Yıl 1975..
Öğle namazına yakın bir vakitte Hazret-i Pîr Aziz Mahmud Hüdayi hz’nin türbesi önüne nur yüzlü, buğday tenli bir genç gelmişti. O an tesâdüfen Azîz Mahmûd Hüdâyî Câmii’nin imamına rastladı ve:
“–Efendim! Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi görmeye geldim! Kendisiyle nasıl görüşebilirim? Şuan burada mıdır?” diye sordu.















