Buna göre, resmi ilan ve reklam alan gazete, dergi ve internet haber siteleri artık “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın” yapamayacak. Teklife göre bu ilkeye aykırı yayın yapan mecralara BİK tarafından 60 güne kadar resmi ilan ve reklam kesme cezası verilebilecek.
Anayasa Mahkemesi’nin 2025 yılında verdiği kararla 195 sayılı Kanun’un 49. maddesi büyük oranda iptal edilmiş, BİK’in ilan kesme yetkisinin kapsamı önemli ölçüde daralmıştı.
BİK’in yeni düzenleme çalışması kapsamında hazırlanan ve TBMM komisyonlarına sevk edilen teklif, kamuoyunda geniş tartışma başlattı. Teklifteki en dikkat çeken hüküm ise “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayım yapılamaz” maddesi oldu.
Sosyal Medyada Alevlenen Tartışma
Teklifin kamuoyunda en fazla tartışılan yönü, “Atatürk ilke ve inkılapları” ifadesinin doğrudan kanun metnine girmesi oldu.
Sosyal medyada farklı siyasi çevrelerden çok sayıda yorum yapılırken, bazı kullanıcılar düzenlemenin ifade özgürlüğü üzerinde baskı oluşturabileceğini savundu. Özellikle muhafazakâr çevrelerde “Kemalist sansür geri mi geliyor?” eleştirileri dile getirildi.
Öte yandan bazı hukukçular ise teklifin Cumhuriyet’in temel niteliklerini korumayı amaçlayan bir düzenleme olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
“163. Madde Geri Mi Geliyor?” Tartışması
Teklifin gündeme gelmesinin ardından sosyal medyada eski Türk Ceza Kanunu’nun kaldırılan 163. maddesine yönelik göndermeler de yapılmaya başlandı.
Ancak mevcut teklif incelendiğinde, laikliğe aykırı propaganda veya düşünce açıklamalarına yönelik herhangi bir hapis cezası öngörülmüyor. Düzenleme yalnızca resmi ilan ve reklam alma hakkına ilişkin idari yaptırımları kapsıyor.
AK Parti Grubu’nun mu, BİK’in mi Düzenlemesi?
Hazırlanan ilk taslakta Atatürk maddesinin yer aldığı, AK Parti grubunda yapılan görüşmelerin ardından hükmün netleştirilerek komisyona sevk edildiği belirtiliyor.
Teklif, Cumhuriyet’in temel değerlerini koruma gerekçesiyle savunulurken, muhalefet ve bağımsız basın çevreleri tarafından “ifade özgürlüğüne darbe” olarak değerlendiriliyor.
1994 yılında yürürlüğe giren 195 sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu uzun yıllardır resmi ilan dağıtımında BİK’e geniş yetkiler tanıyordu. AYM’nin iptal kararı bu yetkiyi sınırlandırmış, yeni teklif ise yaptırım mekanizmasını yeni bir hukuki çerçeveye oturtmayı amaçlıyor.
Medya Sektörü Yakından Takip Ediyor
Resmi ilan gelirleri özellikle yerel gazeteler ve internet haber siteleri açısından önemli bir finansman kaynağı oluşturuyor. Bu nedenle teklifin yasalaşması halinde medya sektöründe önemli etkiler doğurabileceği değerlendiriliyor.
TBMM komisyonlarında görüşülecek düzenlemenin mevcut haliyle kabul edilip edilmeyeceği veya değişikliğe uğrayıp uğramayacağı önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.
Gözler BİK Yönetiminde
Teklifin yasalaşması halinde medya sektöründe doğrudan etkiler doğurabileceği belirtilirken, özellikle resmi ilan gelirleriyle faaliyetlerini sürdüren yerel gazete ve internet haber siteleri sürecin nasıl işleyeceğine ilişkin net açıklama bekliyor.
Basın İlan Kurumu'ndan resmi ilan alan medya kuruluşları, yeni düzenlemeyle ilgili uygulamanın kapsamı, değerlendirme kriterleri ve olası yaptırımlar konusunda BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay'dan kamuoyunu aydınlatacak bir açıklama yapılmasını bekliyor.
Sektör temsilcileri, özellikle "Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırılık" değerlendirmesinin hangi ölçütlere göre yapılacağının açıklığa kavuşturulmasının önem taşıdığı görüşünü dile getiriyor.















