RENGARENKTİ İSTANBUL
GEZİ NOTLARI-1
RENGARENKTİ İSTANBUL -TEŞEKKÜRLER İ
Köşe Yazıları
- 05-09-2013 10:44
GEZİ NOTLARI-1
RENGARENKTİ İSTANBUL -TEŞEKKÜRLER İ. K. M.
28-31 Ağustos tarihleri arası Dünya Diş Hekimleri İstanbul’da, İstanbul Kongre Merkezi’nde buluştu. Her ülkeden, her dilden insan vardı. Çin’den, Yemen’e kadar…
İstanbul’a gitmek için herkesin bir sebebi vardır; bu da benim sebebimdi.
İstanbul başka bir şehir… Kimliği olan, kişiliği olan, ruhu olan… Paylaşmanın adı İstanbul: Kaldırımları, yolları, gezi alanlarını, bilet kuyruklarını, istediğiniz su gelene kadar yanınızdaki masadan uzatılan bir bardak suyu paylaşmanın adı… Çaresizlikler, insanları nasıl yaklaştırır birbirine, nasıl çare ürettirir insana, öğreten şehir İstanbul.
Hem ev sahibi hem misafir olarak katıldığımız kongrede, kısıtlı imkanlarla hizmet vermeye çalışan kongre merkezinde bir kere daha tecrübe ettik. Sebebini tam olarak bilemiyorum ama katıldığım kongreler içinde, yemek servisi olmayan ilk kongre idi. İlk gün afalladık. İkinci günün ise keyfine diyecek yoktu. Namaz kılmak için düzenlenmiş tertemiz bir mescid ve yanında yine tertemiz abdest alma yerleri… Kapıdan her girenin elinde meyve poşetleri, sandviç poşetleri, termoslarla çaylar, bisküviler, poğaçalar….Neredeyse herkes birbirine yabancı ama herkes kardeş-herkes meslektaş. Dillerini bilmediğimiz arkadaşlarla paylaştık yemeklerimizi, İstanbullu arkadaşlarımız bir “ev sahibi” hassasiyetiyle ikramlarda bulundular bize… Hele mescitte yaptığımız o güzel paylaşımlar, sohbetler… Kongre, bizim için iki kere verimli geçti. Çok hoş insanlarla tanıştık, biliştik. Mesleki sunumlar da harikaydı ama “Kongre” denince aklıma ilk, mescitte kurulan köprüler gelecek sanırım.
4 günlük kongrenin 1 gününü, yanımda götürdüğüm çocuklarımla geçirdim, biraz gezdik: Önce Panorama 1453’e gittik. Harika bir atmosfer. O ortamda bulunup da gözyaşlarına hakim olabilir mi insan. Adı-sanı unutulmuş ama o surların aşılmasında, İstanbul gibi bir mücevherin Osmanlı gerdanına sertaç olmasında emeği geçen yüzlerce insan… baba…kardeş…eş… Daha da gayretlendirdi beni. “Durmak yok, çalış, adını kimseler bilmese de hatırlamasa da İstanbul alındı ya, senin de bir kelimen bu çaba içinde bir boşluğu dolduracak ya…çalış…hiç yorulma..”. İçimde neler sıralandı daha… bedenler yitip gitse de eserler baki… oradan Ayasofya Camii’ne geçtik. Çocuklar sıkıldı biraz. Anlattım onlara: Az önce gördüğümüz fetih sahneleri vardı ya, işte onlardan sonra atalarımız buraya gelmişler, onlara “fethi” nasip eden Rablerine şükretmiş ve namaz kılmışlar. Dedemiz Fatih’in parmağıyla kıbleyi değiştirdiği sütuna götürdüm onları sonra. Elleriyle aynı hareketi yaptılar, dedelerini taklitle. Kimliğin ne kadar önemli olduğunu konuştuk, aldıklarımıza sahip çıkmanın, almak kadar önemli ve zor olduğunu da… Cuma günüydü. Öğle vakti Sultanahmet Camii’ne geçtik, tam karşısı, çok yakın. Müthiş bir kalabalık. Turistler bile abdest almaya çalışıyor, camiye girebilmek için. Hanımlar örtündü, beyler kendine çekidüzen verdi… Türkçe konuşan bazı hanımlar hariç, neyin kompleksidir anlamam. Camiye girerken örtünür insan ama örtünmediler. Rengarenk bir cemaat. Harika bir hutbe. İbadet, ferahlama, yeniden şarj olma…
Bir saç ayağı gibi Ayasofya-Sultanahmet-Yer batan sarnıcı. Yere batan sarnıcına gittik sonra. Çocuklar bayıldı. Hele de medusanın(yılanlı bir kafa) kafasına oturmuş sütunlara. Kendi adıma biraz üzüldüm. Çocuklarım medusayı Ayasofya’dan daha çok önemsediler. Medyanın rolü işte, annelik rolüm gölgede kalmış besbelli. Neyse oradan da ayrıldık. Yolumuzu Minyatürk’e çevirdik. Ne zengin bir kültür sermayemiz varmış, meğer ne çok “değer”e sahipmişiz. Kartlarını okutarak tek tek dinledi çocuklar eserlerin tarihini, hikayesini…
Kurtuluş savaşı müzesi, Kristallerle İstanbul müzesi…derken yürüyemeyecek kadar yoruldular… Akşam yemeği ve gece 01’de yatış…Ertesi gün yeniden doktor oldum ve tüm benliğimle bilimsel sunulara ve fuar alanına konsantreydim. Çok eski arkadaşlar, çok yeni arkadaşlar ve belki de bir daha karşılaşma imkanımın hiç olmayacağı insanlar, meslektaşlarım… İstanbul, bizi sevgi-kardeşlik-dostluk mesajlarıyla uğurladı, 5 günlük misafirliğimizden. Özellikle 2 kızı ve kendisi Diş Hekimi Betül arkadaşımıza güzel sohbeti ve tavsiyeleri için teşekkürü bir borç bilirim. Hem iyi bir eş, hem iyi bir anne, hem de başarılı bir diş hekimi olunabileceğini gösterdiği için, misafirperverliği için…
Teşekkürler İstanbul, teşekkürler ölmeyen insanlık…