Namaz Kılmanın Önemi Ve Faydaları...

Namaz Kılmanın Önemi Allah Teâlâ’ya kulluk yapmak için yaratılan insan, bu temel görevini yerine getirirse dünyada ve âhirette huzur ve mutlu­luğa kavuşur

Türkiye - 23-05-2016 11:47

Namaz Kılmanın Önemi Ve Faydaları...
Namaz Kılmanın Önemi Allah Teâlâ’ya kulluk yapmak için yaratılan insan, bu temel görevini yerine getirirse dünyada ve âhirette huzur ve mutlu­luğa kavuşur.  Zaten yaradılış gayemiz,  Allah’a kulluk/ibadet yapmaktır. İlk görevimiz,  Allahın varlığına birliğine, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in peygamberliğine inanmaktır. İmandan sonra,   ikinci görevimiz namaz kılmaktır. Çünkü namaz dinin direği, ibadetlerin en üstünüdür. Yüce Allah'a karşı en önemli ibadet görevimiz günde beş defa kıldığımız namazlarımızdır. Namaz Allah’ı sevmenin ve ona samimiyetle bağlanmanın bir göstergesidir. Namaz insanı Allah’a yaklaştırır. Yüce rabbimiz bize " Secde et ve yaklaş" (Alak/19) buyurur. Demek ki Allah'a yaklaşmanın en iyi yolu secde etmektir,  yani namaz kılmaktır. Namaz,  "dinin direği" (Tirmizi, İman 8) , "mü'minin mi'racı" ve "cennetin anahtarı" (TirmiziTaharet 3) dır. Allah katında en sevgili amel odur. Peygamberimizin "gözümün nuru"  (Neseî, Nisa, 1) dediği ibâdet yine namazdır.   Namaz Kılmanın Faydaları Namaz kılmanın, maddî ve manevî pek çok faydaları vardır. Çünkü Allah Teâlâ, bizlere yararı olmayan hiç bir şeyi emretmemiştir. Zira Allah Teâlâ hiç bir şeye muhtaç değildir. İhtiyacı olan biziz, yapılmasını istediği her şeyde bizler için pek çok faydalar vardır. Peygamber (s.a.s.) herhangi bir işten dolayı sıkılır ise, hemen nama­za koşardı (Ebû Dâvûd, Tetavvıf 22). Namaz,  insanı sıkıntı ve üzüntüden korur Namaz hastalıklarımıza şifa kaynağıdır ve kalplere huzur verir. Tabiî ki namazı adabına uygun, dosdoğru kılmak gerekir. “Mü’minler, gayba,  inanırlar namazı dosdoğru kılarlar” (Bakara, 2/3)               İbadetlerin bir hedefi de, insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak, ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumak. İnsanın bedeninin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, ruhunun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun temel gıdası namazdır.  İnsanın bedeni çeşitli kirlerle kirlendiği gibi ruhu da kirlenir. Namaz bu her iki kiri de temizler. Namaz insanı yalnızlık duygusundan kurtarır. Günde en az beş defa tekbir alırken dünyayı ve içinde bulunanları arkasına atan, bu hareketiyle en azından şunları demek ister: Bütün dünya bir yana olsa bana Allah`ım yeter. Ben ondan başka boyun eğecek kimse tanımıyorum. Zaten Müslüman’ın hayatı ezanla başlayıp namazla biter. Doğunca kulaklara okunan ezanla başlayan ve ölünce üzerine kılınan namazla noktalanan bir hayattır bu. Namaz Miraç hediyesi olmakla, mü`minlerin Miracı sayılmıştır. Yani namaz insanı manâ âleminde alabildiğine yükselten bir asansördür. Allah’a yaklaştıran ve onun sevgisine sebep olan çok önemli bir ibadettir.  Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: "Namazı kılacağın zaman, dünyaya veda edecek olan biri gibi (son namaz gibi) kıl.” (İbn Mâce, Zühd; 15) Görüldüğü gibi, bu hadiste namazı dosdoğru kılmamız isteniyor. Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Beş vakit namazda dikkatli ve devamlı olanlara Allah dokuz iyilik bahşeder:  1.Allah onu sever, Sağlıklı bir bedeni olur,   Melekler onu korur, Evine huzur ve bereket gelir, Yüzünde, iyi ahlâk sahibi dindar insanların karakteri belirir, Allah onun kalbini yumuşatır, Kıyamet gününde sırat köprüsünden şimşek hızıyla geçer, Allah onu cehennem ateşinden korur,      9.Allah onu cennette, “Onlar için artık ne korku vardır, ne de üzüntü” (Bakara, 2/38) müjdesine ermiş insanlara komşu yapar. Namaz, Huzur ve Mutluluk Verir Namaz, bizi yaratan, yaşatan, sayısız nimetleri veren Yüce Allah'a karşı bir kulluk görevimizdir.  