Cumhuriyetin ilk yıllarında edebiyat çevrelerinde uygulanan sansüre karşı yürütülen bu çalışma, şairin Türk edebiyatındaki hak ettiği konumu yeniden tesis etmeyi hedefliyor.
TİYO Yayıncılık tarafından gerçekleştirilen bu önemli neşriyat çalışması, Mehmet Akif’in eserlerinin sadece bir metin değil, bir medeniyet tasavvuru olduğu gerçeğini vurguluyor. Safahat’ın tamamının yedi kitap halinde, orijinal yazım şekliyle basılması, Akif’in "şair olmadığı" yönündeki tarihsel önyargıları kırmayı amaçlayan bir kültür hamlesi olarak öne çıkıyor.
"İstiklâl Marşı şairi devre dışı bırakılmak istendi"
Proje yetkilileri, İstiklâl Marşı’nın Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından hızla rafa kaldırılması sürecine benzer şekilde, Mehmet Akif’in de Cumhuriyet döneminde bilinçli bir "devre dışı bırakılma" operasyonuna maruz kaldığına dikkat çekiyor. Nurullah Ataç gibi dönemin etkili figürlerinin, Mehmet Akif’i "şair kabul etmeme" şartını şiirden anlamanın bir kriteri haline getirdiği belirtilen açıklamada, Turgut Uyar gibi isimlerin de bu ideolojik zeminde hareket ettiği ifade ediliyor.
Nazım Hikmet’in itirafı yıllarca sansürlendi
Mehmet Akif’e yönelik bu sistematik dışlamanın, Nazım Hikmet’in eserlerine de sirayet ettiği ortaya konuldu. Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları adlı eserinde Akif’ten "büyük şair" olarak bahsettiği pasajların yıllardır sansürlendiği ve bugün dahi birçok yayında bu sansürün devam ettiği vurgulandı.
"Akif’i anlamak için yazıldığı gibi okumak şart"
Mehmet Akif’in maruz kaldığı bu tavrın nedenlerini anlamanın tek yolunun, şairin eserlerini orijinal yazımıyla okumaktan geçtiği belirtiliyor. Türk şiirinin geleceğini Türk milletinin geleceğiyle özdeş tutan bu çalışma, Safahat’ın bir bütün olarak, yazarının kaleminden çıktığı orijinal haliyle gelecek nesillere ulaştırılmasını bir "tarihi vazife" olarak görüyor.
Safahat külliyatı, TİYO Yayıncılık, dernek şubeleri ve seçkin kitapçılar üzerinden okuyucuların erişimine sunuldu.















