Makbul Adımlar - Manifesto
“uzak denizlere açıl demiyorum lâkin bir kez açılmışsan da tufandan korkma.”
(sadi şirazi)
Türkiye
- 10-06-2012 12:33
yoldayız, yolumuzun yolcusu olacağız. çünkü yolda olmak sürekli bir değişim ve yenilenmenin peşinden gidebilmektir. insanın kendini gerçekleştirmesi, bu dünyada ‘var’ olabilmesi, ‘evren’e sesini duyurabilmesi için yolda olması gerekiyor. yolda olma hâlinin girift kurmacalarla boğuşmaktan, ironik devlet müsamereleriyle mücadele etmekten, mütemadiyen bir arayıştan ve bedel ödeme riskini taşımaktan geçtiğinin farkındayız.
emek ve sermaye çelişkisinin belirleyici bir güç olduğu modern toplumda sermaye eleştirisi yapmamak, samimiyet abidelerine karşı emeğin yanında durmamak sinsi ve hegemonik bir düzen olan kapitalizmin hakimiyetiyle uzlaşmak anlamına gelir. kapitalizmle uzlaşmak onun yarattığı eşitsiz toplumla çoğunluğumuzu oluşturan emekçilerin sömürülmesiyle uzlaşmayı ve doğa sömürüsüyle, tüketim çılgınlığıyla, bireyci/rekabetçi kültürle sıklıkla karşılaşmayı getirir. ezme ve ezilme ilişkilerini kabul edemeyen vicdanlı ve sorumlu bireyler olarak; topraktan altın ararmışçasına, gayyada kafatasları arayan işçilerin ‘alın terleri’nin hatrına yürüyeceğiz.
üniter yapıların mevcudiyetlerimize aitliği zaruriyet olarak sunduğu ve baskın kimlik içerisinden ötekine dâhil olmayı ayıpladığı mahalle duvarlarının içerisine hapsolmuş ‘ben’lik tanımlarımızı kabul etmek yerine; meşru söylemi öte mahallede dillendirmenin ayıplanmadığı, “beraber yaşama kültürü”nün hâkim olduğu mahalleler istiyoruz. bu topraklarda modernlik adına otoriter zihniyetin ezip sindirdiği insanlarla konuşma ihtiyacımız var. ideolojilerin aramıza ördüğü mahalle duvarlarından kurtulmak ve bütünlük kazanmak ancak bu konuşmayı becerebilmekle mümkün olacak.
doğanın tüm mütevaziliği karşısında arza meydan okuyan kocaman binalar yapmak modernitenin en büyük iddiası olan ‘bilimin öncülüğünde doğaya hakim olmak’ anlayışının bir sonucudur. sistematik modern hayatlarımız, on birinci gömleğimizi aldırmaya bizi kışkırtan parlak reklam afişleriyle dolu, “büyük birader”lerin bizim iyiliğimiz için bizleri mütemadiyen seyrettiği dönüşmüş beton kentler yerine mütevazi ve karakter sahibi yaşam alanları istiyoruz. çünkü jakobence donatılmış, işsizliği ve yoksulluğu körükleyen, farazi çeşitliklerin üzerinde zemin bulan tektip, postmodernizmin kaypaklığını taşıyan hayat tarzının ‘insanlık’ olarak özümüzden uzak olduğunu biliyoruz.
devlet esasen bir makine gibidir; idari ve askeri bir teknolojik aygıttır ve sürekli güncellenen hakim sınıfsal kodlarla yeniden yapılandırılarak işlemeye devam eder. devlet, bu yapısını sürekli bir zaman/zemin ayarıyla gerekli gösterir ve meşru kılar. tanzimat’ın ilanından öte gelen süreçte resmi ideolojinin, devletin “aygıt”ları üzerinden meşru kıldığı söylemin, bugün de hakim sınıfın aynı “aygıt”larla farklı konjonktürel parametreler ekseninde meşruiyet sağlama çabası içerisinde olduğunu görüyoruz. sermaye ve güvenlik kodlarıyla işleyen devlet makinesinin toplumun büyük bir kesimini yoksullaştıran, yoksunlaştıran, öldüren ve öldürmeye çağıran soğukluğuna ve “otoriter baba”yı sık sık dirilten bu düzenin de karşısında olduğumuzu belirtmek istiyoruz.
bizler, insanlık ideali için gördüğümüz ortak iyi amaçların ve ilkelerimizin ‘makbul çocukları’yız. ancak sistemin sevimlileştiremediği çocuklar olarak ‘yaşlı’ların bizleri ‘makbul’ olarak nitelendirmeyeceğinin de farkındayız. her bir ‘ben’in varlığından kaygı duymayacağı bir dönüştürme çabasının arayışı içerisindeyiz. bu yolda, belki kaybedilmiş bir geçmişi bulacağız. eskiden daha bütün olduğumuzu hatırlayacağız. resmi ideoloji muhteviyatındaki bütün ‘çirkin’ olanlara kravat taktırmaya, sinek kaydı tıraş yaptırmaya çalıştı. sistem tarafından kısmen ehlileştirilemeyen çocuklar olarak aramızdaki ‘çirkinlik’lerin de bir parçamız olduğunu ve bizi tamamladığını biliyoruz. bizler, bu coğrafyanın kirli sakallı maço gençleriyle, sakallı amcalarıyla, düzenin iş ahlâkı olarak gördüğü takım elbiseli memurlarıyla güzel ve anlamlı olacağını inanıyoruz.
ortak insani amaçlar uğruna kendi yollarıyla aynı menzile yürüyenlere selam olsun!
Kaynak: makbuladimlar