Namaz, insana asıl vazifesini ve bu dünyaya geliş amacını her gün beş defa hatırlatan bir ibadettir. Namaz ruhlarımızın gıdası, gönüllerimizin huzur ve mutluluğu, maddî ve manevî sıkıntılarımızın ilacıdır. Namaz, Yüce Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlerine şükürdür Namaz kılanlar, Allah'ın emrini yerine getirmiş, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmuş olurlar. Namaz hayatımızı düzene sokar. Namaz insanı her türlü kötülüklerden ve ahlaksızlıktan korur. Namaz insan zihnini dinlendiren ve streslere karşı koruyan en mükemmel faaliyettir. Namaz üzüntülü anlarda Müslüman’ın sığınağıdır. Namaz kalbimize huzur ve mutluluk verir.  Namaz, kişiyi Allah’a yaklaştırır ve cennete götürür. “Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle (namaz kılmakla, kur’an okumakla) huzur bulur.” (Ra’d, 13/28) Hz. Peygamber (s.a.s.): “Ya Bilal, kalk! Bizi namazla rahatlat” buyurmuştur.” (Ebu Davud,  Edeb 86)  Namaz,  kişiyi rahatlatır, huzur ve mutluluk kazandırır. Namazın Fazileti Allah'ın Rasûlü'ne soruldu: "Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir?" "Vakti gelince kılınan namazdır" buyurdu. (Müslim İman 137) Birisi Rasûlullah'a "İslâm nedir?" diye sordu. Peygamberimiz; "Bir gündüz ve gecede beş vakit namazdır" buyurdu (daha sonra oruç ve zekâtı anlattı). (Müslim, İman 8). "Cennetin anahtarı namazdır." (Müslim, İman10; Tirmizî, Zekât 2). Resûlullah  (s.a.s.): “Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?” Sahâbîler: O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Peygamberimiz: “Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder” buyurdular. ( Buhârî, Mevâkît 6) Namaz Kötülüklerden Korur Namaz, kalplere Allah korkusunu yerleştirerek insanı günah işlemekten korur. Bu gerçek Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmektedir. “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlık ve kötülükten meneder. (Ankebût, 29/45) Ayete göre gerek abdest, kıraat, rükû, secde, ta'dîl-i erkân gibi zahirî şartlarına ve rükünlerine gerekse ihlâs, huşu, takva gibi manevî şartlarına özen göstererek kılınan namaz,  haksızlık, ahlaksızlık ve her türlü kötülükten korur. Hakkı verilerek kılınan namazın mutlaka kötülüklerden alıkoyacağı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra iyiliğe sevk etmeyen kötülüklerden alıkoymayan namazın ise pek makbul olmadığı dile getirilmektedir ki böyleleri için Maun suresi 4 ve 5. ayetlerde "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar” tehdidi bulunmaktadır. Namaz, Allahın Emridir Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İman eden kullarıma söyle: Namazı kılsınlar." (İbrahim, 14/31) Namaz ergenlik çağına gelmiş, akıllı her Müslüman’ın üzerine farzdır. ”Çünkü namaz, mü’minler üzerine vakitleri belli bir farz olmuştur” (Nisa, 4/103)  Bu konuda rivayet edilmiş çok sayıda hadis vardır. Bu hadislerden bazıları şunlardır: Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka bir ilâh bulunmadığına, Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır" (Buhari, İman 1) Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb’i: Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” (Ebû Dâvûd, Salât 149) Müslüman kişi namaz kılmakla mükellef olduğu gibi, çocuklarına da namazı öğretmek zorundadır. