Abdullah BİR Kadınlarımız’ın Ne Kadarı Gerçekten Müslüman?
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kadınlarımız’ın Ne Kadarı Gerçekten Müslüman?
Abdullah BİR

Kadınlarımız’ın Ne Kadarı Gerçekten Müslüman?

Yazının başlığını gören (özellikle kadınlar) sakın bana “hayırdır Abdullah bey, milletin canıyla, covitle, ekonomik sıkıntılarla, geçim derdiyle uğraştığı bu zamanda bu yazıda nereden çıktı, sizin başka işiniz yok mu, sizin yaptığınız tam da koyun can, kasap et derdinde durumuyla aynı şey” vb sözler söylemesin.

Çünkü ilk bakışta “zamansız ve gereksiz bir yazı” mış gibi görünse de dünya, ülke ve millet olarak içinde bulunduğumuz sıkıntılı süreç” in geneli ile toplumları doğuran ve yetiştiren (görünürde) Müslüman kızlarımızın/kadınlarımızın aslında “zannettikleri ve zannettiğimiz gibi Müslüman olmadıkları” gerçeği arasında ki bağlantıyı ve ilişkiyi açıkladığımda siz de bana hak vereceksiniz.

Bu açıklamadan sonra bu gün ki yazıya yakın geçmişte yapılan bir araştırmaya dair “analiz ve bilgi notlarını” sizler ile paylaşarak başlamak istiyorum.

1- Başka bir çok konuda takva sahibi Müslüman bir insan (olduğunu iddia eden) dahi olsa kadınlarımızın çoğunluğu ( % 95 i) POLİGAMİ’ye ve RESMİ NİKAHSIZ bir evliliğe şiddetle ( kendilerine göre geçerli sebepler öne sürerek) karşı çıkıyor.

2- Bu kadınlarımızın büyük bir kısmının konuya karşı çıkmasının ilk sebebi EL-ALEM ne der, ne demez korkusu. İkinci sırada ise İMAN ZAYIFLIĞI, yani ŞEYTAN’ın-NEFS’in bu konuda ki dayatmasını ONURLU-GURULU olmak zannetmeleri geliyor. Çünkü, “MÜSLÜMAN” ın lugatta ki karşılığı “ALLAH’ın KANUNLARI’na TESLİM OLAN” demektir. Ama Türk Kadınlarının geneline yakın bir kısmı bunu bilmiyor ve bu konuda istenmeyen bir durum (boşanma- kuma vb) yaşandığında Allah’ın kanunlarından daha çok Devlet’e (medeni kanunlara) güveniyorlar. Bu nedenle kendisine Müslüman diyen bizim kadınlarımızın çoğunluğu MÜSLÜMAN dan çok MÜMİN(teslim olmayan, sadece inanan) sıfatını taşıyor.

3- Erkeklerimizin bir bölümü bu konularda düşünsel olarak kadınlaşmış, (bu zamanda böyle bir şey olamaz, Müslüman’ın manasını bilmiyor vb) eylemsel olarak da el-alem in yaftalamasından ve kadınların serrinden korkuyor.

4- Her iki konuya da olumsuz bakan kadınların bir bölümü kendilerine “yeterli maddi imkan ve rahat bir gelecek sağlanması” ( kocası tarafından kendilerine ev, araba alınması, uygun aylık harçlık-maaş bağlanması vb) halinde böyle bir evliliği ( 2. eş olmayı veya dini nikah ile evlenmeyi) kabul edeceklerini beyan ediyorlar. Kadınlarımız farkında olmasalar vede kabul etmeseler de bu gizli ŞİRK’tir. Çünkü, bu düşünce ve eylem şekli İMAN’ın ANAHTARI ve MÜSLÜMAN (teslim) olmanın AMENTÜSÜ olan Fatiha suresinde ki “İyya kenğbudu ve iyya kenastagin” biz sadece ve sadece sana sığınır ve sana güveniriz ibaresine, inancına, taahhüdüne aykırıdır.

5- Müslüman veya Mümin kadınlarımızın büyük bir çoğunluğun da bu YANLIŞ inanış ve düşünce olduğu sürece bu kadınlarımız (bekar veya dul) kalan ömürlerini yalnız ve mutsuz geçirmeye mahkum olacaklardır.

6- Hiç evlenmemiş bekar ve yalnız kalmış dul kadınlar ilk önce kendileri, mikro manada çocukları, aileleri; makro anlamda toplum için ciddi problem (yalnızlığın sebep olduğu fizyolojık ve psikoljık eksiklikler, ahlak, itikad ve ibadet zafiyeti, çocuklarının yetiştirilmesinde ki yetersizlikler, evlatlarının evliliğine olumsuz müdahale, evlileri kıskanma, haset vb sebeplerden dolayı) kaynağıdır.

7- Kapitalist yapıya “Ucuz iş gücü ve potansiyel müşteri” olmak ve bu kapitalist sistemin yaşamasına destek vererek, Allah’ın kanunlarına muhalefet ederek manevi anlamda kendisine ve topluma kötü örnek olmak, İslam nizamına zarar etmek. Hz. Ömer ne diyordu;

“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”

8- Mevcut medeni (!!!) kanunlar, El-Alem dediğimiz kişiler, (yanlış örf adetler-mahalle baskısı) ve Müslüman (!!!) kadınlarımız Allah’ın hükümlerine ters uygulamalar, kısıtlamar ve birbirlerinden aldıkları destek ve motivasyon ile ALLAH’a RAĞMEN düşündüğü ve hareket ettiği sürece bu konu önce Müslüman Türk Milletini, daha sonra da Dünya Müslüman Ümmeti’nin daha çok sıkıntı çekmesine sebep olacaktır.

Şimdi bu analiz notlarını son yıllarda sözüm ona kadınları koruma adına çıkartılan aile düşmanı yasalar, imzalanan uluslararası anlaşmalar*  sonrası ortaya çıkan reel durum ve acı gerçekler** ile karşılaştırın.

Sonra da bundan 35-40 yıl önce sadece babalarımızın çalıştığı, eve tek maaşın girdiği, neredeyse yarı aç, yarı tok, ama aynı mahallede yaşayanların birbirini ailenin parçası, annesi, abisi, bacısı ve evladı olarak gördüğü, günümüz medyasının dilinden düşürmediği, ama o zamanlar ne olduğunun dahi tam olarak bilinmediği “aile içi şiddet”,  kavramına “oda neymiş ki” denildiği, hiç kimsenin başkasının tavuğuna kışşşttt demediği, ağız tadıyla yaşadığımız o huzurlu, mutlu günleri gözünüzün önüne getirmeye, hayal etmeye çalışın.

Sonra da aşağıda ki ayetleri bir daha okuyun.

‘’Bir millet nefislerini (kendini) bozmadıkça, Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)

 “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzab 70-71)

“Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır.” (Talak 2-3)

En son olarak da

“ Siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz, siz kendinizi düzeltmezseniz biz sizin üzerinizdekileri *** düzeltmeyiz ” (Ra’d  11)

Üzerinde iyice kafa yorun, Allah’ın yaptıklarımız yüzünden bizleri affetmesi, eskiden olduğu gibi bundan sonrada devletimize, milletimize güç kuvvet vermesi, en başta gelecekteki nesilleri doğuracak ve yetiştirecek Müslüman kızlara/kadınlara ve gençlere olmak üzere bizlere affı, rahmeti ve merhameti ile muamele etmesi için, yolunu şaşırmış, dünya hayatına, makama, başkanına ve paraya köle oldukları için basiretleri körelmiş ve gözleri kapanmış, çıkarttıkları yasaların önce Müslüman Türk insanı ve Ailesi, sonra da Müslüman Türk Milleti  için ne tür felaketlere sebep olduğunu anlamayan, bilmeyen, görmeyen, görse dahi işin bu boyutu ile ilgilenmeyen, yani siyasi istikbali için zulme sessiz kalan veya aracı olan siyasetçilere edep,  haya, akıl, basiret, merhamet, Allah’tan korkan bir kalp ve tahkiki/geçerli iman nasip etmesi için tekrar tekrar göz nuru ve göz yaşı dökün, dökelim, döksünler ki İnsan, Millet, ülke ve devlet olarak tekrar eski ihtişamlı günlerimize dönelim, dönelim ki dünya üzerinde ki zalimlere yeniden “yeter artık durun” diyelim müdahale edelim, gerekirse onlarla Nizamı Alem ve İlahi Kelimetullah” için savaşalım.

Yani demem o ki;

Orada, az ileride bir köy (ölüm ve hesap) var ve köyün bizim cennetimiz mi cehennemimiz mi olacağı tamamen bize ve bizim bundan sonra yapacaklarımıza bağlı

Ve görünen köy kılavuz istemez, tabi kişi kör değil veya kör kalmakta ısrar etmez ise.

Köyünüzün ve köyümüzün cennetimiz olması duasıyla…

*( 6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi)

**(çalışan kadınlara tanınan pozitif ayrıcalıklar, Boşanma da “ erkek değil misiniz hepinizin boynu altında kalsın” zihniyeti ile erkeği peşinen suçlu kabul eden Türk Medeni Kanunu, bu kanunları ve kanaatini erkeğin hayatını perişan etmek için kullanan feminist hâkimlerin verdiği kararlar ile katil yaptığı babalar, yaşadığımız sonu gelmeyen aile sıkıntıları, boşanma sayılarının % 200 arttığı, 6284 ün yasalaşmasından sonra ki son 8 yılda öldürülen kadın sayısının % 400 artması, millet olarak genelimizde kimseye muhtaç olmadan yaşayacak kadar para ve imkan olduğu halde aile olarak yaşadığımız huzursuzluklar, sıkıntılar, mutsuzluklar, Millet olarak başımıza gelen felaketler, belalar, kazalar vb)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ülkücü Hasan     0000-00-00 Sen gerçekten müslümanmısın ki başkalarını sorguluyorsun!!! Bırakın şu insanları bir rahat artık
GALERİLER