Eyüphan KAYA Neçirvan berzani doğru söylüyor!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Neçirvan berzani doğru söylüyor!
Eyüphan KAYA

Neçirvan berzani doğru söylüyor!

Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de yaşayan aklı başında her vatandaşın Kürtlerin bu ülkelerdeki hallerini düşünerek fikir üretmeli, haktan yana bir duruş sergilemeli, toplumsal huzur için gerekli olan çalışmalara kalbi, kavli ve fiili desteğini esirgememelidir.

Bu dört ülkede yaşayan Farslar devlet, Araplar birçok devlet, Türkler birkaç devlet sahibiyken Kürtlerin devleti yok. Bu konuda kendileriyle istişare ederek nasıl rahat ediyorlarsa o şekilde Kürt’lere yönelik politikalar geliştirmeli, gerekli yasal ve anayasal düzenlemeler yapmalıdır.

Bir milletin bir tane de olsa devleti yoksa Dili, Kültürü, Tarihi hatta Dini bile ötelenir, zamanla kaybolur. Maalesef Türkiye’de bunu bil fiil yaşadık. Şükürler olsun ki son yıllarda halktan biri ülkenin direksiyonuna geçti de bir az millete nefes aldırdı.

Kürtler de Allah’ın kulları olmaları hasebiyle Allah’ın mülkü olan bu gök kubbenin altında hür ve özgür olarak yaşamaya hakları vardır.

Bu atmosferi bedel ödeye ödeye yaşayan biri olarak Neçirvan Berzani “Kürtlerin yaşadığı devletler kendi sınırları dahilinde yaşadığı sorunları ortadan kaldırmak için çalışmaları lazımdır” dedi.

Beyanatı aynen şöye;

“Kürt sorunu bağlamında İran, Irak, Türkiye ve Suriye’ye de bakacak olursak aynı şekilde bu sorun bu ülkelerin bir iç meselesidir. Bu ülkeler kendi sınırları içerisinde sorunun çözümüne önemle yaklaşmalıdır. Kürtler bu ülkelerde ayrıştırılmamalı, aksine yer verilmelidir. Kendi konumu ve ağırlığına göre ortaklığı ve katılımı sağlanmalı. Kararlar konusunda rolü olmalı. Kürt, Fars, Arap ve Türk milletleri, ömürleri bir yüz yılı bulan bu devletlerin kuruluşundan önce de vardılar. Birlikte ortak tarih, coğrafyaya sahipler. Elbette bu milletler komşu olarak da kalacaktır. Bu nedenle bir birini kabul etme dışında başka bir seçeneğimiz yok. Savaş, çatışma ve kuvvet dili ne kadar uzun konuşursa konuşsun, sonuçta yine diyalog ve müzakerelere başlanmak zorundadır. Birbirini yok etme çabası ne kadar şiddetli olur ve uzun sürerse sonuçta yine de bir birimizi okumalı ve şu gerçeği hatırlamalıyız; hiçbirimiz buradan gitmeye karar vermedik. Hiç birimiz eriyip gitmeyiz. Tek bir bölgede ortak bir devlet içerisinde ortaklık temelinde birlikte yaşam tek çözüm yolumuzdur.

Şimdi de bu bölgede devlet sahibi olan Fars, Türk ve Arap uluslarının kendi devlet sınırları çerçevesinde Kürt halkı ve diğer bileşenlerin haklarını tanıması kendi görevleridir. Kültürel, siyasi ve toplumsal haklar.” Dedi.

Doğrusu bu ifade olabilirliği en makul ve muteber bir beyanat olduğuna inanıyorum.

2007 yılında Diyarbakır’da Alman Konsolosluğu ve Diyarbakır Barosunun organize ettiği bir Kürt konferansı gerçekleşti.

7 oturum 21 saat bu meselenin ele alındığı konferansta dile getirilen ifadelerden bir şuydu.

“Irak Kürdistan’ını devlet, İran ve Irak Kürt bölgelerini verimli, huzurlu bir federatif yönetim, Türkiye’de eşitlik ilkesine dayanan anayasal vatandaşlık verilerek Kürt meselesi çözüme kavuşabilir” denildi.

20 ülkeden katılımcıların olduğu bu konferansta ülkemizin de bir çok emekli diplomatları ve parlamenterleri vardı. Bu bana da inandırıcı bir teklif gibi geldi ve her fırsatta  dillendiriyorum. Aslında Neçirvan Berzani de buna benzer bir beyanatta bulundu.

Umarım her ilgili bundan payına düşeni alır ve ülkemize, bölgemize huzur gelir.

Haydi hayırlısı.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER