Bülent ERTEKİN Siz Mi Ülkenin Asli Unsurlarısınız, Yoksa Biz Mi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Siz Mi Ülkenin Asli Unsurlarısınız, Yoksa Biz Mi
Bülent ERTEKİN

Siz Mi Ülkenin Asli Unsurlarısınız, Yoksa Biz Mi

Bu bir ALINTI makalesidir. Hiçbir paragrafına, noktasına ve virgülüne dokunmadan olduğu gibi paylaşıyorum. Sadece kriptoların ellerindeki döviz, ağızlarında ki  "BİZ BU ÜLKENİN ASLİ UNSURLARIYIZ!"  sözlerine karşılık sadece makalenin başlığını "ARTIK SİZ DEĞİL, BİZİZ BU ÜLKENİN ASLİ UNSURLARIYIZ!"  sözü ile yüreğimden geçen bu cümleyi yazdım o kadar.

Buyrun daha fazla uzatmadan hep birlikte okuyalım.

1927 yılında "İki yüz bin" Yahudi, "Sekiz yüz bin" Ermeni'ye kimsenin ruhu duymadan isim/soyisimleri Türkçe'ye çevrilerek Türk kimliği verildi. Aslında bu pek önemli bir konu değil.

Bundan daha can alıcı olan konu şu ki;

Kripto dediğimiz bu 1 milyon Yahudi ve Ermeni kitle hiçbir zaman yırtık elbise giymek zorunda kalmadı.

Hiçbir zaman açlık, susuzluk, yokluk veya yoksulluk çektirilmedi.

Kimisi general yapıldı, ordu idare etti.

Kimisi müdür yapıldı, okul idare etti.

Kimisi başhekim yapıldı, hastane idare etti.

Kimisi hoca yapıldı, cemaat ve tarikatlar idare etti.

Kimisi hâkim-savcı yapıldı, nice koçyiğitlerin ve mübareklerin canına kıydı... vs. vs.

 

Hepsine de Anadolu insanının üzerinde idareci sıfatı verildi.

Tiyatro, edebiyat, müzik, sinema, basın, yayın, gazete, Tv hep onların tekelinde bulunduruldu.

Ve bu kriptolar anıtkabir yollarında sürekli şu cümleyi kullandılar;

"BİZ BU ÜLKENİN ASLİ UNSURLARIYIZ!"

 

Onlar; zeki, bilgili, demokratik, ilerici ve çağdaştılar.

 

Onlara köpeklik etmeyenler ise her zaman gerici, yobaz, cahil, karanlık.

 

Onlar azınlıktı ama gayet zengin ve şatafatlı bir hayat içinde kendilerini efendi, bizi ise köle olarak gördüler.

 

Cümle âlem çatır çatır araba, uçak, silah fabrikaları kurarken, bu kriptolar bizi suni başörtüsü sorununa, suni Kıbrıs sorununa, suni Kürt sorununa hapsetti.

 

Yiyecek bir dilim ekmek, bir zeytin dahi bulamaz olduk.

 

TAA Kİ, 8 ŞUBAT 2018'E KADAR.

 

Bu tarih, her vatandaşın soyağacını görebildiği,

Devletin, "Hepinizi tanıyoruz! Ananızı babanızı, nereden gelip nereye gittiğinizi biliyoruz!" dediği önemli bir günün başlangıcıydı.

 

Kendilerinden  olmayan Recep Tayyip ERDOĞAN öyle dengelerini bozdu ki, şoka girdiler, neye uğradıklarını bilemediler, psikolojileri darmadağın oldu.

 

Kendilerini bu vatanın aslı unsuru olarak gören, devletin dahi kendilerinden haberdar olmadığını zanneden soysuzların ........... kabak gibi açılıverdi.

 

Barolar daha özgür olacak dediğimizde...

tabibler odası kapatılmalıdır dediğimizde...

mimar ve mühendisler odası haddini bilecek dediğimizde, 93 yıldır kurdukları kahpe saltanatı ölümüne savunma derdine düştüler ve düşmanlıklarını alenen yapmaya başladılar.

Siyasette ittifak kuruyorlar...

Sermayede birlik oluyorlar....

Eğitim ve sağlık alanında toplanıp bildiri imzalıyorlar...

Sakın ha, "bunlar kim?!" diye sormayın vallahi çok gücenirim.

 

GerçekTarih Belgelerle/Özlem Kiraz (Alıntı)

Üzerine yazılacak ne bir yazı, nede bir yorum olabilir. Yazanın yüreğine ve kalemine sağlık.

Teşekkürler Özlem Kiraz hanımefendi.

Teşekkürler.

 

Selâm ve dua ile

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER