EZİK KUŞLAR SENFONİSİ

- Öyle başına buyruk olmak yok, herkes haddini bilecek, tamam mı? - İyi ya sayın büyük kuş, biz kuşuz

Köşe Yazıları - 02-04-2014 16:01

EZİK KUŞLAR SENFONİSİ
- Öyle başına buyruk olmak yok, herkes haddini bilecek, tamam mı?

- İyi ya sayın büyük kuş, biz kuşuz. Kuşun haddini bilmesi ne ola ki!

- Kendi ağzınla diyorsun bak işte, 'biz kuşuz' diye. Mesela "kuş beyinli" olduğunuzu hiç aklınızdan çıkarmayacaksınız!

- Ama yüce büyük kuş, siz de bir kuş değil misiniz? O zamanda sizinki de 'kuş beyin" olmuyor mu?

- Haşa, haddini bil! Ne demişler "her kuşun eti yenmez!" Tıpkı bunun gibi her kuşun beyni de kuş beyni değildir!

- O zaman ne beynidir, yüce kuş hazretleri, insan beyni mi?

- İnsan beyni de neymiş! Bazen insanlar 'kuş kadar beyni yok" veya "kuş kadar aklım kaldı" derler. Yani onların beyni sizinki kadar ancaktır! Biz daha başka ve yüce bir akılla donanmışızdır! Şimdi anlatsam da anlamazsınız, çünkü o kadar beyniniz yok!

- Madem o kadar beynimiz yok, anlamayacağımız şeyleri bize niye anlatıyorsunuz şerefli kuş hazretleri?

- Ben anlayacağınız kadarını anlatıyorum, kuş beyinli olduğunuzu biliyorum! Yani anlayacağınız bazı şeyler var ve ben de onları tekrarlıyorum! Mesela, beni anlayamayacağınızı anlıyorsunuz! Mesela, size söylediklerimi sorgulamadan yapmanız gerektiğini anlıyorsunuz ya, işte bu yeter!

- O zaman bir sorum olacak aziz kuş hazretleri. Sizin doymanız için bütün kuş beyinliler olarak getirdiğimiz onca erzak sizi doyurmuyor, daha, daha istiyorsunuz!
Bu kadar zerzevatı nasıl yiyorsunuz, nerenize yiyorsunuz anlamıyoruz!

- A benim salak kuşum! Bi de kuş beyinli deyince kızıyorsunuz. Bak "anlamıyoruz" diyorsun, anlamadığını itiraf ettiğine göre ne diye soruyorsun?

- Anlamak için soruyoruz ebedi kuş hazretleri, bunca erzak nasıl yenir, nereye gider?
- Bakın benim kuş kadar aklı olanlarım! Siz sadece benim fani tarafımı görüyorsunuz, ebedi olan yönümü görmüyorsunuz! Biz yüce efendiler fani tarafımızla değil, baki tarafımızla yeriz! Sizin getirdiğiniz o fani ıvır zıvır yiyecekler bizim ebedi tarafımızın dişinin kovuğuna bile gitmez!

- Onca erzakı baki tarafınız yiyorsa, fani tarafınız ne yiyor kuş baki kuş hazretleri, o tarafınız aç mı kalıyor?

- O tarafı doyurmak kolay kuş beyinlim, sizin ıvır zıvırların bir kısmı o tarafımızı doyurur. Geri kalan ise ebedi tarafımıza gider! Siz görmezsiniz!

- O zaman yüce kuş hazretleri, bu, bizim ebedi tarafımız olmadığı anlamına mı geliyor?

- Olur mu öyle şey, tabii ki sizin de ebedi tarafınız var?

- Ama biz hiç o tarafımızı doyurmuyoruz! Doyurmadığımıza göre bizim ebedi tarafımız aç mı kalıyor?

- Aç kalır mı a benim kuşcağızım! Sizin ebedi tarafınızı doyurmanız, benim ebedi tarafımı doyurmak demektir! Sizler benim ebedi tarafımı doyurdukça, sizlerin ebedi tarafı da doymuş oluyor!

- Ama yüce kuş hazretleri biz bunu hiç hissetmiyoruz. Hatta bizim de ebedi tarafımız olduğunu şimdi öğrendik. Bize bunları hiç söylememiştiniz!

- Kuş beyinlim, her şey söylenmez, söylesem de anlamazdınız. Şimdi laf geldiği için söyledim, anlamanız için değil!

- Yüce kuş hazretleri, anlatmasanız nasıl anlayacağız, anlatın da biz de anlayalım, olmaz mı ki?

- Bak cüce beyinli kuşum! Ben anlattıkça anlamaman gereken şeyleri de anlamaya başlayacak ve böyle olunca da anlaşılması halinde anlaşılmayacak hiç bir şeyi kalmayacak olan ben, anlaşılmak suretiyle sıradanlığa gömülmüşlüğün anlaşılırlığına düşmüş olacağım!

- Hiç bir şey anlamadım, kuş hazretleri

- Biliyorum, bu yüzden size "anlamazsınız" diyorum ya!

- Ama ezeli kuş efendimiz, şöyle anlaşılır bir dille anlatmayı deneseniz, biz faniler de nasiplensek olmaz mı?

- Tabii ki olmaz, siz de her şeyi anlasanız bize ne gerek var!

- Sahiden size ne gerek var, ebedi ezeli kuşumuz?

- Sizler Yüce Anka'yı bilir misiniz?

- Tabii ki biliriz efendim, kuş olup da kuşların şahı, o yüce efendiyi bilmeyen olur mu hiç?

- Peki siz hiç o yüce efendiyi gördünüz mü?

- Ah aziz kuş efendimiz, onu görmeyi, o güzel cemaline nazar etmeyi, o şifalı sözlerini dinlemeyi kim istemez, ama maalesef hiç birimiz göremedik!

- Peki siz göremediğinize göre acaba böyle biri yok mu?

- Haşa yüce ibibikli kuş hazretlerimiz, ne demek yok! Tabi ki var, ama işte onu görecek göz bizde yok!

- Ya, işte böyle... Bir de utanmadan bana soruyorsunuz "size ne gerek var" diye. İşte biz o yüce efendinin temsilleriyiz. O bizdir, biz oyuzdur!

- Yani sahiden siz onu görüyor musunuz?

- Görmek ne demek, görmek sizin gibi fanilerin işidir. O hep bizimledir, bize gelir, sohbet ederiz, beraber gezip tozar, tane gagalar, yüksekten uçar, alçaktan geçer, sizi süzer, getirdiğiniz erzakların listesini gözler, çetelesini tutar, envanterini çıkarır, en çok erzak getireni takdirle yâd ederiz!

- Ne yani, Anka şerefli kuş hazretlerimiz, siz bütün bunları onunla beraber mi yapıyorsunuz?

- Dedim ya işte, biz hep onunla beraberiz!

- İyi ya yüce efendimiz, o yüceler yücesi işi gücü bırakıp sizin erzak listesini mi tutuyor, bunu hiç anlamadık!

- Anlamamak sizin işinizdir kuş beyinlilerim! Siz anlamama işini yapın, anlamayı bana bırakın!

- Ama efendi kuş hazretlerimiz! Bize çooook eskiden anlatırdınız ki, Yüce Anka Efendimiz kanaatin simgesidir, Yüceler yücesi Kaf dağında yaşar, sizin dünyanızdan hiç bir şeye iltifat etmez! Şimdi de diyorsunuz ki benim erzaklarımın çetelesini tutar! Bu Yüce Efendinin işi sizin erzak kâtipliğiniz mi?

- Terbiyeli olun kuş beyinliler, sizinle iki dakika sohbet edeli bakıyorum birden beyniniz açıldı! Olmadık sorular soruyorsunuz. İşte bu zevzekliği görmemek için biz yüceler siz cücelerle böyle ciddi meseleleri konuşmayız!

- Aman efendimiz, kuşumuz, Anka sıfatlımız bizimle sohbeti kesmeyiniz! Yüce Anka'yı çetele katibi olarak duyunca şaşırdık birden, bizi mazur görünüz!

- Kuş beyinliler siz benim erzakımı yığmaya devam edin, benim hazinelerimi doldurmaya gayret edin! O Anka'lar bir zamanların masalıydı! Şimdi o Anka dediğiniz buraya gelse bana erzak yığmayı bir şeref bilirdi! Konuşmayın erzaka gidin, dünyayı gezin, dağları delin, denizleri karıştırın, ırmakları eleyin, altını getirin, elması getirin, erzakımı getirin. Yüce benim, efendi de benim, Anka da benim. Durmayın, Anka masallarını bırakın, bana dünyayı getirin, bana uzayı getirin, götürenleri yok edin, bana getirenleri getirin, ben, beni, bana....
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz

Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz

01-06-2026 - Köşe Yazıları

Zuhruf Suresi 37. Ayet

Zuhruf Suresi 37. Ayet

01-06-2026 - Köşe Yazıları

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik