Şehirleşmenin bu kadar yoğun olmadığı dönemlerde evler müstakil ve bahçeliydi. Dolayısıyla komşuluk ilişkileri çok daha doğal, samimi ve sağlıklıydı. “Komşu, komşunun külüne muhtaç” anlayışı ile empati ve diğergamlık üst düzeyde gerçekleşiyordu. “Evim ayrı, derdim ayrı” çerçevesinde çok çok yandaki komşunun tavuğu bahçeye girdiği için küçük çapta sürtüşmeler vakayı adiyeden sayılırdı. Kısaca yatay mimari sosyolojik olarak da huzur ve mutluluk kaynağı olmaktaydı.















