“EVİMİN DİREĞİ GEMİMİN KÜREĞİ”

Ne güzeldir görev paylaşımı… Kim büyük bir masayı tek başına kaldırabilir… Kim bir bilgisayarı tek başına yapabilir… Kim bir otomobili tek başına kullanılır hale getirebilir… Kim dünyanı tek başına kurtarabilir…

Köşe Yazıları - 25-10-2013 19:02

“EVİMİN DİREĞİ GEMİMİN KÜREĞİ”
Ne güzeldir görev paylaşımı…

Kim büyük bir masayı tek başına kaldırabilir…

Kim bir bilgisayarı tek başına yapabilir…

Kim bir otomobili tek başına kullanılır hale getirebilir…

Kim dünyanı tek başına kurtarabilir….

KİM???

Olumsuz tarafları bir yana, kadının ve erkeğin aile içindeki rolüne güzel bir bakıştı bence konu başlığı için seçtiğim cümleyi replik olarak kullanan dizi. Aile gemisi olacak, ona yol aldıracak yelkenlerin bağlı olduğu bir direk olacak, gemiye yön verecek kürekler olacak, o kürekleri kullanacak bir erkek olacak, bütün bunları organize edecek bir de kadın olacak… Eh gemi dediğin tayfasız olmaz tabi…Allah nasip ettiği kadar. Latife bir yana gemilerimizde artık direk yok, yelken yok, kürek yok… Aile yapımız da biraz buna benzemeye başlamadı mı? Dümensiz, rotasız, tayfasız, amaçsız, umutsuz…Yine de endişelenmeyin kürek yoksa da motor var; direk yoksa da dümen var. Da herkes dümen tutmak isterse, herkes motor olmak isterse gemi nasıl yol alacak?!

Vücudun azaları birbirine muhalefet etmez, birbirini tekmil ederler, tamamlarlar. Misal, ayak sürçse eller hemen öne doğru yönelir denge sağlayıp düşmeye mani olur. Aydınlık azalınca göz bebeği büyür ve görmeyi kolaylaştırır; Parmağını kesen, elini hemen dudaklarının arasına götürür, dudak parmağa şefkat  gösterir; Burun akınca eller mendil alıp yardımına koşar, “O senin problemin aktığın gibi temizlen” demez…. Aynen öyle de eşler birbirini tekmil eder, takviye eder, eğitir, yetiştirir, sever… ama muhalefet etmez, eleştirmez, tenkit etmez…

Üzen, üzülen tarafa özürlerini ifade eder; üzülen taraf da özre binaen lütufla mukabele eder… Amaç gemiyi batırmamaktır… Gerekli ve yeterli insicamın yakalanması ve korunması için sorumluluk sahibi her bir ferdin üzerine düşeni, küçümsemeden yapması lazımdır. Gemiler yüzmesi için yapılır, batması, denizin dibinde çöp oluşturması, balıklara  yuva olması için değil… Bazen tayfa oluruz gemimizde, bazen aşçı, bazen forsa, bazen kaptan oluruz. Bazen dümene geçer, bazen pruvada oturup enginliği seyrederiz, bazen fırtınalara göğüs geren gövde oluruz…

Zaman zaman rollerimiz değişir yani. Önemli olan her rolün hakkını verebilmektir. Hani bazı oyuncular vardır, hep komedi oynamıştır. Zannederiz ki karakter oyuncusu olamazlar. Bir gün bir projeyle karşımıza çıkarlar “Helal olsun bu rolün de hakkını vermiş, süper olmuş.” Deriz. Mesela Şener ŞEN… Hem Züğürt Ağa’dır, hem Baran’dır. Her ikisinde de çok başarılıdır. Farklı durumları başarıyla yorumlamak insanın kişiliğine zarar vermez; bilakis onu güçlendirir ve renklendirir. Durumun gerektirdiği role bürünmek , iki yüzlülük değildir, karaktersizlik değildir; aksine güçlü bir irade, güçlü bir alt yapı ve tam bir azim abidesi olmayı gerektirir. Çocukların annesi olurken Müşvik, komşu olurken anlayışlı ve paylaşımcı, annesinin evladı olurken saygılı ve hatırnaz, öğretmenin öğrencisi olurken meraklı ve atakan, işyerinde çalışkan ve vakur…..dahasını sıralayabiliriz… Geçenlerde “Kadın ve Aile” konulu bir konferansa dinleyici olarak katıldım. Ana tema, Ben nasıl bir evladım?, Ben nasıl bir anneyim?, Ben nasıl bir arkadaşım?, Ben nasıl bir eşim?, Ben nasıl bir müslümanım? İdi. Dikkat…“Sen….” İle başlayan bir konu başlığı yok. Çok istifade ettim. Kendimi çok sorguladım. Hatta yeni başlıklar ekledim kafamdan “Ben nasıl……….” diye.  Kişi yaptığı işte en iyisi olabilirse ve gayesi işi en iyi şekilde yapmak olursa başkasının yaptıklarına veya yapamadıklarına daha az takılır. Ayrılık noktalarından ziyade birleşme noktalarını daha çok görür.  Karşılıksız vermeyi düstur edinirse,  vermeyi enayilik olarak görmekten vaz geçer. Bu durum onu ve çevresindeki herkesi mutluluğa götürür. Sonra ne mi olur? Mutluluk en bulaşıcı durumdur ve çabuk bulaşır… Kendisiyle başlayan zincir eşi, çocukları, geniş ailesi, akrabaları, mahallesi, semti, ilçesi, yaşadığı il, ülke, dünya insanlarının mutluluğu şeklinde büyür. Hatta varlık alemi bütünüyle bundan nasibini alır. Çok abarttığımı düşünüyorsanız ve inanmıyorsanız, deneyin bana aksini ispat edin…

Ben de yazıma not düşeyim:  

Mutluluk bulaşıyormuş da dirençli bünyeler de varmış…
                                                                                 
Sağlıklı, saadetli, huzurlu kalın….
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur

Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur

12-05-2026 - Köşe Yazıları

Dijital Çağda Habercilik

Dijital Çağda Habercilik

11-05-2026 - Köşe Yazıları

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik