"Müdanasızlığın Ete Kemiğe Bürünmüş Hâli"
Salih Tuna, Nihat Genç’le ilk kez 1984 yılında Ankara’da tesadüfen tanıştığını, henüz 27 yaşındaki Genç’in dolu dolu konuşmalarıyla dinleyicileri etkilediğini yazdı. Tuna, Genç’in konuşmasının ünlü şair İsmet Özel tarafından da beğenildiğini vurguladı.
Köşe yazısında Genç’in gençlik yıllarına, Trabzon’daki ideolojik ve kültürel ortamına da değinen Tuna, “O Ülkücüydü, ben Büyük Doğucu” sözleriyle farklı aidiyetlere rağmen aynı mefkûrede buluştuklarını belirtti.
“Yazmıyor, Yumruk Atıyordu”
Nihat Genç’in 80’li yılların sonunda Leman Dergisi’nde yazmaya başlamasıyla birlikte bambaşka çevrelere ulaştığını ifade eden Tuna, mizah dergilerine karşı önyargılı olan kendi çevresinin bile Genç’in yazıları için bu dergileri gizlice aldığını aktardı.
Genç’in yazı tarzını “Yazmıyordu da yumruk atıyordu” cümlesiyle tanımlayan Tuna, onun kimseye eyvallah etmeden, doğrudan, sert ve etkileyici bir üslupla yazdığını belirtti.
FETÖ Kumpası ve Direnişi
Salih Tuna, Nihat Genç’in Hrant Dink suikastı sonrasında bazı çevrelerce bilinçli olarak hedefe konulduğunu, FETÖ ve liberal medyanın bu cinayeti kullanarak Genç’e “itibar suikastı” düzenlediğini söyledi. Tuna, bu haksızlığa karşı 2007 yılında kamuoyunu bilgilendirmek adına kaleme aldığı yazıya da atıfta bulundu.
Tüm saldırılara rağmen Genç’in yılmadığını belirten Tuna, Genç’in daha sonra FETÖ operasyonlarına karşı Müyesser Yıldız, Barış Pehlivan, Soner Yalçın gibi isimlere sahip çıktığını, ancak onların daha sonra “İmamoğlu’nun kapatması” hâline gelmesinin Genç’te büyük bir hayal kırıklığı oluşturduğunu dile getirdi.
Veryansın TV ve Son Nefese Kadar Mücadele
Salih Tuna, Genç’in tüm bu süreçlerin ardından yılmak yerine daha da hırslanarak Veryansın TV’yi kurduğunu, hiçbir kalıba sığmayan, kategorize edilemeyen bir karakter olduğunu vurguladı. Yazısında “Hayatının her döneminde ABD emperyalizmine karşıydı” ifadesiyle Genç’in istikrarla savunduğu ideolojik çizgiyi de öne çıkardı.
“Ciğerimizde Kalacak Bir Dostluk”
Genç’in entübe edildiği günden itibaren kötü haberi yüreği ağzında beklediğini söyleyen Tuna, acı haberle yıkıldığını dile getirdi. Yazının sonunda, Nihat Genç’in kendisine yazdığı bir cümleyi alıntılayarak vefa dolu satırlarını şöyle tamamladı:
“İki arkadaş arasında edilmiş laflar, en nadide hatıralar gibi ciğerimize, kalbimize en yakın bir yerde kişiliğimizin en hayati organı olarak ebediyen kalır.”
Salih Tuna’nın kaleminden dökülen bu yazı, hem bir dostun vedası hem de Nihat Genç’in mücadeleyle geçen hayatına bir vefa nişanesi olarak kayda geçti.