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Çocuklar yedi yaşına ulaştıkları zaman, namazı telkin ediniz. On yaşlarına ulaştıklarında ise,  kılmadıkları takdirde hafifçe vurunuz ve o yaşta yataklarını ayırın" (Ebû Dâvûd, Salât, 26) “Ehline, ailene namazı emret, kendin de o(nun güçlükleri)ne sabret.” (Tâhâ, 20/132). “(Lokman, oğluna) ‘Yavrum, namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve (bu hususlarda) başına gelene sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdendir.” (Lokman, 31/17). “Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o  (sabır ve namaz), Allah’a gönülden saygı duyanlardan başkasına zor ve ağır gelir.” (Bakara, 2/45)  Namz, Allahı sevmenin, bizlere verdiği sayısız nimetlerden dolayı O’na şükür etmenin  ve O’na kulluk yapmanın bir göstergesidir. Bu itibarla namazı önemsiyelim, her gün 5 vakit namazı kılalım… Namazı Kılmamak Büyük Günahtır Namaz, Allah'ın kesin emridir. Bir kimse farz olduğuna inandığı halde namazı kılmazsa büyük günah işlemiş ve Allah'ın azabını hak etmiş olur. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur: “Onların peşinden öyle bir nesil geldi ki bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ilerde azgınlıklarının cezasını çekeceklerdir.” (Meryem, 19/59) Namaz, cennetin anahtarı olduğu gibi; namazı terk etmek de cehenneme girme sebebidir. Âhiretteki azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Onlar suçlulara sorarlar: Sizi cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik” (Müddessir, 74/40-43). Hz. Peygamber (s.a.s)' de şöyle buyurmuştur: “Bilerek namazı terk eden kimseden Allah ve Rasulunün zimmeti kalkar" (Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 238). “Kim, önemsemeyerek üç cuma namazını terk ederse, Allah Teâlâ onun kalbine mühür vurur" (Nesâî, Cumâ, 2)  Bu izahlardan da namaz kılmanın önemi ve namazı terk etmenin zararı anlaşılmaktadır.  Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi. Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım, annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu. Türkan Hanım’ın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı… “Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım.” Çocuk dışarı çıkmıştı. Az sonra, mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı. Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında, korkmuş bir şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek: “İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin” diye çıkıştı. Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu: "Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım." O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanım’a oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı ve o andan itibaren beş vakit namaz kılmaya karar verdi. Bu hikâye birçok bakımdan ders verici! Aslında çocuklar büyüklere değil, anne-babalar evlâtlarına namazı öğretmeli. Çocuklarımızı küçük yaşlarda gerek camilere götürerek, gerekse evde cemaat yaparak namazı sevdirmeli ve onlara örnek olmalıyız. Namaz çocuklara tatlı bir üslûpla, sevdirilerek anlatıldığı takdirde çocukların namaza karşı ilgi ve sevgileri kaçınılmaz olur. Bazı kişiler, namaz kılmamak için birçok bahane üretirler. Bunlardan bazıları şunlardır: “Ben namaz kılmıyorum ama kalbim temiz.”; “Daha gencim, ileride kılarım.”; ”Ben de çalışarak ibadet ediyorum. Emekli olunca namaz kılarım.”; “Sonra kaza ederim.”; “Allah affeder”; “Kendimi henüz hazır hissetmiyorum.”; “Annem ve babam namaz kıl dediği için, onlara inat kılmıyorum.”; “Zamanım olmuyor” gibi bahanelerle namazı terk etmek, çok yanlıştır. Namaz kılmamanın en büyük nedeni, namazın önemini bilmemektir. Dünya ve âhirette huzur ve mutluluk içersinde olmayı istemek, bazı tatlı zahmetleri de beraberinde getirir! Ne mutlu beş vakit namazı gereği gibi kılanlara!
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Cibiş Kanyonu: Kastamonu’nun Doğal Aquaparkı

Cibiş Kanyonu: Kastamonu’nun Doğal Aquaparkı

15-09-2025 - Türkiye

Kastamonu kaç ilçe ile kuruldu?

Kastamonu kaç ilçe ile kuruldu?

05-03-2025 - Türkiye

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik