murat gülşan Ana Muhalefetin Demirtaş Sevgisi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ana Muhalefetin Demirtaş Sevgisi
murat gülşan

Ana Muhalefetin Demirtaş Sevgisi

Son günlerde özellikle ana muhalefet lideri başta olmak üzere, Avrupa’dan da 10 Büyükelçi Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için başlattıkları yoğun bir şekilde serbest bırakın mesajları kamuoyunu haylice meşgul etmiş dış güçlerin ağzıyla muhalefetin aynı ağzı durumu tam bir şerefsizliğe dönmüş ağızlarından salya salya kin ve nefret akmış hali görülmüştür.

Yüce Devletimizi yıkmaya, bölmeye çalışan, Amerika’nın köpeği Soros’un adamı olan, gezinin para finansörü Kavala ve bayrak, asker ve vatan düşmanı bölücü Selahattin’i açıkça savunan güya Atatürk’ün partisi ve ana muhalefet partisi başkanı ve yetkilileri Türk milletinin gözünden bir kez daha düşmüştür.

Peki kimler neyi ve niçin savunmuştur iyice okuyup idrak edelim, bakalım savunanlar ne demiş.

Ana Muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu, terör örgütü propagandası' yapmak suçundan hüküm giyen ve pek çok dosyadan yargılanan HDP eski eş başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'masum' olduğunu savundu.

Bir televizyon programına katılan Kılıçdaroğlu aynen şu ifadeleri kullanmıştır.

Demirtaş bu iddianameleri şeref madalyası olarak takacak

Bu sözlerinin devamında da terör soruşturmalarından hapiste yatan isimlerin masum olduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu, "Masum insanların hapishanelerde kinle tutulmasını istemiyoruz. Osman Kavala neden hapiste? Selahattin Demirtaş neden hapiste?" dedi.

"Demirtaş'a haksızlık yapıldı"

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Neden bu kadar uzun süre içeride kaldılar? Bazıları ellerini kollarını sallayarak geziyorlar halen.

Gazeteci olarak görüp görmemem değil konu. Selahattin Demirtaş'da Osman Kavala'da dahil olmak üzere pek çok haksızlık var. Boşu boşuna yatıyorlar içeride." Adeta bir avukat gibi savunan Kılıçdaroğlu’nun masum dediği nükteleri okuyalım hep birlikte.

Kılıçdaroğlu’ nun dediği gibi şeref madalyası olarak mı takacak hep birlikte karar verelim. Selahattin Demirtaşın farklı zaman dilimlerinde söylediği ve verdiği talimatlar aynen şu şekildir.

“Başkan aponun heykelini dikeceğiz

Pkklı cenazesine gitmeyen vekile soruşturma açarım

Ocalana özgürlük

Pkk bir halk harekatıdır.

Öz yönetimi inşa edeceğiz.

Hdp Öcalanın projesidir.

Kandil savaş merkezi değil barış merkezidir.

Pkklı gençler onurumuzdur sahip çıkacağız”

Bunları söyleyen Selahattin Demirtaş bir de halkı isyana çağırmış, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir ayaklanma başlatma çağrısı yapmıştır.

Bunun sonucunda, 6-8 Ekim Olayları'nda 2 Polis şehit düştü, 37 kişi hayatını kaybetti. Çok sayıda şehirde milyonlarca liralık zarar oldu. 

Terör yandaşlarının gerçekleştirdiği saldırıların üzerinden 7 yıl geçti. Takvimler 6 Ekim 2014'ü gösteriyordu.

Terör örgütü DEAŞ, Suriye'nin kuzeyindeki Kobani olarak da bilinen Ayn-el Arap'a saldırdı.

HDP sokağa çağırdı. HDP'li yöneticiler, DEAŞ'ın bu saldırısını bahane ederek, terör yandaşlarına sokağa çıkma çağrısında bulundu.

Doğu ve Güneydoğu'da sokaklar karıştı. Diyarbakır'da başlayan olaylar kısa sürede birçok il ve ilçeye sıçradı.

Büyük provokasyonla terör destekçileri sokakları  savaş alanına çevirdi.

300 milyon liranın üzerinde zarar oluştu

Kamu binalarına saldıran teröristler, iş yerlerini ve bankaları yağmaladılar. Ateşe verilen birçok araç da kullanılamaz hale geldi.

Gözü dönen terör yandaşlarının yakıp yıktığı şehirlerde 300 milyon liranın üzerinde zarar oluştu. Ve Yasin Börü ve arkadaşlarının şehit edildiği olayı. Yasin Börü ve arkadaşları göstericilerin saldırısına uğradı. Yüzleri maskeli PKK sempatizanları tarafından Börü ile birlikte Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve

Hasan Gökgüz bıçaklanıp kurşunlandıktan sonra, balkondan atılarak öldürüldü   gencecik masum gençleri katlettiler. Kılıçdaroğlu’nun masum dediği kişinin talimat vererek yaptıkları bunlar.

Açıkça şunu soruyorum kendisine, Vatandaşın dertlerini bırakmışsın, ülkeye şu hizmeti yapacağım bunu yapacağımı bırakmışsın, bölücüleri kurtarmak için mücadele veriyorsun ey Kılıçdaroğlu sen ülkeyi böylemi yönetmeye talipsin? Bu bölücü kafayla mı milletten oy istiyorsun, sen kimin adamısın ey Kılıçdaroğlu.

Bu söylemlerle adeta şehitlerimize, gazilerimize, yetimlerimize, öksüzlerimize hakaret etmiştir. Ben o partinin içinde Atatürk’ü savunan bir Milletvekili olsam vallahi genel başkana sorarım sen ne yapıyorsun? Kimi savunuyorsun? Söylemlerin bizim tüzüğümüze aykırı der, gerekirse de istifa ederdim. Böyle daha bir milletvekili çıkmadı ama yine aynı düşüncede tarzda olan birileri çıktı okuyunuz.

Tabi bu açıklamaları duyan diğer milletvekilleri durur mu hiç? Başkanlarına yalakalık yapacak ya hemen bir tanesi ortaya çıkar şu ifadeleri kullanır.

“Ana muhalefet Milletvekili Aykut Erdoğdu, HDP'nin eski lideri Selahattin Demirtaş'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiğini ifade etti.

"KEŞKE İNŞALLAH..."

Katıldığı bir televizyon programında, İlk olarak Demirtaş'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin şu an düşük olduğunu vurgulayan Erdoğdu, "Demirtaş Cumhurbaşkanı seçilse; yani inşallah... Keşke ülkemizde böyle renklilikler de olsaydı ama şu an siyasi haritada öyle bir şey olması mümkün değil." ifadelerini kullandı.”

Adama bakar mısınız ya İnşallah keşke seçilse diyor. Yani pes doğrusu.

Ha bir de yıllarca Türkülerini dinlediğimiz halkımızın bağrına bastığı, aynı ana muhalefet partisi eski milletvekillerinden biri olan sanatçı Zülfü Livaneli, Twitter hesabından Selahattin Demirtaş’ın ‘Efsun’ isimli imzalı romanını paylaştı. Livaneli’nin paylaşımı kısa sürede gündem olurken, tartışmanın da fitilini ateşledi. Livaneli paylaşımında “Edebiyatımızın usta kalemlerinden Selahattin Demirtaş’ın son romanını zevkle okuyorum. Teşekkürlerimle. Zor koşullarda, uzun sürelerde verdiği, insancıllık ortak temalı, 4 eserini de okumanızı öneriyorum. Giderek gelişen bir dil ve derinleşen konular.” ifadelerini kullandı. Çok sayıda kullanıcı azmettirici Demirtaş’a methiyeler düzen Livaneli’ye eleştiri yağdırdı.

Övgüye bakar mısınız “Edebiyatımızın usta kalemlerinden” diye bahsettiği methiyeler düzdüğü Demirtaş sevgisine bakar mısınız? Livaneli, sürekli İnsancılık ortak teması işlenen Demirtaş’ın dört eserini de okumayı tavsiye ediyor vatandaşa. Zamanlamalarda mükemmel.

Sürekli karşıt fikirleriyle gündem yaratan Fox tv den İsmail Küçükkaya var bir de. O ne yaptı Kobani olaylarının yıldönümü günü geçtiğimiz haftalar içinde Selahattin Demirtaş’ın eşi, Başak Demirtaş’ı canlı yayına konuk ederek, oradan adeta bir yalvarış, bir acındırma duygusuyla inceden bir Demirtaş propaganda yapmıştır. İsmail Küçükkaya, gelen tepkilerin akabinde BBP genel başkanı Mustafa Desteciyi ekrana çıkarmış Destici den ağzının payını almıştır ikilinin arasındaki diyalog şu şekilde geçmiştir.

Kobani olaylarında 37 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Destici, haksız yere cezaevinde tutuluyormuş gibi gösterilmeye çalışılan Demirtaş'ın azmettirmesiyle olayları yaşandığını söyledi. Destici, "Demirtaş'ı hayır kurumundan mı cezaevine götürdüler?" diye sordu.

Destici, "Hanımı burada Kobani olayları için "Demirtaş 'pişman değil' diyor" dediğini aktardı.

Küçükkaya: Tertemiz yayın

İtiraz eden Küçükkaya, "Herkes izledi kime sorduysam devletle de konuştum. En ufak bir şey yok orada. Tertemiz bir yayın. Benim ilkelerim belli" dedi.

Başak Demirtaş programda 'Demirtaş pişman değil, biz de pişman değiliz' dedi

Bunun üzerine araya giren Destici, şunları söyledi: "Hukuki anlamda söylemiyorum. Siz dediniz ki 'bu yapılan işlerden pişmanlık duyuyor mu nereden girdim bu işlere diyor mu.' O da dedi ki 'hayır pişman değil. Biz de pişman değiliz.' Halbuki şunu söyleseydi 'Biz böyle bir şey yaptık ama 37 vatandaş hayatını kaybetti, keşke bunlar yaşanmasaydı' deseydi."

Başak Demirtaş; “Bu ülkede Kürt’seniz ve biraz da muhalifseniz bunun bedelleri oluyor.” demiş. Şimdi soruyorum size, Yasin Börü Kürt değil miydi? O' kime muhalifti? suçu neydi? neyin bedelini ödedi? Diyerek Küçükkaya ya gereken cevabı vermiştir. Az da olsa gönüllerimize su serpmiştir.

Ben bir vatandaş olarak şu çağrıyı mecliste bulunan Milletvekilleri ne de yapıyorum. “Eyy milletin meclisinden para kazanarak, maaş alarak geçimini sağlayan siyasetçiler sizler sadece yer üstündeki Türk halkının Millet vekil değilsiniz ayrıca yer altında yatan Yüzbinlerce Şehidimizin, ecdadımızın şerefli halkımızın da milletvekilisiniz. Hesabınız ağır, yakanızda taşıdığınız o rozetin hakkını verin. Şehit kanıyla sulanmış topraklarımıza hizmet ediniz. Bölücülük yapmayınız. Dış güçlerin parayla satın alacağı adamlar olmayınız. İçinizde Türk, bayrak, vatan ve din düşmanlarını açıkça kınayın, dışlayın. Kıymetli Milletim particilik yapmayınız iyi analiz ediniz kimler kimin için çalışıyor, ülkemize hizmet geliyor mu, neden ısrarla ele geçirilmek isteniliyor bazı yerler, düşünelim analiz ve istişare edelim. Artık vereceğiniz her oy altın değerinde. Bizler kendi içimizde Türk, Kürt, Boşnak, Çerkez, Laz olabiliriz ama tek bir devletiz. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk bayrağı altında bir bütünüz kendi içimizde kültürümüz farklı olabilir ama dışa karşı tek vücut ve genel kültürümüz olan birlik beraberlikle var olmalıyız.

Ülkemiz ekonomik olarak bir yerlere gelip hepimizin maddi gelirleri yükseleceği yerde, 50 yıldır hep geçim derdi ile uğraşıyoruz. Neden çünkü ülkemizde yaratılan kaos, terör, bölücülük, siyasi rant ve ülkemizin kasasının boşaltılması. Bir Avrupalı parasının 11 kat daha değerli olduğu ülkede elini kolunu sallayarak en lüks biçimde yaşaması, 200 yıllık bir tarihe sahip Amerika’nın parasının 10 katı olması parasıyla istediğini satın alması, özellikle adam satın alması benim çok zoruma gidiyor. Satın aldıklarına çık şöyle konuş, ya da şunları yaz diyebiliyorlar. İşte bu yüzden hepimiz Milliyetçi olmak zorundayız. Burası bizlerin vatanı, ülkesi. Sahip çıkalım, elin oğluna aman vermeyelim.

Son sözüm şudur babanız dahi kırmızı çizgilerimize söz söylese, eylem yapsa müsaade etmeyiniz çünkü bu vatan hepimizin sahip çıkın, miras bırakın.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER