İster inanın, ister inanmayın İstanbul Sözleşmesi tam da bunu bizden istiyor.
Aile kavramının büyük oranda kaybolduğu, isteyen kimsenin istediği kişi ile bir arada yaşama tercihi ve zevkine sahip olduğu, yarı hayvani bir dünyanın sıkıntılarını gidermek için düşünülen Avrupa’yi yasalar, iman, edep ve marifeti bir değer olarak kabul edip, gerektiğinde kendini eşine feda eden bir millete uygulamak kendi başına bir kabahat değil mi? İşte bu anlaşmalardan biri İstanbul Sözleşmesidir.
Rusya’nın dahi kabul etmediği, Ermenistan’ın “uygulanmasın” diye imza kampanyasını açtığı bu sözleşmeye kim ne hakla uymamızı ve bu konuda sesimizi çıkarmamamızı talep edebiliyor?
Bu ülke bizimse, bunu kurtarmak uğruna atalarımız şehit/gazi olmuşsa bizim onların ruhuna ihanet etme gibi bir lüksümüz olamaz.
Millet olarak bir an evvel özümüze dönmemiz lazım, yoksa dünya bizi yutacak haberiniz olsun. Adamlar bu tür sözleşmelerle bizi kendine benzeterek, sinsi bir yöntemle zapt etmeye çalışıyorlar.















