Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) gelen kritik bir ihbarı değerlendiren güvenlik güçleri, Bakan Gürlek’in eşi Elif Gülşah Gürlek üzerinden "ses getirecek bir eylem" tasarlayan iki şüpheliyi kıskıvrak yakaladı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan UY, YC isimli şüpheliler sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Milyonlarca lira nakit para ve ruhsatsız silahlar ele geçirildi
CİMER ihbarı üzerine harekete geçen emniyet birimleri, şüphelilerin adreslerine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Yapılan aramalarda eylem hazırlığında kullanılacağı değerlendirilen 2 adet ruhsatsız tabanca ile terör ve suikast organizasyonunun finansmanına işaret eden 3 milyon 206 bin TL nakit para ele geçirildi.
Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte, tutuklanan zanlıların yasa dışı örgüt bağlantılarının bulunduğu ve eylem talimatını yurt dışındaki karanlık odaklardan aldıkları iddia edildi. Suikast planında doğrudan Bakan Akın Gürlek’in hedef alındığı, ancak eşi üzerinden gerçekleştirilecek sansasyonel bir eylemle devlet kademelerine gözdağı verilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.
Yazıcıoğlu dosyasının canlandırılması karanlık odakları rahatsız etti
Suikast girişiminin zamanlaması ise oldukça dikkat çekici bir gelişmeyle örtüşüyor. Türk siyasi tarihinin en karanlık suikastlarından biri olan Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, tam 17 yıl aradan sonra Haziran 2026’da Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilerek yeniden canlandırılmıştı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "hiçbir dosya karanlıkta kalmayacak" kararlılığıyla canlandırdığı soruşturma kapsamında, 10 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilmiş ve 25 şüpheli gözaltına alınmıştı. Kamuoyunda ve siyasi kulislerde, ucu "derin yapılara" ve uluslararası organizasyonlara uzanan bu kritik dosyanın üzerine kararlılıkla gidilmesinin, Gladyo tarzı karanlık yapıları ciddi şekilde rahatsız ettiği ifade ediliyor.
Resmi makamlar suikast soruşturmasını çok yönlü sürdürüyor
Her ne kadar suikast girişimi ile Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının yeniden açılması arasındaki doğrudan bağ resmi makamlarca henüz doğrulanmamış ve konspiratif bir iddia olarak değerlendirilse de, her iki olayın eş zamanlı olarak gündeme gelmesi güvenlik bürokrasisini alarma geçirdi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklanan iki şüphelinin yurt dışındaki irtibatlarını, finansal trafiğini ve eylem talimatını veren asıl faillerin kimliklerini deşifre etmek için soruşturmayı çok yönlü ve derinlemesine sürdürüyor.















