor, mor ışıklarla kalorifer dairesi aranıyor. Eşime dair bir şey var mı diye. Hiçbir şey yok, o da temiz çıkıyor.

Ve sonuç 25 yıl ceza verdiler.

Mahkeme “Kadının beyan esastır!” dedi. Hiçbir delili göz önüne almadı. Hatta çocuk psikologla mahkemeye geliyordu. Mahkemede ilk verdiği ifadeden faklı bir ifade verince hakim, psikolog hanıma soruyor: “Şu anda çocuğun doğru söylediğine inanıyor musun?”

Psikolog Hanım diyor ki “Hayır şu anda yalan söylüyor.”  Tabii ki bunu da göz önüne almıyorlar.

Kızın iftiraları sanki gerçekmiş gibi gazetelere çıkmıştı. O zaman Aile Bakanı olan Fatma Betül Sayan: “Erkeğe ceza verin, bu olay kapansın. Bu kız devletin çocuğu ben bunu korumak zorundayım.” diye emir vermiş.

Bakan Hanım, ortak tanıdığımız kişiye de “Bu olay kapanmazsa Aile Bakanı olarak ben bununla anılırım, ben bu konu ile anılmak istemiyorum.” demiş. Allah’tan korkmadı da yalan yazan basından korktu.

Sonuç: Bakan Hanımın müdahil olmasıyla beyan esastır, zaten denilip suçsuz adama 25 yıl cezayı verdiler.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER