Kralına Rest Çeken

                Son günlerde Ondokuz Mayıs Üniversitesi kaynaklı haberleri yoğun olarak özellikle yerel medyada görmekteyiz

Köşe Yazıları - 19-01-2016 12:48

Kralına Rest Çeken
                Son günlerde Ondokuz Mayıs Üniversitesi kaynaklı haberleri yoğun olarak özellikle yerel medyada görmekteyiz.  Üniversite bir şehir hayatının canlı varlıklarının başında gelir. Bu sebeple de önemlidir. Aslında Samsun Şehri ve Üniversite birleşmeyi becerememiş iki sevgilidir bence.  Ben isterim ki Üniversitemiz şehrimizin basınında hep bilimsel başarıları ve yön gösterici çalışmaları ile yer alsın. Ama üniversitemiz geçmişten gelen bir alışkanlık olsa gerek sürekli, adam kayırma, yolsuzluk, emevicilik (akraba kayırmak), siyasi rant, suiistimaller ve insan hak ihlalleri haberlerle medyada yer almaya devam ediyor. Haliyle yanlışlar da devam ediyor. Malum medyada, PKK bildirisine imza atan akademisyenler konusundan önce, Omü Konukevinde çalışan işçilerden işlerine son verilenlerle alakalı bir haber yer aldı. Bu haber değeri taşıyan bir tasarruf olmalı ki; ilgi de gördü.  Ondan önce üniversite ve yetkili sendika arasında olumsuzluklar haber olmuştu. Özellikle sosyal medyanın yaygın olarak kullanılması ile birlikte habere ulaşmak ve haberdar etmek çok kolay olmaya başladı. Bazen haberlerin altına yapılan yorumlar dahi haber değeri taşıdığı için başka bir haberin konusu oldu. Bu arada soruşturma süreci devam eden gene özellikle bölücü örgüt yandaşı cümleler kuran bir çalışanın haberi de basında yer aldı. Şuna eminim ki bu haberler ilk olmadığı gibi son olmayacaklar. Basın şöyle davranır. Kendisine gelen haber ile alakalı bazen araştırma yapmak ihtiyacı hisseder. Tanıdığı varsa sorar yâda haberi yapar önemli olan ilgi çekmesidir. Haber yapıldıktan sonra yanlış bir durum var ise ikaz edilirse tekzip eder düzeltme yapar yâda özür diler. Eğer tekzip yapmazsa belgesine ve bilgisine güveniyorsa ve habere konu olan kişi haberciyi ikna edemezse mahkemeye verebilir. Mahkeme neticesinde kişi hak ihlali söz konusu olursa tazmin yoluna gidilir. Süreç kısaca böyledir. Ama ne hikmettir bilinmez. Makamları işgal eden kişiler böyle bir haber okuduklarında tekzip etmek yoluna gitmez de “bunu kim sızdırdı” araştırması yapmaya başlar. Bu da çalışanların arasında cadı avına dönen bir süreci başlatır. İspiyonu ve arkadaşlar arasında kurulan cümleler üzerinden arkadaş satmayı ve amire yaranmak için bilgili veya bilgisiz jurnal yolunu açar. Örneği elimizde mevcut olan bir süreç üniversitede yaşanmaya devam ediliyor. Asıl önemli olması gereken “haber doğru mu?, Bir ihlal var mı?  Devlet zarara uğratılmış mıdır?  Gerekçeleri ile üst amirler tarafından bir araştırma yapılması gerekirken. Haberin nereden sızdırıldığının peşine düşülmesi İyi niyetten çok uzak davranış şeklidir. Bu da suç bastırmaya gitmek demektir. Önemli olan haberin doğru olup olmadığı üzerinde düşünmek ve harekete geçmektir. Bunun haricinde yapılan eylemlerin hepsi faşizan kafa ile çalışanları baskı altına almaktır. Haberin yalan olması ise söylediğim gibi tekzip edilerek önü alınabilecek bir durumdur. İnsanın tali yollara girmesi kendisi üzerindeki şaibenin artmasından başka bir sonuca sebep olmaz. Bir başka konu; özellikle son dönemlerin hassas konusu bölücü örgüt ile yapılan mücadeleler ve bölücü örgüte verilen maddi manevi destekler. Özellikle internet akademisyenlerin imzaladığı bildiriden sonra, üniversite içinden de bu istikamette açıklamaları bulunan kişilerin takip altına alındığı en azından onları tanıyan arkadaş(!)ları tarafından ifşa edildiği bir süreç yaşıyoruz. Haber sitesindeki haber istikametinde bir memura açılmış soruşturma devam etmekte. Süreçle ilgili bir sıkıntı yok olması gerekenler oluyor. Anormal olan şu ki: Yukarıda bahsettiğim gibi bir sürecin de gene yaşanıyor olması. Kuşların bana söylediğine göre ise: Bu haberleri Ersan SALİHOĞLU olarak benim sızdırmış olduğum. Öncelikle şunu söyleyeyim ben sivrisineklerle uğraşmaktansa bataklığın kurutulmasını savunurum. Bunun için de şahıslarla değil genel olarak yapılan yanlışlarla ilgilenirim. Eğer bir belgem olursa ki bunu da altına imzamı atarak yayınlarım. Memurların basına amirlerinin izni olmadan bilgi sızdırması suçtur ama benim Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Yönetim Kurulu Üyesi olmam neden ile basın açıklaması yapmak, basınla bilgi paylaşmak gibi yasal zemini olan haklarım da var. Bu anlamda ispiyona ihtiyaç duymadan gereğini yapabilirim. Şimdi gereğini yapıyorum: Özellikle birim ismi vermeden Üniversite Yönetimine bir soru sormak istiyorum: Birimlerin içinde adı bir şekilde illegal örgütlerle anılan ve devlet memurlukları veya işçilikleri dahi tartışma konusu olabilecek olan bu kişilere kimler sahip çıkıyor. Birim amirleri bu konuda suçlu değil midir?  Kimler bu kişilerle yakın ilişkide? Daha özel sorularımı da gerekirse yüz-yüze sormak niyetindeyim. Bir diğer mesele 2015 Temmuz ayında başlayan PYD’li militanların bir sendikanın binasında sahte kimlikle ele geçirildiği süreci ve soruşturma ve mahkeme sürecinin devamını yaşamaktayız.  Üyeliğiniz nerede ise aidiyetiniz oradadır. Elbette ki çalışanları sendikalara üye olmak hakları vardır. Bu bir tercihtir. Bu tercihleri sorgulamayız onlar oradadır siz başka yerdesinizdir. Şu anki üniversite yönetime gelmeden önceki süreçte üniversite yönetiminin yanında yer alarak yapılan her uygulamayı (haklı-haksız) destekleyen bir sendikanın varlığını biliyoruz. Bu sendika üyeleri, 28 Şubat sürecinde mağdur edilen arkadaşları ile başladıkları yolda “taraf” olmanın avantajını kullanarak, akademik kariyerlerini tamamladılar. 28 Şubatın mağduru olan akademisyen arkadaşlar ise akademik çalışmalarını tamamlamaya çalışıyorlar. Malum sendikaya üyeliklerinden vazgeçmeyen akademisyenlerin Amir olarak atanmasının 28 Şubat Mağduru arkadaşlarımızın duygularını ne kadar incittiğini ve kamu vicdanını yaraladığını söylemeye de gerek yoktur diye düşünüyorum. Söz konusu dönemdeki yönetim bir tane dahi örneği olmayacak şekilde 8 sene üniversitede tamamen siyasi düşünceleri istikametinde atamalar, görevlendirmeler yaptılar. Sendikası ile yan yana durarak görevlerini yerine getirdi. Başka sendikalara üye bir tek atama, görevlendirme yapmadı. Bu sendikanın düzenlemiş olduğu, destek vermiş olduğu Cumhuriyet Mitinglerinin merkezleri üniversiteleri idi. Aynı sendika üyeleri öğrencileri de örgütleyerek mitingleri düzenlediler ve yeterince ülkemizi ve mütedeyyin insanları gerdiler, hakaret ettiler. Vesayete ve demokrasi karşıtlarına karşı düzenlediğimiz “Ortak Akıl Mitingleri” de bu anlamda bizim eylemlerimiz idi. Netice vesayetin ülkemizin semalarından tamamen yok olması içim mücadelemiz, eylemlerimiz ve söylemlerimiz devam edecektir. Anlamadığım ve bana sorulduğu için Üniversite Yönetimine sormak istediğim bir soru da budur: Atadığınız malum sendika üyelerinin görevlerini en az onlar kadar iyi yapacak akademisyenler yok mudur? Neden böyle bir tercih kullanıyorsunuz? Üniversite içinde o günün de adamı bugünün de adamı olan insanların diğer çalışanlar üzerinde oluşturdukları baskıyı göremiyor musunuz? Bu kişilerin malum sendikaya üye olan memurlara sahip çıkarak sizin yönetiminizde dahi memurlar arasında ayırıma gittiklerini göremiyor musunuz? Bu her devrin adamı olan kişilerin yılışıklığından bizler bıktık siz anlamıyor musunuz? Bu bir siyaset olamaz. Yoksa başka türlü ilişkiler mi var? Başka bir durum; İdari personel Rektörlük seçimlerinde oy kullanamıyor malum. Ama bir tip idari personel vardır ki: Onlar Rektör adaylarına yakın durarak, gelecek dönemden rant elde etmeye çalışırlar. Yakışıksızdır, olabilir, oluyor, malumun ilanı bir durum. Benim anlamadığım mevzu şu: Önceki dönemde başka rektör adaylarının bürokrasisini oluşturmak için onların yanında kalan ve mevcut yönetimi sürekli eleştiren bu memurlara ne oldu da birden makamlara getirilmeye başlandılar. Nasıl bir ilişki içinde yaşıyorsunuz Allah aşkına. Omurga diye bir şey olur insanda.  Duruş göstermek hakikatten bu kadar zor bir şey midir? Bir ilginç durum Vezirköprü Meslek Yüksek Okulu sekreterliği için dilekçe toplanmaya başlanmış, tebessüm mü edelim. Hayra mı yoralım? Ne güzel mi diyelim? Bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü mü diyelim?  Yorumum şu: “Arkadaşlar kadro henüz boş değil bildiğim kadar ama sanırım boşaltırlar, kriterlere uygun herkes başvursun, kim atanırsa atansın hepiniz itiraz edersiniz” Sonuç çıkmaz ama en azından karmaşa olur. Bu yapılan zaten karmaşadan başka bir şey değil ki. Atama yetkiniz olan bir yer için adayları tespit çalışması mı? Anlamadım. Samimi iseniz diğer boş kadrolar için görevde yükselme ve unvan değişiklikleri için SINAV AÇIN bunlar görüntü kirliliğinden başka bir şey değil. Ne demiştik Kralına rest çeken soytarısı ile uğraşmaz. Adımızı ortalıklarda konuşmanıza gerek yok. Dileyen kim olursa olsun bana ulaşabilir. Gelip konuşabilecek yüzü olan herkesle açık yüreklilikle konuşmaya hazırım. Yerim yurdum bellidir. Amacım iyilik olsun içindir. İyilik harici işlerle zaman harcamak istemediğimi tanıyan herkes bilir. Sadece şahitlik olsun için yazılarımı yazmaya devam edeceğim. Fiemanillah.
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Zuhruf Suresi 15. Ayeti

Zuhruf Suresi 15. Ayeti

16-05-2026 - Köşe Yazıları

Telef  olan, rotasız hayatlar

Telef olan, rotasız hayatlar

14-05-2026 - Köşe Yazıları

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik