https://www.akasyam.com/files/uploads/user/1a68e5f4ade56ed1d4bf273e55510750-b7ad7803e97457a74c7a.jpeg
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Üzerine Düşünceler

14-08-2025 18:27

Eğitim, hem bireysel gelişim hem de toplumsal ilerleme açısından çok önemli bir kurumdur.

Eğitim bir ülkenin geleceğine yaptığı en büyük yatırımlardandır.

Ülkenin ekonomisi, toplumsal gelişimi, kültürel nitelikleri, uluslararası topluma uyumu, vb. eğitim sistemi ve yetiştirdiği insan profili ile belirlenir. Özellikle toplumsal yapı ve refah ile doğrudan bağlantısı nedeniyle eğitimin ayrı bir önemi vardır. Bunun farkında olan ülkeler eğitime ekonomilerinden büyük bütçeler ayırmakta, eğitim programlarını çağın gerekleri doğrultusunda yeni yöntem ve yaklaşımları içerecek biçimde sürekli güncellemektedir. Bu bağlamda ülkemizde yeni uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğretim programları ulusal öğretim programlarımızın modern eğitim yaklaşımları temel alınarak güncellenmesi ve eğitim sistemimizin yenilenerek diğer ülkelerle uyumlu hale getirilmesi açısından önemlidir.

 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli 2024 yılında yayınlanmış ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; temel yaklaşımı, öğrenci profili, erdem- değer-eylem çerçevesi, beceriler çerçevesi bileşenlerinin bir araya gelerek oluşturduğu sistematik bir eğitim modelidir.

Öğretim programlarının temel yaklaşımı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “bütün ideolojilerin üstünde millî bir şahsiyet inşa etmek ve o şahsiyetlerden oluşan bir toplum oluşturabilmek için; ahlaklı, erdemli, milleti ve insanlık için iyi, doğru, faydalı ve güzel olanı yapmayı ideal edinmiş, eleştirel düşünebilen, sorgulayan, araştıran, mesuliyet ve ülkü sahibi, yalnızca medeniyete uyum sağlayan değil, etkin olarak medeniyet kurucusu ve geliştiricisi bilge nesillerin yetiştirilmesi” olarak ifade edilmiştir. Programda yetiştirilmesi hedeflenen öğrenci profili ise yetkin ve erdemli insan olarak tanımlanmaktadır.

Erdemli insan yetiştirilmesi Erdem-Değer-Eylem Çerçevesinin uygulanması ile sağlanacaktır. Böylece eylemlerden değerlere, değerlerden erdemli insana, erdemli insandan ise "Huzurlu Aile ve Toplum", "Yaşanabilir Çevre" ve "Huzurlu İnsan" a ulaşmak mümkün olabilecektir. Ayrıca program beceri temelli bir yapıya sahiptir, zengin ve güncel öğrenme stratejileriyle derin ve çok yönlü öğrenme fırsatları sunmaktadır. Kısacası, programın "köklerden geleceğe" yaklaşımını temel alarak erdem ve yetkinlik temelli, kapsayıcı, esnek ve ölçülebilir bir eğitim modelini temsil ettiği ifade edilebilir. 

Maarif Modeli öğretim programları kazandırmayı hedeflediği nitelikler ve buna paralel olarak düzenlenen yoğun ve kapsamlı içeriği bakımından olumlu bir gelişmedir. Hedeflerin büyük olması programın azim ve iddiasının bir göstergesidir. Aynı zamanda bu yoğun içerik toplumsal alanda görülen eksikliklerin yansıması ve yeni programla giderilmeye çalışılması gayreti olarak da görülebilir. Özellikle programın ana felsefesini oluşturan Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi bu gayretin bir parçasıdır ve toplumsal alanda görülen bir boşluk olarak muhakkak üzerinde durulması gereken önemli eksikliklerden birini oluşturmaktadır.

Bununla birlikte Maarif Modeli’nin bu kadar kapsamlı ve iddialı hazırlanmasına karşın uygulanması noktasında karşımıza çıkabilecek bazı eksikliklere dikkat çekilmesi gerekmektedir. Bu konuda özellikle TIMSS sınavından hareketle uygulamada dikkat edilmesi gereken bazı noktaların vurgulanması yerinde olacaktır. TIMSS (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) dört yılda bir yapılan ve dördüncü ve sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik ve fen alanlarındaki başarılarını değerlendiren uluslararası bir sınavdır. Ülkemiz de bu sınava 4 ve 8. sınıf düzeyinde katılmaktadır. TIMSS öğretim programı çerçevesi programların üç yönü olduğunu belirtir: planlanan program, uygulanan program ve ulaşılan program. Planlanan program, ülkelerin müfredat politikaları doğrultusunda öğrencilerden öğrenmelerini beklediği içeriği temsil etmektedir. Bu anlamda Maarif Modeli öğretim programları TIMSS çerçevesine göre “planlanan program” aşamasını oluşturmaktadır. Uygulanan program ise sınıflarda gerçekte ne öğretildiğini, öğretmenlerin özelliklerini, programın uygulandığını ve ders kitaplarını içerir.

Son olarak, ulaşılan program ise ortaya çıkan sonuçları, öğrencilerin ne öğrendiklerini ve ne düşündüklerini içerir.

Görüldüğü üzere, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile öğrencilere kazandırılması hedeflenen içerik yani “planlanan program” uygulama sürecine girdiğinde yani “uygulanan program” aşamasına geçildiğinde sınıf içi değişkenler, öğretmen özellikleri, fiziki olanaklar, uygulanan eğitim anlayışı, öğrenme-öğretme süreci, kullanılan yöntem ve teknikler, veli profili, öğrenciden kaynaklanan değişkenler, okul yönetimi gibi birçok değişkenden etkilenmektedir. Bu süreçte hedeflenen öğrenme çıktılarına % 100 verimle ulaşılması çok mümkün görünmemektedir. Ancak ne kadar az kayıpla programın hedeflerine ulaşılması sağlanırsa başarı o kadar büyük olur. Sonuçta “ulaşılan program” yani öğrencilerin hangi konuları ne kadar öğrendikleri, hedeflenen öğrenme çıktılarını ne kadar kazandıkları planlanan programla ne kadar büyük oranda örtüşürse eğitimden alınan verim o kadar artar, Maarif Modeli ile hedeflenen kazanımlara o oranda ulaşılmış olur. Ancak bunun sağlanabilmesi için uygulanan program aşamasında işin içine giren, yukarıda saydığımız değişkenlere de dikkat etmek gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki eğitim; ülkemizin geleceği ve gücü, hayatta kalma ve politikalara yön verme kapasitesini doğrudan etkilemektedir. Bu ise eğitim programları ile ne kadar yetenekli ve donanımlı bireyler yetiştirebildiğimizle doğrudan orantılıdır.  

Neler Söylendi?

Yazar Mehmet Bozkurt

Teşekkür ederim. Çok güzel bir yazı... Eğitimci olarak düşünerek dane dane okudum... 9 ay önce
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik