İlknur ESKİOĞLU Yavuz Bülent Bakiler/ Sözün Doğrusu -1-
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yavuz Bülent Bakiler/ Sözün Doğrusu -1-
İlknur ESKİOĞLU

Yavuz Bülent Bakiler/ Sözün Doğrusu -1-

         “Kur’ân’ın ilk emri,  ‘okuma’  o yüzden çok okuyoruz” diyor, mütefekkir ve şâir ve yazar Yavuz Bülent Bakiler.

           ABD’de de her yıl bin kişi için 4000 kitap basıldığını, Almanya’da bin kişiye 2700 kitap, Fransa’da bin kişiye 1700 kitap, Japonya’da bin kişiye 1000 kitap düştüğünü söylüyor, “Sözün Doğrusu -1-“ eserinde.

           “Türkiye’de ise bin kişi için basılan kitap sayısı sadece yedidir, yedi, yedi!..” diyerek ahvâlin vahâmetini gözler önüne seriyor.

           Gerçekten de ne kadar çok okuyoruz öyle değil mi? O kadar okuyoruz ki; hakikat kandilini bir türlü yakamıyor, etrafı aydınlatamıyoruz. Zihnimizi hakikat veçhesi olmayan, alışagelen bilgilerle dolduruyoruz. Eksiltilen veya eklemeler yapılan, hakikati yansıtmayan bilgileri, doğru addediyoruz.

           Hâliyle hakkı ve hakikati, Kur’ân ve Sünnet ışığı altında idrak etme meramından bîhaber yaşıyoruz.

           Yavuz Bülent Bakiler hocamız, “Evlerimizin %95’i kitapsız ve kütüphanesizdir. Kitapsız ve kütüphanesiz evlerin, mağara karanlığından farkı yoktur. Evlerimizin ancak % 5’inde bulunan kütüphanelerimizin, kitaplarımızın dilini, hem de devlet kurumlarının da gayretiyle değiştiriyor, kurutuyoruz. Böylece, dedelerimizin, babalarımızın, hatta ağabeylerimizin aldıkları kitapları taşlaştırıyoruz. Onları okunmaz hâle getiriyoruz” diyor.

           Özümüze bu denli yabancılaşmış olmak kaçımızı huzursuz ediyor ve düşündürüyor acaba? Benliğimizi unutuyor, uyanıkken de uyuyoruz âdeta. Ruhumuzla baş başa kalkmaktan ve ruhumuzu doyurmak adına okuma mefhûmundan imtina ediyoruz. Özünü korumaktan, hakikati haykırmaktan uzak yaşayarak bir ömrü tüketiyoruz. Özümüzün tahkir edilmesi de birçoğumuzu teessür etmiyor.

           Eksik olan bir yanımız var!  Duygularımızı ifade etmede zorluk çekiyoruz. İşte kıymetli Yavuz Bülent Bakiler, bu eksik olan yanımızın “dil” olduğunu haykırırcasına izâh ediyor bizlere.

           Muhterem hocamız, Sözün Doğrusu -1-  eserine, kültürün en önemli iki kaynağının dil ve din olduğuna temâs ederek başlıyor. Dünyada alfabesi ve dili üzerinde en çok oynanan milletlerden birisi, belki de birincisi bizim olduğumuzu söylüyor. Ne kadar hazin Allah’ım!..

           Bakiler, “Dinimizi anlatabilmek için güzel, doğru ve zengin bir dile ihtiyacımız var. Dilimiz bozuk olursa düşündüklerimizi iyi anlatamayız. Düşündüklerimizi iyi anlatamazsak yapılmasını istediğimiz işler doğru dürüst yapılamaz, işler doğru dürüst yapılamazsa, âdetler ve kültür bozulur. Âdetler ve kültür bozulursa, adalet terazisi çalışmaz olur. Adalet terazisi çarpılırsa halk ümitsizliğe, korkuya kapılır. Ne yapacağını bilmez. Böyle bir halkı idare etmek artık zorlaşır” diyor.

          Mukaddesatımız nasıl da birbirine bağlı, bir bütün hâlinde değil mi? Pazılın bir parçası eksik olduğunda nasıl gözümüz eksik olan yere takılıyor, eksik olan yer gözümüze hoş gelmiyorsa; dilimize ehemmiyet vermediğimizde de pazılın bir değil birçok parçası eksik kalacak ve o boşluklar, “bizi biz yapan değerlerimizden ve inançlarımızdan”  fütursuzca uzaklaştığımızın delili olacak.

***

          Bir televizyon spikeri, merhum Ahmet Taner Kışlalı’nın en son yazısını okurken, yazıda geçen DECCAL kelimesini iki defa DEKKAL diye okumuş. Spikerin İngilizce zannederek DEKKAL diye okuduğu DECCAL kelimesine,  bu denli yabancı olmamız oldukça düşündürücü bir mevzu değil mi?

           Yavuz Bülent Bakiler, “Bugün Deccal’ı dekkal diye okuyanlar, yarın Kur’ân-ı Kerim’den Koran ve Sevgili Peygamberimizden (sav)  de Mohammed diye bahsedeceklerdir” diyor. Kitabı okurken buraya bir virgül koydum ve düşüncelere daldım. Merhum Mehmet Âkif hatırıma geldi.

           Servet-i Fünun muharrirlerinden birisi olan Ahmet Şuayip, Kur’ân’ı Kerim’e Fransızca telaffuz ile “Koran” deyince, Mehmet Âkif buna tahammül edemiyor. “Allahaısmarladık” diyerek, koşar adımlarla orayı terk ediyor. Âkif, yanına gelen arkadaşına hiddetle; ”Kuzum, bir Müslümanın Kur’ân’a Koron demesi ne demektir? Kur’ân’ı Kerim’i inkâr etmeyi anlıyorum. Kimsenin kanaatine karışmam, fakat Koran ne oluyor?” diyor.

           Âkif’in gösterdiği bu liyâkati ve ferâseti ve sebâtı hangi birimiz gösterebilirdi? Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda gülüp geçer miydik, kahkahalara bürünüp komedi mevzusu mu yapardık; yoksa Âkif’in iman salâhiyyeti ile gösterdiği ibretlik ahlâkına mı râm olurduk?

***

            Güftesi,  Azerbaycan Türklerinden bir şâir olan Ahmet Cevat’a, bestesi de Azerbaycan Türklerinden Üzeyir Hacıbeyli’ye ait olan “Çırpınırdın Karadeniz” şarkısının, Ermeni türküsü olduğu garâbetinde bulunuluyor.

           Bu mevzuda da Yavuz Bülent hocamız, “87 yıldan beri büyük bir zevkle çalıp söylediğimiz bu muhteşem şarkıya Ermeni etiketi vuranlar, yarın İstiklâl Marşımıza da ‘bizimdir’ diyerek sahip çıkabilirler” diyor. İşte burada derin bir sükûta büründüm, boğazım düğüm düğüm oldu. “Allah (cc) bir daha bu millete İstiklâl Marşı yazdırmasın” duâsının manâ ve mâhiyetini daha da fazla idrak ettim. Mukaddesatımıza sahip çık(a)madığımız takdirde, sahip çıkılmasına da bile bile göz yummuş olmuyor muyuz diye düşündüm!

           İstiklâl Marşımız, o muhteşem terennümü ve dilindeki âheng ile akîdelerimizi, irfanımızı, milli değerlerimizi nasıl da güzel anlatıyor. Dilimizin ve dinimizin güzelliği bir arada!..

           Latifeli üslûbu ile çehrelerimize tebessüm konduran, bir yandan da düşündüren, düşündürürken dert sahibi olmamıza, hakikati idrak edip silkelenmemize, uyuduğumuz uykudan uyanmamıza vesile olan muhterem hocamızın ”Sözün Doğrusu 1/2" eserlerini tavsiye ediyorum. Dinledikçe insanı mest eden şiirinde de dediği gibi; “Şaşırdım kaldım işte!” diyebilecek hakikatleri öğrenmeye ve o hakikatleri düşünmeye, dünyadan biraz olsun el etek çekmeye hepimizin ihtiyacı var!

           Merhum Mehmet Âkif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyorum.

           Yavuz Bülent Bakiler hocamıza da hürmetlerimi iletiyorum.

           Hoşça bakalım inşâallah dinimize ve dilimize!..

İlknur Eskioğlu

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER