Masumiyetiniz Müzelik Olmasın !

“Masumiyet” tam bir postmodern terim

Güncel - 16-09-2014 12:43

Masumiyetiniz Müzelik Olmasın !
“Masumiyet” tam bir postmodern terim. Bir ucu toplumsal tabulara diğer ucu avangart gelişimlere açılan. Bir yanı kör karanlık,bir yanı ışıklı yol! Algısı zor,açıklaması zor.İdraki çağrışımı, ayrılıkçı,öteleyen,sindiren,bağışlamasız suç unsuru! Nedir masumiyet peki? Tanımla deseniz ,akılcı bilği aktarım yöntemlerini kullanarak ancak kendimce bir kaç kelime söyleyebilirim.Fakat kesin sınırlarıyla net ve kollektif bir sonuç çıkarımı yapabileceğimi sanmıyorum.Çünkü kelimenin kavramsal karşılığı,kişiden kişiye,toplumdan topluma farklı yaklaşımları ve doğrusallıkları içinde barındırabilecek kapasiteye sahip.Bunca karmaşıklığına ve ortak paydasızlığına karşın emin olduğum tek şey etik bir yaklaşımın konusu olduğu ve “masumiyetin kaybedilen”bir durum olduğu.Kaybedilen ve kirlenen! Toplumsal ve global etik kurallarının akıl almaz bir hızla değişip dönüştüğü yaşadığımız uygarlığın en huzursuz çağında,en zor elde tutulabilen bir olğu olduğuna inancım tam. Ne temsil ediyor masumiyet denen kavramı? Kimilerine göre beyinsel bir düşünüş frekansı,kimilerine göre insani bir saflık göstergesi.Toplumsal bazda,gelinliğe bağlanan kırmızı kurdelanın gerçekliğinin iz düşümü,beyaz çarşafa akacak bir iki damla kan! İlk duyulduğunda kuvvetle hissedilen,söylendiğinde ilk akla gelen tek göstergesel açılımı “cinsiyetle alakalı çağrışımı”! Freud;Uygarlığı saldırganlık ve cinselliğin denetlenmesi üzerinde yükselen bir var oluş olarak görür.Saldırganlık ve cinsellik uygarlığın varoluş kıstasları olarak kabul edilen iki insan davranışı ise,masumiyet kavramını açıklayabilmenin en kestirme ve en doğru yolu bu iki davranışın insanlar ve toplum üzerinde kurduğu otoriteyi açıklamak tan geçtiğini varsayabiliriz!Hipotez fikirler ortaya konduktan sonra çözüme ulaştıran varsayımsal çıkarım;Masumiyet var oluş durumuyla değil, ortadan kalktığı ,kaybedildiği aşamasıyla ancak kendini en doğru şekilde tanımlayabilir! Tanımsız postmodern çağın,tanımını modern çağla özdeşleştirmesi gibi tam bir çelişik açılım.Bunu da kelimelere döktüğümüzde ortaya şu cümle çıkar:Utanma ve sıkılma ve ahlak eşiğinin aşıldığı yer masumiyetin ince sınır çizgisidir. Türk toplumu olarak,kültürel,milli ve ahlaki değerlerimiz var korumak zorunda olduğumuz.Öz kimliğimizi yitirmemek adına.Diğer yanda yozlaşmayla kaybedilmiş,medeni olma kılıfı altında gençlerimizi tehdit eden birey olma ve bireysel mutluluğu baz alan gençlik söylemleri.Ataerkil Türk aile yapısı ve ailelerin güçlü bir sahiplenme duygusuyla sarıp sarmaladığı gençlerimiz ,günümüz dünya gençliği ile kıyaslandığında “Modern birey”olma profilinden oldukça uzaksa da,yanlış ve yetersiz bilği ve deneyimleriyle çok farklı kulvarda kendini bulma arayışı içerisindeler.Bu arayış çabaları yeterince aile ve toplum tarafından desteklenmediği için değneksiz körün yol alması misali,geri dönüşü zor ve acılı hikayelerin kahramanları oluyorlar.Boşlukta yaşamlarını yön verme mücadelesinde kaybedenler adı altında birer literatür sayısı olarak yaşamlarına devam etmek zorunda kalıyorlar.O da yeterince şanslılarsa! Konunun perspektifi genişliyor genişledikçe .Ütopik çözümler geliyor aklıma,sınırsız sayıda.Bu nokta da konuya bir sınır koyma gerekliliği duyuyorum.Bu açıklamayı da yanlış anlaşılma riskine karşı yapıyorum.Feminist damgası yememek adına! Feminist ve jakobenist söylemlerle aşabileceğimiz bir konu değil bu,farkındayım!Karşılıklı anlayış ve empati sorunu tam çözemese de ebebeynlerin ve gençlerin birbirlerini daha iyi anlama olanağı sunacaktır.Elimizde sihirli değneğinimiz yok! Yaşanan gençlik hataları teorik olarak aşılıyor gibi görünse de pratikte olayların seyrini değiştirme gücümüz bir yere kadar olanaklı. Bu yazıya başlarken tek amacım vardı.Masumiyet kavramı ekseninde,genç kızlarımıza seslenmek.Hiç biri,arka sokakların “Kayıp Kızlarından”olmasın istiyorum.Kimsenin canı yanmasın,aileler çocuklarının cansız bedenlerini bir gece yarısı hastane morglarında teşhis etmek zorunda kalmasın.Çanlar onlar için çalıyor!Ne yazık ki farkında değiller!Biraz şanslı olupta hayatta kalmayı başarabilen genç kızlarımız,karanlık odalarda boğulan çığlıklarında kaybettikleri genç kızlık hayallerinin sızısını,hayatları boyunca kalplerinde,beyinlerinde kara bir trajedi olarak taşımak zorunda kalmasınlar.Modernleşme idealiyle,kapitalist dünya düzenine eklemlenmeye çalışan ülkemizin bu yolda ki geçiş köprüsü kadınların ve genç kızlarımızın masum bedenleri üzerinden geçsin istemiyorum! Tolstoy, “Her şeye karşı sevgi”kitabının son sayfalarında küçük hanımlara şöyle seslenir: “Bu sanayi çağında romantik duygulanmalara yer yok küçük hanım!”Tolstoy’un sözüne bir kaç eklentide ben yapmak istiyorum.Bir musibet bin nasihattan yeğdir demişse de Atalarımız musibet yaşanmadan atlatalım  bu geçiş döneminizi.Birinin gözüne ilişir okurda bu yazıyı,haksızlığa uğramış bir kişilik,yorgun ve ıstıraplı bir beden ve kırılmış genç kızlık duyguları,tamiri zor yaralı ruhuyla,yılgın ve bitkin bir köşede unutulan kırılmış bir oyuncak olmaktan kurtulur. Müsadenizle kız kıza sohbet edeceğiz bir süre ! Genç arkadaşlarım”Da u sebi istilası” yapacağız sizinle. Anlamadınız değil mi ? Daha bir çok şeyi anlamadığınız gibi! Açılımı:Tehlike anında birleş sonra yoluna tek başına devam edersin ! Hiç itiraz etmeyin küçük hanımlar  yukarıdaki Arapça tamlamaya baktığınız gibi bakıyorsunuz dünyaya ve insanlara. Ya öylesinizdir ya da değilsinizdir ? Aksi paradosktur! Ya ölü ya yaşıyor olamayacağınız gibi!Ya gerçekten masumsunuzdur ya da cismen masum ama etik açıdan tamamiyle bozulmuş.Önce bunu çözümlemelisiniz! Umarım gizli konuşmamız, bulunduğunuz yeri ölçüp değerlendirmenize ve akılcı çıkarımlar yapmanıza araçı olur!Bu dünyada “Ahde vefa” diye bir olgu varsa bu da sizin aileniz ve kendiniz için  masumiyetinizi korumayı bilmenizdir! İnsan büyüdükçe dünyanın kirli yüzleriyle tanışır.O kirli yüzler,masum insanların ruhunda derin izler bırakır.Bu ani ve hazırlıksız karşılaşma en büyük darbedir genç bireylere,tecrübesiz bedenlere.Bu karşılaşmanın ağırdır bedelleri!Çocukken yaralanan dizinin acısına benzemez acısı.Üfleyince geçecek sanma.. Seni ailen kadar hiç kimse sevip,sahiplenip,koruyamaz sakın bunu unutma!Etrafını saracak etten duvarlara güvenip yaslanma.. Yaşadığın sürece her şeyin bir bedeli olduğunu öğreneceksin.Almadan vermek yalnızca Allah’a mahsustur.Her şeyi yaşayarak öğrenmeye kalkma.Yaşanmışlıklardan ders al.. Geç olmadan anla ki;Çirkin suratlar çok iyi maskeler kendini! Hayatının tek sahibi ve yönlendiricisi sensin.Hata yapma payını, canının yanması sınırına yaklaştırma! Sarsıcı deneyimlerle gerçeği anlamaya çalışma! Bedenin senin kutsalın.Kutsalına kimsenin el uzatmasına izin verme! Kimseyi sevme diyemem sana elbet seveceksin ama güvenme her kese! Masumiyetin senin en değerli hazinen.Hazineni talan etmelerine izin verme! Sen değerlisin meleğim!  Sakın unutma;yaşadığımız çağ kirli.O kirli ellerin sana ulaşmasına zemin hazırlama!Eğer dikkatli ve akılcı davranamazsan önce kendine zarar verirsin.Kendine zarar verirsen ailene zarar verirsin.Aile zarar görürse tüm toplum zarar görür.Kelebek etkisini hatırla her hareketinde. Çevrende hiç kimsenin seni anlamadığını düşünüyorsun değil mi?Tüm çıkarttığın isyanlar bundan! Oysa inan bana her insan bir kez geçiyor o duygu yüklü yollardan! Artık her şeyin meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir yer kürede yaşıyoruz.En büyük yanıltıcı duygun aşk olacak! “Tenasül Hayatımızda Bozukluklar”kitabında,Kraft Ebbing şöyle der: “Aşk zincirini koparmış bir hastalıktır.Artık kim önüne gelirse yakalayan.Profesyonel hastalıklı avcılar kol gezmede çevrende.Metoforik kullanım yaptımsa da sen anla söylediklerimden söylemediklerimi!Aşk=Şehvet duyguları değil asla unutma!Aradaki farkı hissettiğin an orada bir hata oluşmakta,sakın gözden kaçırma.Ama sen olabildiğince uzağa kaç o duygu selinden! Bilesiniz ki,sizin masumiyetiniz,her an birileri tarafından kirletilmeye hazır menzildeki hedef! Daha sevecek çok yolunuz olacak!Papatya yapraklarından seviyor mu oyunlarını ,zararı yok tek başınıza oynayın!Şansınızın elinizdeki son yaprak olduğunu sanıpta zehirli zakkumlarla oyun oynamaya kalkmayın! Ambalaj harikası insanların dünyası bu dünya.Hayat bir erkeğin sana verdiğini düşündüğün sevgisinden ibaret değil!Hayatının erkeğini bu yaşlarda bulman zaten imkan dahilinde değil! Boş zamanlarında temiz hayallerde kurma demiyorum ama uzatma! Şuna inan o insan asla ve kati,hayalini kurduğun geleceğin erkeği olmayacak(İstisnalar kaideyi bozmaz!) Sevme eyleminden seks bilimine geçme yaşın hiç değil! Yaşın kadar görün ,yaşın kadar ölçülü olmanın erdemine ulaş! Kimsenin zevk araçı değilsin.Sen kullanılacak bir nesne hiç değilsin.İzin verme! Hayatın içinden çekildiğini hissedeceğin anlarda olacak.Büyük bir yanılsama anların.Şuna inan;Ne aşk acısından ne ayrılıktan ölünmüyor! Sen önce kendine güvenmeyi öğren.Hataları affetmeyen”El alem”diye bir toplumsal örgüt var inan bana tüm tehlikeli örğütlerden daha yıkıcı,dağıtıcı ve sarsıcı.Söylem ve eylemleriyle seni yok etmeye ayarlı saatli bomba misali.Sen eleştirileri dinle, ama asıl dinlemen gereken vicdanının sesi olsun.O iç sese güven.Asla seni yanıltmayacaktır.Kötü bir karar aldığında o ses seni huzurlu kılmayacaktır. Erkek değilim.Olayları kadın gözü ve duygusallığıyla aktarmaya çalışıyorum.Fakat emin olduğum bir şey daha var ki;İster dünyanın en iyi üniversitesinden mezun olsun,isterse bir dağ köyü ilkokulundan mezun olsun,masumiyetin ihlali günümüz delikanlılarının size yaklaşırken takındığı sözde modernize bir ütopik konumda asla değil ve asla olmayacak!Kaza ve tecavüz gibi istisnai durumlar hariç,ki onlarda bile soru işareti koyabilirsiniz , “masumiyeti müzelik olmuş gelinciklere” bakış değişmeyecek! Son hayat dersi son söz olarak şunu çok iyi belleğinize yerleştirin;Kırmızı kaplı defteri eline alacağı ana kadar pek bir modern görünen erkek,iş oraya geldiğinde 360 derece değişecektir! Seviyorsunuz,aşıksınız ayaklarınız yere basmıyor.Kanınız kaynıyor.Yasaklar tatlı.Yaşınız gereği karşılıklı aşk oyunları heyecan verici.Hepsini kabul ediyorum.Fakat sınır aşılmadan.Büyü bozulmadan.Masumane ve kimsenin geleceğini karartacak hatalara mahal verilmeden.On kusurlu hareketten ilkini birinci sırada yapıp hayatınızı ve sizi sevenlerin hayatını mahvetmeyin.Masumiyet gizinin elbet açılma zamanı var.Cismen bakire ahlaken tamamiyle bozulmuş olmakta aynı konuma getirir sizi unutmayın.Bir iğne bir dikiş ,sizin masumiyetinizi kurtarmaya yetmez!Kendi vicdanınız rahat olmadıkça.Emile Zola’nın Nanası da olmayın! Dünya birleşmiş sizi karşısına almış gibi hissediyorsunuz değil mi, bu okuduklarınızdan sonra?İyi de güzelim o işlerde öyle sizin düşündüğünüz gibi olmuyor işte!Senin bildiğin mutlu sonlar masallarda. Ha! Kadın olmak masallarda bile zor bunu da hiç aklından çıkarma.Ya mutlu olmak için kurbağa öpersin ya gece on ikide Külkedisine dönersin,elbiselerin paramparça.Ya da malesef en kötüsü,seni sadece ayakkabı numarandan tanımaya kalkan bir erkeğe aşık olursun!(Alıntı) Hatalar insanlara mahsustur.Kabul edilen bir hata kazanılmış bir tecrübedir.Bu yazıyı bir hata olarak görün ,kabullenin.Kazanılmış bir tecrübeniz olsun! (Yazının başlığını okuduğunuzda,Orhan Pamuk’un, Masumiyet Müzesi kitabı çağrışım yapacaktır.Okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim.)
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya

Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya

01-06-2026 - Güncel

Mason Teşkilatının Yanında FETÖ Havagazı Kalır

Mason Teşkilatının Yanında FETÖ Havagazı Kalır

01-06-2026 - Güncel

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik